KİTAP TANITIM: İMPARATOR BURJUVAZİNİN RONTGEN ROMANI

Ümit Özdemir / 25.06.2026

@masumlevrek

Erol Toy imzalı İmparator, ilk baskısını 1974 yılında May Yayınları’ndan yapmıştı. İmparator’da, Çokzade Fehmi’nin (Vehbi Koç) devlet fideliğinde giderek büyüyen sermaye birikiminin öyküsü anlatılır. Kurtlu peynir satan bakkal dükkânından, başkent ilan edilen Ankara’da başta kiremit olmak üzere yeni Cumhuriyetin tüm inşaat ve altyapı ihtiyaçlarının karşılanmasında başrolü oynamaya uzanan bir süreç… Çokzade Fehmi’nin siyasi ilişki ağlarını kullanarak yükselmesi, romanın ana izleğini oluşturur.

Romanda; burjuvazinin bir kolunun ticari rakiplerini yok etmesi, kendine sürekli avantaj sağlayan yasa tasarılarını ve istihbarat bilgilerini devletin içinden devşirdiği adamlarıyla (Suphi) temin etmesi ve ABD emperyalizminin Türkiye’ye biçtiği montaj sanayiine dayalı çarpık gelişimin bütün öğeleri sergilenir. Sermaye sınıfının iç mücadelesinin bütün yalınlığıyla anlatıldığı bu yapıt, Türk edebiyatında eşine az rastlanan bir belgesel romandır. Roman tekniğinde karşılıklı diyalogları (diyalojik perspektif) ve bilinç akışı tekniğini kullanan Erol Toy; bayilik, acentelik ve aslında tam bir yanılsama olan serbest piyasa ekonomisinin imkânsızlığını, tekelci sermaye grubunun siyasal alana müdahaleleri üzerinden yansıtır. Oğlu Mahir’in (muhtemelen Rahmi Koç) TİP’li solcu bir kadınla olan ilişkisine kendi sınıfsal çıkarları gereği müdahale etmekten çekinmeyen Çokzade Fehmi, bu yönüyle de muhafazakârlığın kristalize olmuş çarpıcı bir halini ortaya koyar.

27 Mayıs 1960 müdahalesinden sonra yükselmekte olan sanayi burjuvazisinin içinde mevzilenen Çokzade Fehmi’nin, sanayi üretiminin önemli bir öğesi olan cıvata ve somun üreticilerinin ithalat yasağını siyasi bağlantılarını kullanarak ortadan kaldırması, sermaye içi sınıf kavgasının somut bir örneği olarak karşımızda durur. İlksel birikimini sağlayan sermaye sınıfı, burjuva Cumhuriyetin desteğiyle başladığı büyümesini, bütün sektörleri bir ahtapot gibi kontrol altına alarak sürdürür. Devletin ve siyasi elitlerin kendisine sağladığı avantajları kullanmaktan bir an olsun çekinmeyen Çokzade Fehmi, ortaklık teklifiyle yanına çekmeye çalıştığı küçük burjuvaziyi buna ikna edemediğinde, onu batırmayı da kendine bir görev bilir.

Erol Toy; Çokzadelerin piyasada yarattığı suni kıtlıklardan ve enflasyondan, paravan şirketler kurarak şirket içi ticaret gibi gösterdikleri mal alım satımlarıyla yarattıkları sahte dolaşıma, devalüasyonları önceden haber alıp fiyat ayarlamaları yapmalarına kadar varan o burjuva vurgun ve yağma yöntemlerini büyük bir açıklıkla ortaya koyarken gerçekçilikten asla taviz vermez. Yazarın bu anlatı stratejisi, işçilerin 1960’lı yılların ikinci yarısında hakları için ayağa kalkıp sendikalar kurarak sınıf mücadelesi vermesine karşı sermayenin aldığı acımasız tedbirleri de içermesiyle gerçekçi anlatıyı daha da derinleştirir.

Burjuvazinin servet biriktirme adına olası bütün seçenekleri ve alternatif rakiplerini yok etmesinin öykülemesi olan İmparator, bu yönüyle müstesna bir romandır. Yapıtın basıldığı tarih olan 1974’te büyük bir ilgiyle karşılanması ve yayınevleri önünde uzun kuyruklar yaratarak kapışılması, ne denli çok okunduğunu kanıtlar. 1973 seçimlerinin ardından solun bütün renklerinin 12 Mart darbesinin yıkıcı etkisini üzerinden atmasıyla patlama yapan bu toplumsal alaka, kitabın geniş kitlelere ulaşmasının bir başka nedenidir. Kitap hakkında yaptığım araştırmada Yapay Zekâ’nın şu yorumda bulunması yapıtı ve ona yönelik alımlamayı ilginçleştiren bir başka faktördür: “Bazı yapısalcı eleştirmenler eserin edebi üslubunu ‘fazla düz ve belgeselvari’ bulsa da, solun ezici çoğunluğu ve toplumcu gerçekçi damar; Erol Toy’un estetiği doğrudan sınıfsal gerçeğin emrine vererek ‘çağımızın o en kanlı trajiğini’ (insanın nesneleşmesini ve tekelci sömürüyü) ifşa etmesini edebi bir devrim olarak selamladı.”

Erol Toy, Cumhuriyet tarihinin belli başlı kırılma noktalarını baz alarak kaleme aldığı eseri İmparator’da, sermaye sınıfının nasıl davrandığını, kendi iç ilişkiler ağını, kurduğu kumpasları ve rekabette avantaj elde etmek için rakiplerini boğmasını bütün yalınlığıyla ortaya koyar. Kapitalizminin bu ekonomi-politik belgeseline burjuva saflardan verilen yanıt ise yazar Erol Toy’a açılan davalar ve Vehbi Koç’un tekelci bir “devlet asalağı” olmadığını ispatlama çabasıyla kaleme aldığı Hayat Hikayem adlı otobiyografisi olmuştur.

İmparator; pazarı ele geçir, devletten adam satın al, rakiplerini yok et, siyasi nüfuzunu kullanarak avantaj sağla ve emperyalizmin acentesi ol stratejisiyle büyüyen Koçların neden bu denli büyük bir sermaye grubu olabildiğine dair net bir fikir verir. Daha sonra Devrim Arabaları filmine de konu olan yerli otomobili yok etme hamlesi için kurgulanan kumpas, Anadol gibi son derece sakil ve ilkel bir fiberglas saçmalığının piyasaya sürülmesini beraberinde getirmiştir. Tekelci burjuvazinin gelişiminde izlediği sinsi taktikler, devşirme kadrolar ve hâkim gücünü kullanarak siyaseti biçimlendirmesi, yapıtın anlatısını derinleştiren diğer faktörler olarak göze çarpar. Burjuvazinin tekelci sermayeye evrilmesinin ekonomi-politik bir belgesel romanını okumak isteyenler için İmparator’un oldukça verimli ve ufuk açıcı bir yapıt olduğunu söylemek sanırım yanlış olmayacaktır.

Diğer Yazılar

AMERİKAN SARGISI: AMERİKAN EMPERYALİZMİ KÖYE GİRERSE

Ümit ÖZDEMİR / 13.06.2026 Fakir Baykurt’un romanı, kır bekçisi Temeloş’un (Temel) Kızılköy izlenimlerini aktarmasıyla açılır. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir