Taner Renda / 26.12.2025

Erdoğan, yeni bir ülke ve yeni bir anayasa ve de kimsenin ona dokunamayacağı bir rejim planladı. Bunun içinde Kaos Planını uygulamaya koydu. Bu planı yaparken, elbette CHP’nin başında Kılıçdaroğlu’nun kalacağını hesaplamıştı. Ülkenin getirildiği durumda Kılıçdaroğlu’nun seçmenleri tatmin edecek bir planı ve vizyonu yoktu. Zaten Ekrem İmamoğlu da bunun için iç ve dış politika yapıcıları tarafından artık öne çıkmasının zamanının geldiğini ve ipleri ele alması gerektiğini pek çok platformda göstermişlerdi.
Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ikilisinin Kurultaydan zaferle çıkması ile ilk işaret fişeği ile yola çıkıldı. Erdoğan, planına ilk aylarda sadık kaldı. Ortamı yumuşatmak adı ile bu ikiliyi pasifize etti. Ancak, bu ikili artık başarının tadını almış ve kendilerine güven gelmişti. İngiltere Büyük Elçisi ile yenen bir yemek sonrası: Erdoğan, planında değişiklik yapılması gerektiğini kavradı ve Kaos Planını devreye soktu. İmamoğlu başta olmak üzere CHP’nin özellikle yeni kazandığı belediyelerin başkanlarını uyduruk gerekçelerle görevden alıp; hapse attı.
Lakin bu ikili ne içerde rahat durdu, ne de dışarda uslu uslu oturdular. Erdoğan’ın Kaos Planı boşa düşünce; geri çekilmek Erdoğan için ölümden de daha büyük bir konum yarattı. Yapılacak tek bir şey vardı: “Geri çıkamıyorsan; her ne pahasına olursa olsun içeriye, daha da içeriye girmek” kaldı.
Geniş kitleler ne İmamoğlu’nun söylenen rezillikleri yaptığına inandılar ne de AKP’nin ve Erdoğan’ın ülkeyi ve insanları mutlu edecek bir anlayışta ve yolda olduklarına dair hiçbir umutları yoktu. Ülkenin bırakın gelecekte daha iyi olabileceğini, her geçen gün daha da yoksul, umutsuz ve adaletsiz olacağı fikri, yıllarca AKP’ye oy vermişlerin arasında bile kabul görmeye başladı.

23 yıl iktidarda kalabilen AKP/Erdoğan, o kadar kirlendiler ki; artık hiçbir şey onlara yetmemeye, kendilerinin kontrolünde zenginleşen yandaşların bile bu gidişin uçuruma doğru olduğunu görmeleri ile AKP’den usul usul uzaklaşmasını gördüğü için de kimini kara para aklamakla, kimini kaçakçılıkla, kimini uyuşturucu ile uğraşmakla suçlayıp; şirketlerine ve mallarına el koyarak, hem paralarına el koydular hem de olası bir CHP ile kurulacak kontakların önü alındı.
Evet, hep bildiğimiz bir deyim: hiçbir diktatör iç savaş çıkarmadan koltuktan kalkamaz. Sanırım planlar bunun üzerine yapılmaya başlandı bile. Yoksa Devletin Bahçelisi ile birlikte neden barış elçisi kesildiler ki? Bu ülkede yıllar ve de yıllarca “Kürt Sorunundan” ekmek yendi. Şimdi bu “kırk yıllık kaniler, birden bire yanileri” neden oynasınlar ki?
Önce şu saptamayı yapmak gerek: ülkemizde artık Devlet diye bir mekanizma kalmadı. Başta hiçbir miktara doymayan bir aile, onun etrafında kümelenen hiçbir ilkesi olmayan, sadece ama sadece daha fazla para toplamaya çalışan din maskesi takmış, utanma duygusunun zerresi bile olmayan, insani bir bakış açısı kazandıran vicdan yerine cüzdan taşıyan, acıma duygusunun ne olduğunu çoktan unutmuş, bütün dertleri bir gün daha iktidarda kalma üzerine politika yapanların bir araya geldikleri bir yapıdan bahsediyoruz. Geçmişte birbirlerine hırsız, ahlaksız, sahte milliyetçiler diyen, hatta meclis kürsüsünden ip atıp, daha sonra da “kusura bakmıyorsunuz değil mi?” bütün bu söylediklerimiz politika icabı” diyecek kadar ilkesizliği ilke olarak benimsemiş, her türden çirkefliğe bulaşmaktan kaçınmayanlardan oluşan bir erk ile yönetiliyoruz. Ve en ahlaksız yanları da: yerli ve milli diye diye, başta ABD ve diğer emperyalist ülkelerin kucaklarından inmeden etrafa caka satmaları.
Ülkeye o kadar çok zararları dokundu ve hala da dokunmaya devam ediyorlar. Ülkenin ekonomisi krizde falan değil ama bu maske ile ülkeyi her gün soymaya devam ediyorlar. Bunlar bir gün gidecekler. Ve artlarında bıraktıkları ülkenin ekonomisi düzgün bir iktidar tarafından bir kaç senede düzeltilebilir. Asıl sorun: ülke insanlarının vicdanlarını yok ettiler. Gençlerin bilgi düzeylerini son derece kötü eğitimle öylesine aşağı çektiler ki; bütün insanlığın da böyle olduğunu düşündürdüler. İnsani olan ne varsa; üstünde tepinip, aptallık olarak bütün ülkeye kendi ahlaksızlıklarını sattılar. İmam hatipleri çoğaltıp, normal liseleri bitirme noktasına geldiler. Elbette kendi çocukları ya ABD de ya da diğer gelişmiş AB ülkelerinde okuttular. Ve en kötüsü de her ne pahasına olursa olsun paralı olunmasını bu ülkeye pompaladılar. İşte bu durum ne 5 senede ne 10 senede düzeltilebilir. Öyle ki, Afrika’daki bazı kabile devletleri bile bizden pek çok konuda ileri hale geldiler. İşte bu duruma isyan etmeyi beceremezsek; suça da ortak oluyoruz ve insanca yaşamayı o zaman hak etmeyiz.
YazıPortal Resmi İnternet Sayfasıdır
Kardeş, Türkiye halkının%70 inin hislerine tercüman olmuşsun. Kalemine sağlık.