Deprecated: EV_Widget_Entry_Views içindeki WP_Widget oluşturucu yordam 4.3.0 sürümünden bu yana desteklenmiyor! Yerine __construct() kullanın. in /home/yaziportal/public_html/wp-includes/functions.php on line 5304
19 Mart 2021, uçurumdan önce yapılabilecek freni yok etmiştir – YazıPortal

19 Mart 2021, uçurumdan önce yapılabilecek freni yok etmiştir

@RendaTaner

Taner Renda / 20.03.2021

Erdoğan, özellikle son 2-3 senedir, kendisinden beklenmeyecek derecede vahim hatalar yapmaya başladı. Önceleri buna pek anlam verememiştim. Bunca yılın deneyimlerinden sonra, asla yapılmayacak hatalar zinciri sarmalına girmesi için var olan denklemde ne gibi değişkenlik olduğuna baktım. Bulduğum şey: Devlet Bahçeli ve MHP’nin Erdoğan’a karşı aniden değişen tutumuydu. Erdoğan’ın çok istediği başkanlık rejimine aniden yeşil ışık yakmış ve bunun karşılığında da MHP olarak hiçbir şey talep etmediğini bildirmişti. Ekmek kadayıfı üzerine kaymak sürülmesi gibiydi Erdoğan için. Tüm gündemler neredeyse geriye çekildi ve artık her şey başkanlık seçimlerine dönük hale getirildi. Süreç tıkır tıkır işliyor ve Erdoğan son derece mutlu bir şekilde kendine Saray inşa etmeye devam ediyordu. Devlet Bahçeli de hala bir şeyler talep etmiyordu.

Zaman içinde Bahçeli’nin ufak tefek zararsız istekleri büyük bir iştahla yerine getirildi. KYK’lılara verilmiş sözünün bile artık arkasında durmuyordu Bahçeli. Ne mutluydular artık. İlk sıkıntı Alaattin Çakıcı’nın affedilmesinde yaşandı. Bahçeli bekledi, bekledi ve sonunda büyük müjde alındı: artık içimizde yaşayabilirdi karısını, çocuğunun gözü önünde öldürten, uyuşturucu kaçakçısı, haraççı ve devletin ara sıra kirli işlerini gören Alaattin Çakıcı. Kısa bir süre sonunda, Marmaris’te, mahşerin dört atlısı basına müthiş bir resim verdi: Mehmet Ağar, Alaattin Çakıcı, Engin Alan ve Korkut Eken. Bu resim bize: devletin kirli yüzünün artık, görünen yüzü olduğunu ve iktidardaki AKP’ye, Perinçek ile birlikte MHP’nin de destek verdiğini dosta düşmana gösteriyordu. Devlet artık, bir kez daha hukuk üzerinden değil, keyfilik ve haydutluk üzerinden yürütüleceğini bildirmişti bizlere.

Amerika’da Trump seçimleri Biden’a karşı kaybedince; Erdoğan’la birlikte devlette de alarm zilleri çalmaya başladı. Bunca yılın yolsuzlukları, usulsüzlükleri, ülkenin elindeki bütün servetlerinin başta 5’li inşaat çetesi olmak üzere eşe dosta peşkeş çekilmesi sonucunda, Merkez Bankası’nın elinde günü bile kurtaracak kaynakların neredeyse bitmesi karşısında, ilk olarak Damat feda edildi. Yeni Başkan’ın ilk icraatları: Erdoğan’ın ekonomi ile hiçbir ilişkisi olmayan teorilerini çöpe atan faiz hadlerini dört buçuk ay gibi kısa bir sürede %8,5 yükseltmesi ile oldu. Dün gece aniden Naci Ağbal’ın Merkez Bankası Başkanlığı’ndan alınması; aslında şok etkisi yaratmadı. Çünkü Erdoğan, bu kadar yüksek faizi tabanına açıklamakta zorluk çekmemek için, bu kez seçilen günah keçisi Ağbal olmuştu. Bu Cuma iş bu kadarla kalmadı: insan hakları konusunda ele avuca sığmayan, dur durak bilmeyen eski mahalle arkadaşları, Mazlum Der Başkanı ve son seçimde HDP’den milletvekili seçilen Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu, AKP+MHP iktidarının insan hakları konusundaki bütün pisliklerini gün yüzüne çıkarmıştı. Ders vermek gerekti ve yıllar önce bir haber sitesindeki bu yönde bir haberini retweetlemişti. Haber yapan site hiçbir soruşturmaya tutulmazken, alelacele, “yargılayıp”, 2 sene 6 ay ceza verilmiş ve bağımsız ve tarafsız Yargıtay’da onamıştı. Hemen meclise getirilen bu fezleke, Meclis’te okundu ve Gergerlioğlu’na gereken ceza verilmiş oldu. Aynı anda Yargıtay yine boş durmamış, aylarca çığırtkanlık yapan Bahçeli’nin ricalarını kırmayıp, HDP’ye de kapatma davası açtığını duyurdu. Gece yarısı ise Cumhurbaşkanı Erdoğan 2 kararname daha yayınladı: Ağbal’ın görevinden alındığını ve yerine Damat’ın kankasının, yeni başkan olarak atandığı ve 2014’ten beri yürürlükte olan İstanbul Sözleşmesi’nin de artık kadük olduğunun duyurulması. Bu kararnamelerle artık uluslararası para piyasalarından çok daha yüksek faizle ve daha güçlü teminatlarla para buluna bilineceğini, ayrıca, kadın haklarını tümden görmezden geleceklerini herkese ilan etmiş oldular.

Tüm bunlara baktığımızda benim aklıma birkaç olasılık geldi:

  1. Açık/gizli iktidar, artık yapılacak hiçbir seçimi kazanamayacağını düşünüp; rakiplerini şu ya da bu yolla tasfiye etmeye karar vermiş ve planlarını uygulamaya koymuş. HDP’nin kapatılması ve yöneticilerine siyasi yasaklar getirilmesi: ne geçmişte iktidarlara bir yarar getirmiş, ne de bu gün getirecek. Erdoğan, bunu bilecek kadar deneyimli bir kişidir. Ne var ki; Bahçeli’nin “ricalarını” kıracak noktayı çoktan geçmiştir. Zaten Bahçeli’de nedense sık sık “2023’e kadar seçim yoktur ve cumhur ittifakının adayı da muhterem Recep Tayyip Erdoğan’dır” diyerek aba altından Erdoğan’a: hiçbir yere gidemezsin demekte.

  2. Seçimlerde başarı kazanılamayacaksa; yapılacak iş: sivil ya da askeri darbeye kalmıştır. Biden öncesi bu düşünce biraz daha başarılı olabilir dedirtecek cinsindendi. Ancak, şartlar artık hiçbir koşulda darbeler olumlanamayacak durumda. Bu intihar demektir. Bunu Erdoğan’da biliyor, ona gizli/açık destek verenler de. Ayrıca, Merkez Bankası tam takır olmuş bir zamanda, parasız da darbe olmuyor. Sözü çokça edilen 128 milyar dolar halen bankanın kasasında olsa; hani yabana atılmayacak bir kurtarıcı fikir olabilirdi.

  3. Geriye kala kala, benim uzunca süredir kafamda tartıştığım: yeni dünya düzeninde en azından şimdilik, haydut/otoriter/otokrat yönetimlere yer verilmemesi konusundaki uluslararası politika yapıcılarının konsensüsünün kendilerine işletilmemesi için, Devlet’in “günah keçisi” olarak seçtiği AKP ve onun Genel Başkanı Erdoğan’a bütün pis işleri yaptırmak ve en sonunda da uçuruma sürükleyip; oradan aşağı atlatmak. Bu plan, uluslararası politika yapıcılarının da çok işine gelir. Ne de olsa Türkiye, büyük ve hala önemli bir ülke. Ülkeyi feda etmek yerine, “günah keçisi”ni seve seve kabulleneceklerdir. Elbette Erdoğan da kolay lokma değildir. Tek başına uçurumdan aşağı isteye isteye atlamayacaktır. Bize ne olacak derseniz? Hiçbir şık, bizim iyiliğimize işlemeyecektir. Çünkü tümünde de yumurta dışarıdan kırılıyor. Biz hep birlikte içerden kırmadıktan sonra, bize rahat yüzü yok.

    Yazarımızın daha önce yayınladığımız yazıları

    Farklı bir şey yapmadan, farklı bir etken işin içine karışmadan biz bu işin içinden alnımızın akıyla çıkamayız. / 15.03.2021

    Bütün mesele: gelmekte ve gitmekte olanı anlayabilmekte / 28.02.2021

    “HDP’ye oy veren milyonlar, kurşun yağdıran teröristlerdir” / 21.02.2021

    ÖLÜLER ÜLKESİNİN SERİ KATİLLERİ / 18.02.2021

    YAKLAŞAN FIRTINA VE YUMURTA HİKAYESİ / 07.02.2021

    TARİHİN SEYRİNİ DEĞİŞTİREBİLİRİZ / 03.02.2021

    SEKİZ YÜZ YILLIK BİR DÖNEM SONA ERERKEN GELECEĞE BAKMAK / 30.01.2021

 655 total views,  1 views today

Diğer Yazılar

EMPERYALİST SAVAŞLAR VE SÖMÜRGECİLİK EKOSİSTEMİ YOK EDİYOR (İKLİM KRİZİ-MİLİTARİZM İLİŞKİSİ 3)

Mustafa Durmuş 12 Eylül 2021 11 Eylül 2001 tarihinde ABD’de İkiz Kulelere yapılan terör saldırılarının …

1 yorum

  1. Taner Renda ,nın yumurta içeriden mi, dışarıdan mı kırılacak? benzetmesi sorunun düğümü, eğer haciz memuru dışarıdan gelirse müflis dükkanı kapatır, dükkan kayyıma geçer, veya borçla döner dükkanda çalışanlar zavallı olarak,aciz,karın tokluğuna çalışır, sürünür, bu yol yumurtanın dışarıdan mekanik kırılmasıdır. Yaprağın çiğnenmesi gibi bir değişikliktir, perişan sonuç verir, duyumu umumiyedir. Diyalektik yol yumurtanın içeriden kırılması ve civcivin çıkması ve yeni genç hayatın başlamasıdır içeriden tarlanın,bağın,bahçenin kurtarılması için çalışılırsa dükkan,da,bahçede kurtulur. mesut, mutlu, içsel evrim olur. Lakin hane halkının veya dükkanda işçinin, bağ, bostan, çubuk taki köylünün aval aval ağaya, patrona bakacağı yerde aklının olduğunu idrak etmesi lazım ki kendiside, doğacak civcivleri de tilkilerden kurtulsun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir