FUTBOL ASLA SADECE FUTBOL DEĞİLDİR

Mert Yıldırım / 28.08.2024

Başlığı Simon Kuper’in 1995 yılında kaleme aldığı kitaptan ödünç aldık. Aslında kitabın orijinal adı “Düşmana karşı futbol” dur. Ama kitabın çevirisini yapan Sinan Gürtunca, kitabın içinde geçen “Futbol Asla Sadece Futbol Değildir” başlığını daha çarpıcı buluyor.

Simon Kuper, kitabın bir bölümünde ise “futbol savaştır” başlığını atar. Bunu 1974 dünya kupası finalinde Almanya’ya karşı oynayan Hollanda milli takım teknik direktörü Rinus Michels”in bir ifadesine dayandırır. O gün Almanya’yı yenen Hollanda, İngiltere’yi yenen İrlanda gibi bir şey yaptıklarını söyler. 1988 yılındaki turnuvada Almanya’yı bir kez daha yenen Hollanda, Hitler faşizminin işgaline atıf yaparak “1940’ta onlar, 1988’de biz kazandık” demişti.

İşte bu ve daha başka bir yığın parametreler sonucu futbol asla sadece futbol değildir. Çünkü futbol bir spor, bir oyun olduğu kadar bir manipülasyondur, bir mücadeledir ve dolayısıyla siyasettir. Milyar dolarların döndüğü büyük bir ekonomik güçtür. Etkileri ve sonuçları ulusal ve bölgesel olduğu kadar küreseldir.

Antik Çağ’da Çin’de başlayan, İngiltere’nin emekçi sokaklarında yeni biçim alan futbolun, “ayak takımının” oynadığı “ayak oyunundan” çıkıp kitlesel bir oyun olduğunu gören burjuvazi, futbola “güzel bir oyun olduğunu” söyleyerek deyim uygunsa el atmaya, hem rant alanı hem de bir manipulasyon aracı olarak kulanmaya başlar. Ama bunu gizlemek için siyasetin spora-futbola karışmamasını telkin eder. Oysa futbol dahil hiç bir olay ve olgu siyasetten azade değildir. Ölçüsü ve biçimi farklı olmakla birlikte her olay ve olgunun siyasetle kopmaz diyalektik bir ilişkisi bulunmakdadır.

Futbol, Gramsci’nin deyimiyle “Sivil toplum’un”, Althuser’in deyimiyle “devletin ideolojik aygıtların” alanına girer.

1930’lu yıllardan sonra popülaritesi artan futbol, devletin ideolojik aygıtlarının hegemonya sağlamasında büyük rol oynar. İdeolojik aygıtların içinde olan kültür-sanat-eğlence, din vb. alanlara futbol da eklenmiştir. Özellikle klasik faşist rejimler futbola büyük önem vermiştir. Bunun için büyük yatırımlar yapmıştır. On binlerce seyirci kapasiteli stadyumlar bunun için yapılmıştır. Bunun en somut örneği Salazar’ın Portekizi ve Franko’nun İspanya’sıdır.

Yaklaşık 40 yıl iktidarda kalan Salazar bunun sırrını üç F ile açıklamıştı. Futebol ( Futbol), Fedo (müzik-eğlence) ve Fatima (din) olarak kavramlaştırılan bu metotları Franko’nun İspanya’sında uygulandığı için üç F’yi Franko’ya mal edenler var.

Futbol Ve Milliyetçilik!

Futbol milliyetçiliğin atar damarı durumuna gelmiştir. Buna yakın bir zamanda oynanan Avrupa şampiyonasında bir kez daha tanık olduk. Özellikle Türkiye’nin oynadığı müsabakalar tam bir ulusal seferberlik havası ile geçmişti. Bir Türk milli futbolcusu maça çıkmadan önce “mehter marşını çaldıklarını” söylerken, bir başka futbolcu ise “maça bir savaşa girer gibi hissettiğini” söylemişti.

Türkiye-Avusturya maçında gol atan Merih Demiral adlı futbolcu bozkurt selamını verdiği zaman sadece bir gol sevincini göstermemişti. Tüm bu beyanatlar ve Merih Demiral’ın yaptığı bozkurt hareketi spontane değildi. Kaldı ki spontane olsa bile bunun önü, arkası ve bilinç altı gerçeği bulunmaktadır. Sürekli pompalanan milliyetçiliğin tüm topluma sirayet ettiğini göstermektedir. Milli takım futbolunun milliyetçi histeriler içinde olması bu gerçeğin dışa vurumudur. Zira futbolcular her zaman tribünde oturanların ruh haline göre hareket eder. Sadece oyunu ile değil davranışlarıyla da bunu gösterir. Eğer tribünlerde oturanlar “Biz ırkçı değiliz”. “Biz savaşa karşıyız”. “Biz barış taraftarıyız” vb. slogan atsa veya pankart açsa futbolcular bozkurt selamı yerine zafer işareti yapar, sol yumruğunu havaya kaldırır.

Merih Demiral, yaptığı bozkurt selamı ile toplumun bir kesiminin rahatsız olur diye düşünmemiştir. Bunun kaygısını taşımamıştır. Aksine taktir edileceğini, popüliterisinin artacağını, gelecek için bir yatırım olacağını, milli takımdaki yerinin garantileneceğini düşünerek davranmıştır.

Futbol ve Kolonyalizm!

19 Ağustos akşamında oynanan Amedspor-İstanbulspor karşılaşmasında, İstanbulspor’un futbolcuları “Önce vatan” pankartı ile sahaya çıkarak Amedspor taraftarına ve tüm bölge halkına mesaj vermiştir. Dolayısıyla olup bitenler, açılan pankart, federasyon başkanının Trabzon’dan kalkıp maça gitmesi hiç şüphesiz kolonyalist bir siyasetin sonucudur. İstanbulspor futbolcuları ve federasyon başkanı kendilerine verilen görevi yerine getirmiştir. Peki böyle bir pankarta neden gereksinim duyulmaktadır? Federasyon başkanı bütün ikinci lig maçlarına gidiyor mu? Hiç şüphesiz ilk planda çok manasız ve spontane görünen bu davranışların kendi iç örgüsü ve “üst aklı” bulunmaktadır.

“Önce vatan” sloganı için ortada bir işgal gerçeği bulunması gerekiyor, değil mi? Peki Amedspor’un tarihsel adını aldığı Diyarbakır kenti işgal altında mı? İşgal altında ise işgal eden kimdir? Doğrudur, ortada bir işgal var ama bunun mağdurunun İstanbulspor olmadığı kesindir. Buna rağmen söz konusu içerikte pankart açılması ise olay ve olguları ters yüz etme amaçlıdır.

Amedspor ait olduğu kentin tarihsel adını taşırken ve bu isimle futbol oyununu icra ederken elbette siyaset yapıyor. Sınırlı semboller taşısa da ulusal demokratik bir görüntü veriyor. Ve tabi Amedspor yıllardır bunun bedelini ödüyor. Özellikle Batı kentlerinde oynadığı bir çok müsabakada milliyetçi/ırkçı linç saldırılarına maruz kalıyor.

Amedspor kendi öz kimliğini daha çok kullandığı orijinal ( Amed) ismiyle göstermektedir. Örneğin Bask bölge takımı olan Athletic Bilbao gibi kendi yerli ve milli oyuncuları ile takım kuramıyor. Buna rağmen başında sürekli bir demokles’in kılıcı sallandırılmaktadır.

Amedspor’un yaşadığı bu saldırı ilk değil, muhtemelen son da olmayacaktır. Daha önce, 2023 Mart ayında oynanan Bursaspor-Amedspor karşılaşmasında tribünlerde Beyaz Toros ve “Yeşil” kod adlı kontrgerilla Mahmut Yıldırım’ı resmeden pankartların açılması mevcut devlet aklının ve Türkiye toplumunun içinde bulduğu ilişki ve ruh halini gün yüzüne çıkarmıştır.

Amedspor özellikle Bursaspor maçlarında sürekli saldırıya maruz kalmaktadır. Ama bu durum ne yeterince gündeme gelmekte ne de sahici soruşturma açılmaktadır. Çünkü o bölgeye, o bölgenin futbol takımı olan Amedspor’a kolonyalist hukuk uygulanmaktadır.

Futbol Muhalif de Olabilir!

2013 yılında gerçekleşen Gezi direnişinde Beşiktaş’ın Çarşı adlı taraftar grubunun, 2011 yılında Mısır’da gerçekleşen ayaklanmada Ahlavi taraftar grubunun oynadığı rol biliniyor.

ANC, Güney Afrika’da kurtuluş mücadelesini verirken bir çok toplantısını tribünlerde gerçekleştirmişti. Tribünlerde sadece yer altı çalışması yapılmıyordu. Maç sonunda anti kolonyalist protesto ve yürüyüşler yapılıyordu.

Aslında futboldan pek hoşlanmayan bir Katalan Kadın, neden Real Madrid’i yenmenin önemli olduğu sorulduğunda; “Franko özerkliğimizi yok etti, dilimizi yasakladı ve Franko Real Madrid taraftarıydı” diye yanıtlar.

Biliniyor, Katalanlar devlet olmayan bir ulustur. Katılanlar bunun boşluğunu kısaca Barça denilen Barcelona futbol kulübü ile tamamlamaktadır. Bunun için Barça Katalanlar için kutsaldır. Öyle ki 1992 yılında yeni bir forma kullanmaya başladığı vakit bilinen kırmızı mavi çizgilerin arasına, çok ince de olsa, beyaz bir çizgi eklenince Real Madrid’i çağrıştırıyor diye kıyamet kopmuştu.

Futbol, müzik-eğlence ve din gibi hegemonya tesisinde etkin rol oynar. Peki buna karşı mücadele etmenin yolu/ yöntemi nasıl olmalı? Birileri için oyun, estetik seyir ve şamata, birileri için hem rant hem manipülasyon iken ” bu bir afyondur” demek çözüm müdür? Milyonlarca insanın ilgi gösterdiği oyuna karşı mücadele cepheden, yani Gramsci’nin deyimiyle “siper savaşı” ile değil “mevzi savaşı” ile mümkündür. Elbette bu bütünlüklü politik bir müdahale ile mümkün olur. Eğer kendi gündemini oluşturursan, alternatif hegemonyayı tesis edersen sokağın kendisi gibi futbolu da, sahaları da etkilersin.

Diğer Yazılar

Yoksulluk

BİR İSTİBDATIN GÜNBATIMI: YENİ HEGEMONYA BUNALIMI VE SIKIŞMA

Ümit ÖZDEMİR 06.04.2026 MHP’nin stratejisinde örgütlenen saray rejimi, her adımında kendine yeni suç ortakları yaratmak …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir