Taner Renda / 08.08.2026

CHP’nin içinden gerçekten yeni bir parti çıktı. YENİ PARTİ, en azından şimdilik sermaye eliyle kurulmadı. Ülkeyi uçurum kıyısına getiren AKP’nin son 24 senede yarattığı derin yoksulluk altında kelimenin tam anlamıyla ezilenler; YENİ PARTİ’ye ihtiyacı olan maddi gücü belki de ekmeklerinin son parasını bağış olarak gönderdiler. Ve asıl söylemek istediğim bir büyük değişimi de parti kurucuları sessizce programa koydular: DELEGE sistemine son verildi. Partinin, bütün kademelerindeki seçimler; doğrudan üyelerin oylarıyla yapılacak. Yani artık satın alınacak bir delege kastı yok. Yani Parti içinde, DOĞRUDAN DEMOKRASİ’NİN önü ardına kadar açılmış oldu.
Bu iki olay, Özgür Özel ve ekibinin, şu ana kadar asla aklının ucundan bile geçmiş değildi. Bir zorluğun önünüze çıktığında; ya etrafından dönerek aşmaya çalışırsınız, ya da o zorluğun üstüne yürüyerek yıkıp geçersiniz. Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alındığı günün akşamı, Saraçhane’de miting Özgür Özel ve ekibi tarafından tam dağıtılacakken; İstanbul Üniversitesi’nden çıkan öğrencilerin kararlı tutumları sayesinde aylarca sürdü. Hatta bu gelişme, Özgür Özel ve ekibini yüreklendirip; haftada iki miting yapmaya kadar vardırıldı.
Elbette AKP’nin o zamanki CHP’yi kendi istediği hatta getirmek için yaptığı tüm kanunsuz uygulamaları, ülkedeki yoksul kesimlerin artık eskisi gibi yaşamak istememesine neden oldu. Bir kez “halden anlayan” birileri ortaya çıktığında; bu kesimlere eklenenleri de politize ederek, gidilecek yolu ve o yolu birlikte yürüyecekleri de politize etmiş oldular.
80 öncesi Türkiye, ülke sorunları hakkında çok duyarlı bir topluma doğru giderken, önleri 12 Eylül askeri faşist darbesi ile kesildi. O günden beri ülkenin sorunlarına dar gruplar halinde Sol, Sosyalist gruplar çözüm üretmek için kafa yorarlarken, yanlarında halktan pek de destek görmediler. Sol’un en fazla oy alanı bile şimdinin TİP’i oldu. Bu ülkenin Sol, Sosyalist güçleri, tüm bu gelişmelerden çıkaracakları derslerle yeni bir dönemin kapılarını açabilirler. Halka dokunmak, onlarla birlikte sorunları çözmek, atılacak adımları birlikte kararlaştırmak bizim bildiğimiz ama çokça da yapamadığımız davranışlar olmaktan artık çıkmalı. YENİ PARTİ ile birlikte çalışmanın yolunu bulmalıyız. Ve eğer bu ikisini birlikte yapma becerisini gösterdiğimizde; en azından burjuva demokrasisinin sınırlarını bile zorlayan ilerlemeler kaydedilebilir.
Hamiş: Terörsüz Türkiye diye adlandırılan ama Kürt Sorununu çözmemek üzere yola çıkanlar: AKP+MHP+DEM ve de Ülkü Ocaklarında yetişmiş ve Devlet ile çalışmış Abdullah Öcalan. Buradan Demokrasi bekleyenlere Allah bile akıl fikir versin denmez. Selahattin Demirtaş’ın içinde olmadığı bir oluşum ancak BOP’a hizmet eder.
HAMİŞ 2: Ben Abdullah Öcalan’a illa bir statü verecek olsam: BOP Eş Başkanlığını layık görürdüm.
YazıPortal Resmi İnternet Sayfasıdır