Taner Renda / 02.08.2025

Buraya kadarmış. CHP ve yeni yönetiminin Devlete direnebilmesi buraya kadarmış. Erdoğan, CHP’nin üstünde kurmaya çalıştığı baskıyı, canı istediğinde artırdı, canı istediğinde ise biraz gevşetti. Ama hiçbir zaman o baskıyı kaldırmadı. Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel, epeyce bir süre bu ceberrut baskılara direndiler. Çünkü CHP kadroları uzun zamandır iktidar yüzü görmemişti. Korkarak itiraz ettiklerinde; yanlarında taptaze bir gücü, gençliği buldular. Zaten geniş halk kitleleri özellikle son on yıldır, gittikçe artan bir yoksullaşmayı suyu yavaş yavaş ısıtılan kurbağa misali gitgide daha da ağır bir biçimde hissetmesinin sonucunda itirazlarını yüksek sesle dile getirmekten korkmaz hale geldiğinde; İmamoğlu’nun gözaltına alınması ile artık susmanın çare olmadığını anlamışlar ve gençliğin de dinamizmi ile alanları hınca hınç doldurdular.
CHP’nin yeni yönetimi bu çıkışla kendine güveni gelmiş hatta kendini aşan bir coşku ile artık halkın önüne geçmeye korkmaz olmuştu. Ara sıra yönünü şaşırsa da; kendisine coşkulu desteği ile halkın doğru istekleri ile iktidarı sarsmaya başlamıştı.
Erdoğan’ın gerileyemediği yerde, baskıyı daha da arttırmasına kitlelerle sokaktan çekilmemesi ile Devleti/İktidarı şaşırttı. Ama ne olduysa, silahların sembolik yakılması sonrası sıranın meclise gelmesi ile komisyonun kurulması görüşmelerinden sonra CHP yönetimi, komisyona girmesinin ön koşulu olarak 19 Mart’tan başlayarak, göz altı ve tutuklamalarla İmamoğlu’ndan başka pek çok büyükşehir ve ilçe belediyelerinin de bu tutuklama sürecine sokulması ve HDP eski Eş Başkanları olan Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ve TİP milletvekili Can Atalay’ın gerek Anayasa Mahkemesi, gerekse de AHİM kararlarının ısrarını da gözeterek “iyi niyet” göstergesi olarak salınmasını ön şart olarak net biçimde duyurmuştu. Nedense MİT Başkanı’nın uzun ziyaretinden sonra, komisyona katılımlarını karar alma sürecini sayısallığına bağladılar. Belki bu çıkışın haklılık payı olduğunu söylenebilir. Ama belirlenmiş sayılar; zaten kılı kırk yarmanın sonucunda yazılmıştı. Eğer ki tutsakların salınmasından vazgeçilmeseydi, belki anlamlı olabilirdi.
İşte bu bize şunu net biçimde gösterdi: CHP yönetiminin (Ekrem İmamoğlu’nun da oluruyla), Devletimizin uyarısıyla geri adım atmasının gerekliliğini anlamalarını sağlamış oldu. Eğer bu tutumdan vazgeçmezlerse: ne Ekrem İmamoğlu aday olabilir, ne CHP uzunca bir aradan sonra geniş halk yığınlarının güvenini bundan sonra kazanabilir, ne de Erdoğan’ın aday olması ve bir daha kazanması engellenebilir.
Hamiş: İyi de meclise DEM’in kontenjanından girmiş olan Sol Sosyalist olduğunu söyleyen TİP ve EMEP ne diye bu komisyona girdi? Sanırım hastalıklı bir düşünce ile CHP’nin hep doğru olanı yaptığını düşündüler. Peki, DEM’in bu durumda komisyonda olmasının gerekçesi ne ola ki? Van Belediyesi 223 çalışanını işten attığı kendilerine iletilmedi mi? Yoksa Mardin Belediyesindeki kayyumun işine son verilip, Ahmet Türk yeniden göreve mi gelecek?
YazıPortal Resmi İnternet Sayfasıdır