
Salih Zeki Tombak / 21.03.2026
Mitinge gitmeden önce Demokrasi İçin Birlik Meclisi grubuna çağrı yapmıştım. Ece Kutlu geleceğini söyledi. Başka birkaç arkadaş daha. Tabii herkes kendi kortejiyle, kendi çevresiyle veya kendi başına alana geliyor. Gündüzden orada haberleşelim, buluşmaya çalışalım dediğim arkadaşlarla buluşmak bir yana, alana birlikte gittiğim Zeki Kılıçaslan ve Cemal Bilgin ile, miting alanında bir ara ayrıldık ve nirengi noktası belirlemiş olmamıza rağmen, bir daha buluşamadık.
Tabii karşılaşmayı planlamadığımız arkadaşlarla karşılaştık. İsimlerini saymaya girişmeyeyim, uzun sürer.
Polis miting alanını kendince bir tahminde bulunarak bariyerlerle çevrelemişti. Doğru bir tahmin yapamadıkları mitingin başlama saatinden önce ortaya çıktı, bariyerlerin dışına doğru miting genişledi, yayıldı. 19 Mart darbe girişiminden itibaren Saraçhane’de üst üste her gece mitingdeydik. Son mitingi hatırlıyorum, kalabalık Fatih yönüne doğru çok daha geniş bir alana yayılmıştı. Ama o zaman, meraklı biri olarak alanda devamlı ve çok rahat biçimde dolaşabiliyordum. Bu defa bariyerlerin içi o kadar yoğunlaştı ki, “müsaade eder misiniz?” diyerek bile 15 metre ileri-geri dolaşmak mümkün değildi.
Ben de kendimi bariyerlerin dışına attım.
Bariyerlerin içinde her siyasi gelenekten çok sayıda arkadaşla karşılaştım. Ama çoğu içerideki yoğunluktan ve hareketsizlikten benim gibi sıkılıp biraz daha ferah alanlara çıkmıştı. Tayyip Erdoğan’dan farklı olarak çok sayıda İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğrenciliğimden sınıf/okul arkadaşım var. Onların Kurtuluş’çu olanlarıyla, Dev Gençlilerle (her iki kanattan da) o ferah alanda karşılaştım. Kurtuluşçularla geçen hafta yazdığım “Ertuğrul Kürkçü Üzerine Konuşacaksak..” yazısıyla lafa başladık. Şevket Karakuş “şefler üzerine güzel yazmışsın” dedi. 1970’lerin ikinci yarısı, 12 Eylül darbe dönemi, bugünkü siyasi gelişmeler.. Çok konuştuk, özlemişiz. Bir ara İlknur geçerken iki cümle söyledi ve geçti. İGD’li bir arkadaşımla sarıldık. Partizancı bir sınıf arkadaşım beni o kalabalıkta tanımış, bir gün birlikte nezarette kalmışız, hatırladık.
O soğuk havayı unutturan, şimdilerde yan yana toplumsal mücadelelerde, siyasi faaliyetlerde farklı olanlarla birlikte mücadele ediyor olmanın yakınlaştıran duygusunu uzun zamandır tanıyorum.
Zaten alanda sosyalist solun, sosyalist sol bir zeminde yanyana asla gelmeyenler dahil çok geniş öbekleri; CHP’ye yönelik saldırıya karşı itiraz etmek üzere alandaydı. EMEP, Sol Parti, TKP, TİP, SYKP, EHP, TÖP, Kaldıraç, SODAP. Devrimci Parti pankartı taşıyan bir kadın arkadaşla az kaldı çarpışıyorduk. Tabii CHP mitinglerinin olmazsa olamazı HKP sanırım 10 kırlangıçla sahadaydı. Bu arada unuttuğum, göremediğim çevreler illa ki vardır. Lütfen kusura bakmasınlar.
Kürsü’den DEM Parti İstanbul İl başkanı, (bizim “Askeri Darbelerin Asker Muhalifleri, ADAM-DER’den Bahadır’ın, gözaltına alınırken başı öne eğdirilemeyen haber videosu ile tanıdığım oğlu Çınar Altan) ve bütün sol partilerin başkanları anons edildi.
Miting CHP Mitingi olduğuna göre CHP’liler de vardı, az değillerdi ve çok çoktular. Susurluk ilçe örgütü pankartı bile gördüm. Tabii sendika pankartları her yerdeydi.
CHP ile dayanışma harika!
Ama sosyalistler demokrasi talep etmek için, CHP Mitinglerinin işaret ettiği ortak paydaların bir parmak fazlası etrafında, kendi aralarında, CHP’siz de bir araya gelebilirler. Böyle bir, bir araya gelişin CHP’ye de daha fazla faydası olur.
Tabii pankartlara bakınca miting daha çok sosyalistlerin mitingi gibi görünmekle birlikte, Özgür Özel liderliğindeki CHP’nin bunu sorun etmemeyi öğrendiğini görüyoruz. 1970’ler CHP’sinin mitinglerinde de Devrimci Yol, Kurtuluş, İGD, Halkın Kurtuluşu vb’nin dev pankartları olurdu. Ecevit sinirlenir, pankartları indirtmeye çalışırdı. Halbuki sol yapılar olmasa, ülkücü çetelerin pusuları ve saldırıları o kadar yaygınken, CHP’nin afişini kim yapıştıracak, duvarlara “Umudumuz Ecevit/Karaoğlan” yazılarını kim yazacaktı? Devrimciler olmasa Ecevit acaba rahat rahat CHP mitingi yapabilir miydi? MHP’si var, ülkücü çeteleri var; Pol-Bir adlı üniformalı eşkiya var, Kontrgerillası, Özel Harp Dairesi var. Nitekim 1977 yılının 5 Haziran’ında yapılacak genel seçimler öncesinde İzmir Çiğli’de kendisine bir Özel Harp Dairesi elemanınca, sadece Özel Harp envanterinde bulunan bir silahla ateş edildi. Ahmet İsvan yaralandı. Ecevit daha sonra başbakan olduğunda bile, “izler devletin içine”, Özel Harp Dairesine gidiyor diye kendisine karşı düzenlenen suikasti, korktu, araştıramadı.
Bu defa mitingde kürsüye önce üniversiteliler çıktı. Güzel konuşmalar yaptılar. Onları dikkatle dinlemeye çalıştım. Zaten miting alanında kürsü konuşmaları televizyondan izlendiği gibi anlaşılır biçimde kulağa gelmiyor. Mitinge katılmanın amacı, konuşmaları dinlemek değil; o atmosferin bir parçası olmak. Hep imreniyorum, yüzünü boyamış, bayrağını, kaşkolunu, dövizini alıp gelmiş, kürsüden sorulana cevap veren, bayrak sallayan, durduğu yerde müziğe uyup dans eden ve sloganlara coşkuyla katılan gerçek miting insanlarına.
Yakın zamanda CHP mitinglerine 8 Mart kadın eylemlerine bulaşmaya gelen Zafer Partililer peydah oldu. Türk Petrol’ün kurt kafasını mavi beyaz renklerle bayrak haline getiren birkaç genç gördüm. Gelmeleriyle kaybolmaları bir oldu. Ellerinde bir Devlet Bahçeli posteriyle ama “Ekrem İmamoğlu için geldik” diyen bir grup gence İlknur denk gelmiş. Bu sağ tabanda bir çözülmeye de, provokasyon örgütlenmelerine açık bir zeminin de olduğuna işaret ediyor sanki. Biz ikinciye odaklanalım.
Tabii miting coşkuluydu, kalabalıktı, katılım renkliydi ama AKP-MHP rejiminin seçilmiş emniyet güçleri mitingin sonunu beklemekteydi. Miting dağılırken her zamanki gibi herhangi bir taşkınlık, saldırı vb olmadığı halde dağılanlara saldıran ve özellikle gençleri yakalayıp kelepçeleyerek gözaltına alan rejimin “hücum kıtaları” görevini yapmış. Ben yolum uzun olduğu için bu kirli gösteri başlamadan önce ayrılmıştım. Bu yüzden bu bölümde sosyal medyadan gördüklerimi anlatıyorum.
Gençlerimizi hemen bırakın!
İBB davasının bütünüyle bir saray operasyonu olduğunu hem biz, hem bütün dünya biliyoruz. “Tutuksuz yargılayın” falan değil; bütün tutukluları hemen serbest bırakın, bu dosyayı çöpe atın. Yaratılmış mağduriyetlerin sorumluları er geç yargı önüne çıkacaktır. Gençlere saldırmaya hevesli emniyet mensuplarıyla birlikte.
CHP yönetiminin 19 Mart darbesine boyun eğmemesi, dik durması muhteşem.
Halkın yargı darbesine itiraz etmesi ve bir yıldır kesintisiz mitinglere katılıp alanları coşkuyla ve öfkeyle doldurması çok güzel.
Ama artık halkın sokaklara, meydanlara inişinin miting formatına sıkışmasından kurtulmak lazım. Özgür Özel bu ihtiyacın kapıya dayandığını gördüğü için “miting değil, eylem yapıyoruz” diyor. Akıllı ve görebilen bir siyasetçi. Sosyalist parti ve örgütlerin de CHP Mitinglerine pankart ve kırlangıçlarla katılma formatının “dar” geldiğini görmesi lazım. Yeni bir direniş ve mücadele formu için iki şeye ihtiyaç var. DEM Parti’nin yeniden ve kendisine yakışır şekilde muhalefet partisi olmasına, iktidarın toplumsal/siyasal muhalefeti bölme parçalama siyasetini reddetmesine ve sosyalist solun halkın direnişine, halkın içinden yeni yollar açmasına..
Hayat önümüze çözebileceğimiz problemler koyuyor; eğer çözmek için varsak.
YazıPortal Resmi İnternet Sayfasıdır