Taner Renda/ 24.05.2026

Ve beklenen oldu. İktidarın, CHP’yi bölüp yönetme planı bizzat Kılıçdaroğlu ve ekibi tarafından ilk elden yürütülüyor. İmamoğlu, daha ilk adımda etkisizleştirilmek için uyduruk gerekçelerle Silivri’ye hapsedilince bütün iş Özgür Özel’in sırtına bindi. Başlarda korkakça davransa da iktidarın tüm gücüyle yüklenmesiyle o da “yasallık” masalı ile bir yere varılamayacağının bilincine, geç de olsa artık vardı.
Elbette CHP yok edilmek istenmiyor. Aksine; olabildiğince yıldırılmış, giderek daha fazla parçalara bölünmüş, maddi olanaklardan yoksun kalmış, her türden yalan ve uydurulmuş kanunsuzluklarla kendi içinde boğuşan, iktidarın emrinde hareket ederek ona kolaylık sağlayan, hatta Erdoğan’ın mümkünse en az bir kez daha Saray’da kalmasının önünü açacak bir erken/baskın seçimin bu sonbahar aylarında yapılmasını kolaylaştıran bir CHP hedefleniyor.
Erdoğan, Bahçeli ve Kılıçdaroğlu üçlüsünün artık gizleyecek bir şeyleri kalmadı. Bundan sonra yapılacak her şey hepimizin gözleri önünde; uydurulmuş bir yasallıkla, adım adım ve pervasızca yaşanacak. Özgür Özel, burjuva yasallığının ancak sistemin içinde munis bir karşı çıkış sergilediğinizde size pek fazla dokunmayacağını zor da olsa sanırım öğrenmeye başladı. Bu ülkenin kurucu partisi olmanın avantajının arkasına sığınma günleri artık geçmişte kaldı. İktidar; burjuva devletinin Anayasası’nın, parlamentosunun, mahkemelerinin ve yasalarının sihirli anlamlarının, o parıltılarının sahte olduğunun açıkça görülmesini hiç dert etmiyor. Özgür Özel de kendisinin dokunulmaz olduğuna dair inancının bugünden sonra çöpe atıldığını yaşayarak görecek.
Ancak bu durumu eğer doğru değerlendirirse, yani bugüne kadar yaptığı 100’ün üzerindeki mitinge gelenlerle organik bağlarını daha da güçlendirip onların desteğini arkasına alabilirse; parlamentoda kendisinin yanında olduğunu söyleyen 110 milletvekilinden çok daha güçlü bir güce sahip olduğunu görebilir. İktidarın en zayıf yanı, kasada para kalmamasıdır. Halkın öfkesini bastıracak olan ilk şey; bol keseden dağıtılacak para ve sermayeye sunulacak ucuz kredi olanaklarıdır. Fakat lakin bu saatten sonra Londra Borsası bile en yüksek faizle dahi para vermeye pek yanaşmayabilir. Hele hele kasım ayındaki ABD seçimlerinden yenik çıkacak bir Trump desteğinin içerde pek bir etkisi olmaz; Londra Borsasında da bir karşılık bulmaz. Tamam, narko patronlarını ülkeye davet etmek de sanırım artık pek bir getiri sağlamaz. Artık herkes biliyor ki iktidar, sermayeye çökmekten başka anlamlı bir kaynak elde edemeyecek. Onlar bile kanunun olmadığı bir ülkeye gelmek istemiyorlar. Bu durumu değiştirecek tek bir çıkış var: Geniş halk yığınlarının güvenebileceği, dürüst bir yapının ülke yönetiminde olması. Ve iktidar da bu türden hiçbir yapının ayakta kalmasına izin vermeyeceğinin bilinciyle hareket ediyor.
Bugün için yapılacak en akıllıca davranış; iktidarın dışında kalan ve bu iktidardan umudunu kesmiş kim veya hangi kurum kalmışsa, hep birlikte bu iktidarı devirmek için güçlerini birleştirmesidir. Artık sağ/sol ayrımı yapılmadan; burjuva demokrasisini benimseyen, çağdaş bir Anayasa ve yasalar için yola çıkmaya hazır olanlarla birlikte adımlar atılmalı. Bu iktidardan kurtulmak şimdilik ilk ve en önemli adım olmalı (tamam, hiçbirimizin nihai isteği sadece bu değil ama geldiğimiz bu an itibarıyla, daha fazlası ancak o zaman konuşulabilir).
Hamiş: Devletin Öcalan’ı da bu gidişin kendisine giderek yaramayacağını görebilir. Ve DEM’in “işi bittikten” sonra belki Ahmet Türk’ün Mardin Belediye Başkanlığında yeniden mesai yapmasına izin verilir. Ama bu iktidar başta olduğu sürece hiç kimse, hatta Devletin / Başkanın kendi adamları bile harcanabilir. Bu bir tercih sorunu değil, mutlak zorunluluktur; DEM de bundan azade olamaz. O nedenle, atları arabanın önüne koyamazsak bugünlerin, ülkenin çoğunluğunun “iyi günleri” olduğunu ilerleyen günlerde daha iyi anlarız.
YazıPortal Resmi İnternet Sayfasıdır