Polis, ülkede toplumsal düzeni korur ve huzuru sağlar, gerçekten öyle mi?

Taner Renda / 03.04.2021

@RendaTaner

Yozgat Polis Eğitim Merkezi’nin dönem mezuniyet töreninde toplu yeminlerini seyredince; kanım dondu. Yüzlerce yeni mezun, okulun yönetiminde, hep bir ağızdan “bismillahmanirahim, ol deyince olan” “kana kan intikam, intikam, intikam”, “Allah Türkü korusun, Allah Türkü korusun, Allah Türkü korusun” diye yemin ediyorlar. Yeminin tek bir yerinde bile, hırsızlara, katillere, soygunculara karşı tek bir kelime yok. Adalet, yasa, hak, hukuk namına tek bir kelime bile yok. İslam ülkelerinde bile bu kadar tek yanlı, bu kadar başka dinlere, dillere karşı düşmanca bir tutum alınmamıştır. Youtube’a sadece yemin töreni konduğu için bu kadarını bilebiliyoruz. Derslerde nelerin, nasıl işlendiğine ilişkin bizlerin bilmesine olanak yok. Ama tahmin edebiliriz. Neye bakarak tahmin edebiliriz? Gezi protestoları sırasında, kadın ve erkek polislerin, protestocuların, kadın erkek olmasına bakmadan, yaşlı genç demeden, vahşice kalabalıklara saldırmasından anlayabiliriz. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü anmalarında, tam da o günde kadınların saçlarından yerlerde sürüklenmesinden. Yine yakın zamanda Boğaziçi Üniversitesi’ne kayyum mantığı ile son derece vasıfsız bir kişinin rektör olarak atanmasını protesto eden öğrencilere karşı uygulanan akıl almaz ölçüde şiddet ve öfke ile protestoların dağıtılmasından…

Pandemi süresince neredeyse tüm gün insanlık dışı koşullarda çalışan sağlık emekçilerinin haklarını istedikleri basın açıklamalarına gaz ve polis copları ile dağıtılmalarından. Yine pandemi süresince işverenlerin kanunsuz işten çıkarma, tazminatsız işten atmayı sağlayan “ahlaksızlık” maddesi ile sendikalaşmaya çalışan işçilerin protestolarına karşı takındığı şiddet gösterilerinden.

Örnekleri uzatmanın anlamı yok. HDP milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun uzun yıllar, hiçbir ayrım gözetmeksizin insan hakları ihlalleri konusunda, son derece titiz ve ahlaklı çalışmalarını susturmak için AKP+MHP iktidarı tarafından önce milletvekilliğinin düşürülmesi ve ardından da yasa koruyucuları ve uygulayıcıları olan polisleri, girmemesi gereken meclis içine kanunsuz bir biçimde çağırıp, Gergerlioğlu’nun yaka paça gözaltına alması ile başladı. Dün gece de, yine aynı mantıkla, evini basıp, ailesinin gözleri önünde zor kullanarak, yaka paça evden polis aracına bindirdiler. Ardından hırpalanan Gergerlioğlu’nun kalp krizi geçirmesine aldırmayıp, önce hapishaneye, sonra da hastaneye sevk etmeleri ve hangi hastaneye sevk ettiklerini gizlemeleri, demokrasi ile yönetildiğini söyleyen hiçbir ülkede yapılamaz.

Dün gece, bu ülkenin vicdanı kanadı. Bu ülkenin adaleti yok edildi. Bu ülkenin insan hakları yerlerde sürüklendi. Gizli işkenceden, açık işkenceye geçtiler. Hiç bir şeyden korkuları yok. Hiç bir yasayı umursamıyorlar. CHP, kendi milletvekiline yapılan haksızlıkta yeri göğü inletirken, HDP’li Gergerlioğlu’na yapılan adaletsizliğe, işkenceye, haksızlığa uzaktan bakıyor. Bir kez daha hatırlatmakta yarar var: “Sarı ineği her verdiğinizde; sıranın kendinize de geleceğini asla unutmayın”. Demirtaş’ın haksız ve hukuksuz olarak yıllardır hapiste tutulmasının en önemli destekçilerinden biri de CHP’dir.

Ülkemizin eğitiminin İmam Hatip düzeyine düşürülmesine, TSK’nın tarikatların eline geçirilmesine ve dincileşmesine fısıltı ile itiraz ederseniz; bu gün bedavadan geleceğini düşündüğünüz HDP’nin oyları da sizi kurtaramaz. Yeri göğü inletmezseniz, mecliste getirildiğiniz “etkisiz elemanlar konumundan” çıkmazsanız; bu ülkenin tüm namuslu, vicdanlı insanlarından tek bir oy bile alamazsınız. Hele hele Kürtlerden AKP+MHP iktidarını oy kaybettirme dışında size tek bir oy bile veren çıkarsa; yazıklar olsun onlara.

Ayağa kalkın iyi insanlar, yoksa bir daha namusunuzla dik bir biçimde duramayacaksınız. Kötülük karşısında direnmiyorsak; yaşamak gibi bir lüksümüz bile kalmayacaktır.

Yazarımızın daha önce yayınladığımız yazıları

19 Mart 2021, uçurumdan önce yapılabilecek freni yok etmiştir / 20.03.2021

Farklı bir şey yapmadan, farklı bir etken işin içine karışmadan biz bu işin içinden alnımızın akıyla çıkamayız. / 15.03.2021

Bütün mesele: gelmekte ve gitmekte olanı anlayabilmekte / 28.02.2021

“HDP’ye oy veren milyonlar, kurşun yağdıran teröristlerdir” / 21.02.2021

ÖLÜLER ÜLKESİNİN SERİ KATİLLERİ / 18.02.2021

YAKLAŞAN FIRTINA VE YUMURTA HİKAYESİ / 07.02.2021

TARİHİN SEYRİNİ DEĞİŞTİREBİLİRİZ / 03.02.2021

SEKİZ YÜZ YILLIK BİR DÖNEM SONA ERERKEN GELECEĞE BAKMAK / 30.01.2021

Diğer Yazılar

ANA DİLDE ISRAR

  Hatice Kavran / 11.09.2021 Batı toplumlarında milliyetçiliğin henüz olmadığı tarihlerde, bu toplumları en fazla …

1 yorum

  1. Taner Renda , nın yazısı ve naçizane düşüncem : polisi, savcıyı , hakimi her an ve her saat denetleyecek anında kovacak, sürgüne Manisa’da şarap fabrikasına çalışmaya gönderecek her ilçede 15 -25 yaş arası en az 40 genç, 70 yaş üstü güngörmüş 10 kişi, marjinal kişilik sahibi edebiyat, felsefe, mantık, matematik öğretmeni 5 kişi, ressam, tiyatrocu, balet, balerin, detektif romanları yazarı 30 kisi, sokağı, şehri, hayatı seven ev kadını 10 kişiden oluşacak bağımsız komisyon kurulmalıdır. SOSYALİZM PROGRAM

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir