Ümit ÖZDEMİR / 13.04.2026

Nur Deriş’in bir kitabın sayfalarını karıştırarak başlayan filmde, Deriş’in kendi bellek yolculuğundan yola çıkan bir belgesel Roman Gibi… Türkiye’nin üniversite eğitimi görmüş ilk kadın gazetecisi Sabiha Sertel’in hayatını ve demokrasi mücadelesini anlatan bu yapım, aslında bir keşif hikayesi. Zekeriya Sertel’in yeğeni Nur Deriş’in farkına vardığı gerçek, Türkiye demokrasi mücadeleleri tarihinin iki öncü yazarının hayatlarının ve mücadelelerinin birleştiği yerden filizlenir. Yönetmen Tayfun Belet, dramatik kurguyu Korhan Atay’ın Serteller kitabıyla anlatıyı kişisel bir anlatı olmaktan çıkarıp toplumsal bir zemine oturtuyor. Böylece kişisel gibi görünen bu öykü, Türkiye sosyal ve siyasal mücadeleler tarihinin iki tanığı ve sanığının başlarına gelenlerle birleşiyor. Sabiha ve Zekeriya Sertel’in tanışmalarına vesile olan Yeni Felsefe dergisindeki yazı faaliyetleri, çiftin ilk gazetecilik pratikleridir.
Sertellerin Büyük Mecmua’da başlattıkları işgal karşıtı yurtsever basın yayın faaliyetleri, Kurtuluş Savaşı esnasında eğitim görmek için gittikleri ABD’de devam eder. Oradaki Kürt ve Türk müslüman işçilerin ilk talebi olan bir Müslüman mezarlığının inşasından, Kurtuluş Savaşı’nda kullanılmak üzere Himaye-i Etfal Derneği adına para toplamalarına kadar uzanan yurtsever bir mücadele ekseninde birleşir. Belgesel göçmen işçilerin kendi yakınlarını defnedebilecekleri bir mezarlığının olmaması nedeniyle içinde yaşadıkları Amerikan toplumuna yabancılaşmalarına değinirken, sosyoloji eğitimi alan Serteller çiftinin ilk sosyoloji pratiklerini de gözler önüne seriyor.
Sertellerin Kurtuluş Savaşı bitip Türkiye’ye döndükten sonra Cumhuriyet rejimiyle yaşadıkları sorunlara da değinen belgesel, sansür karşıtı tutumuyla kurucu siyasilerle ters düşen çiftin yol ayrımına da ışık tutuyor. Çok zeki bir gazeteci ve entelektüel olan Sabiha Sertel’in Ankara’nın bir parça yamaya muhtaç yoksullarının yaşadıklarına olan şahitliği, Sertel’in odak noktasını yurtseverlikten eşitsizliklere çare arayan bir solcuya dönüşmesinin ilk kıvılcımlarını ortaya çıkarır. Cumhuriyet kurulmuştur ama çöken Osmalı’dan sosyal eşitsizlikler ve derinleşen yoksulluk miras kalmıştır.

Zekeriya Sertel, Ankara’daki Matbuat Umum Müdürlüğü’ndeki görevinden sansür karşıtı tutumu nedeniyle yeni rejimin bürokratlarıyla ihtilafa düşer. Zekeriya Sertel etik değerleri savunduğu için istifa eder ve eşi Sabiha Sertel ile İstanbul’a göç ederler. Yönetmen Tayfun Belet Korhan Atay-Nur Deriş söyleşileriyle kurguyu derinleştirirken, Sertellerin İstanbul’da Cumhuriyet Gazetesi’ni kurma sürecini ve Sabiha Sertel’in bir yazısı nedeniyle gazete yönetimiyle aralarının açılmasını öyküler. Hisselerini alarak ayrılmak zorunda kalan çiftin yeni adresi, kendi sahibi oldukları Tan Gazetesi’dir.
Tayfun Belet, belgesel kurguda geriye doğru anlatıyla Nur Deriş’in okuduğu Roman Gibi kitabı ve yazar Korhan Atay’ın Serteller kitaplarına dayanan söyleşisinden Sertel çiftinin Tan Gazetesi’nin halktan yana solcu bir gazeteye dönüştüğünü gösteriyor. Tan ne kadar solcu bir gazeteye dönüşüyorsa, o oranda ve giderek Nazi Alman propaga aygıtı haline dönüşen Cumhuriyet Türk basınında iki sınıfsal kutbu oluşturuyor. Cumhuriyet’in sahibi Yunus Nadi’nin “Yunus Nazi” olarak isimlendirilmesine neden olan sağcı pratiğini 2. Dünya Savaşı yıllarında Nazi propagandasına hizmet etmesini de torunu Emine Uşaklıgil’in dilinden anlatıyor. Yunus Nadi, ve belgeselde Nazilerden para aldığı ortaya çıkan Peyami Safa, Nihal Atsız, Hüsnü Erkilet ve çeşitli boy ve soydan faşistlerin karşısında, Sabahattin Ali, Nazım Hikmet, Serteller ve Suat Derviş gibi solcu yazarların verdikleri mücadele, Türkiye’de sınıf mücadelelerin basın sektöründeki yansımasıdır.
2. Dünya Savaşı sırasında derinleşen yoksulluğa ve eşitsizliğe yer veren yazıları nedeniyle Tan Gazetesi ve tabi Serteller sık sık mahkemelik olurlar. Emin Türk’ün köyündeki yoksulluğu ve sefaleti anlatan yazılara yer veren Resimli Hafta dergisindeki yazıların yargılandığı sırada tanık olarak köylülerin dinlendiği celseler sırasında Nazım Hikmet’in sarf ettiği “mahkeme salonunda köylüler ile aydınlar arasında ittifak kurduk, sıra işçiler ve köylüler ittifakında” sözleri ilan edilen burjuva Cumhuriyetin yoksulluğa ve eşitsizliğe engel olamadığının ilanıdır. Sertellerin Resimli Ay ve Resimli Hafta gibi yayınlarla zenginleştirdikleri, haber dergiciliğini de ekledikleri pratikler onları, dönemin aydınlarını bir çatı altında toplayan gerçek öncüler haline getirir.

Roman Gibi’nin finalinde, Görüşler Dergisi’nde kaleme aldığı Zincirli Hürriyet yazısı ile meydan okuyan Sabiha Sertel’in yazısına Hüseyin Cahit Yalçın’ın “Kalkın Ya Ehli Vatan” yazısıyla kışkırtılan ve yönlendirilen güruhların yağmaladığı yıkım sahne alır. Halil Lütfü Dördüncü’nün yönetiminde yeniden yayın hayatına başlayan Tan, muhalif kimliğini yitirip sıradan bir bulvar gazetesine dönüşür. Tan Gazetesi’nin yağmalanmasında, savaş zenginlerinin kimler olduklarını haber verecekleri yazı dizisi anonsu da etkili olmuştur. Burjuvazi, halkın sefaleti pahasına savaş yıllarında kıtlıkla yarattığı enflasyonla elde ettiği servetinin ifşa olma ihtimalinin ortadan kaldırılması için soğuk savaş anti komünizmini kullanması, kurulan burjuva Cumhuriyetinin sınıfsal niteliğini gözler önüne serer. Sertel çiftinin bir gün önce haber aldıkları baskını engellemek için dönemin İstanbul Valisi’ni arayarak yardım ve güvenlik taleplerine, sessizlik suikastiyle yanıt veren dönemin DP’lileri, kendilerinin de Görüşler dergisine yazı yazma sözü vermelerine karşın Sertel çiftini ortada bırakarak tarihin utanç sayfalarına geçerler.
Sertel çiftinin gazetecilikle elde ettiği bütün birikimlerinin yağmalandığı Tan Baskını sonrası işsiz kalmaları ve geçim derdine düşmeleri sonucu yaşadıkları bunalım belgeselin dramatik yapısını gerçeklikle birleştiriyor. Serteller çiftinin reklam ajansı kurmaları fakat bu işten hiç anlamadıkları için başarısız olmaları nedeniyle, nihayet ömrünün son yıllarını bir sürgün olarak yurt dışında tamamlamalarıyla finale ulaşan Roman Gibi, Türkiye entelektüel tarihinin yüz akı belgesellerinden biri olmuş. Babası Sabahattin Ali’nin Bulgaristan sınırında katledilmesi sonrası Filiz Ali’ye de sahip çıkan Sertel çifti, insani vazifelerin sınır tanımadığını da gösteriyor. Başarılı kurgusu, estetik anlatı yapısı ve anlatıyı bütünleyen röportajlarla ilk gösterimi Antalya Film Festivali’nde yapılan Roman Gibi, umarız ki Sabiha Sertel-Zekeriya Sertel çiftinin demokrasi mücadelesini öğrenmek isteyenlerin ilgisini çeker ve belki de bu vesileyle Sabiha Sertel’in Roman Gibi eseri yeniden basılır.
YazıPortal Resmi İnternet Sayfasıdır