BİLAL OĞLANIN BAŞKANLIK HAYALLERİ

Taner Renda / 23.12.2025

@RendaTaner

17/25 Aralık 2013 tarihini bu ülkede unutanlar mutlaka vardır. Ama kahir ekseriyet unutmadı ve asla unutmayacak. Bilal oğlanın babası ile telefon konuşmaları çok acıklıydı: Bilal oğlan “baba 100 milyon Euro’yu şey edemedik”, babası “onları da şey et. Eğer edemezsen ablanı ara o halleder”. Bak sen şu işe babası Bilal oğlanın halledemeyeceği işi, ablası halledecek. Ee “nereden nereye”. O günden sonra Bilal oğlan, bir baltaya sap olsun diye ok atmaca dersleri aldırıldı. Sonra da önce ulusal, ertesi sene de birden bire level atlayarak uluslararası hale sokulan ok atmacanın başına getirildi. Ondan sonra bizim Bilal oğlanı tutabilene aşk olsun. Tügva Mügva derken anasının kuzusu oldu mu sana en büyük başkan bizim başkan. Yok, bu slogan amiyane insan topluluklarının sloganı. Tekbirrr. Hah işte bu slogan camiaya cuk diye oturur. Bundan sonra Bilal başkan, babasının gittiği her yere o da kontenjana dahil edilir. İtalya’da bitirilen akademik kariyerden sonra, Kezban’a verilen dersler gibi ona da verilir. Anacığı, artık onun da yeni bir geleceği olsun diye, padişahla pardon cumhurbaşkanı ile konuşur. Babasının gönlünde kızı vardı. Ne çare o damatla para biriktirmeye devam edecekti artık. Kıbrıs ile başlayan diplomatik ziyaretler, giderek Trumpvari bir iş/diplomatik mecra ile devam edecek. Peki, nereye kadar? Bubasının sarayında çalışan dışişleri şeysinin Bilal oğlanın tekerleğine çomaklar sokmasıyla şimdilik ziyaretlere ara verildi.

Ülkede uzun yıllar istihbaratın değişmez delikanlısı, yeni atamasıyla artık o da kendi kariyerini planlamaya başlamanın zamanı geldiğini düşünerek; bütün ülkelere gerekli gereksiz ziyaretler yaptı. Ne de olsa Devletin Bahçelisi onu istiyor ve çok seviyordu. Dışişlerinin şeysi, önceki görevi sırasında cumhurbaşkanın pek çok açığını kapattığı için, şimdilerde Bilal oğlanın annesi gibi rahat konuşamıyor. Cumhurbaşkanı aslında kendisinden sonra yerine en uygun olarak dışişleri şeysini öngörüyordu. Zaten Devletin Bahçelisi de bunu kendisine dayatmıştı diyeceğim ama şimdilerde ailenin baskısı ile iki cami arasında binamaz vaziyetinde. Görevden alsa; kim bilir hangi fırıldak döndürülecek. Almazsa; karı dırdırı hiç bitmeyecek. Her şeye kadir olan Erdoğan, bu kez derdini anlatamamış ilkokul çocuğu gibi kıvranırken; ortalıklarda görünmemeye çalışıyor.

Ama Erdoğan’ın asıl sorunu parasız kalmasında. Yine SWAP üzerinden Arap çöllerine yolculuk edebilecek gücü kendisinde bulur bulmaz yollara düşecek. Şimdi diyeceksiniz ki: yahu aylardır kendi beslediği patronların paralarına çöküyor. Bu para yetmiyor mu? Nasıl yetsin be el insaf. Saray’ın günlük masrafları olmuş yüzlerce milyon TL. Bütçe açığı (söyleyenlerin yalancısıyım) yüzlü rakamların milyarlarıyla buluşmuş. Daha yeni yeni arabalar alınacak. Yurtdışına gidişlerin masrafları. ABD’nin Temsilciler Meclisi de İmamoğlunu bırakmamızı ısrarla söylüyor. Zaten 2 Milyar 5 yüz milyon dolara aldığımız S 400’ler de elde kaldı. Bu nedenle bir gece ansızın TRUMP: artık seni sevmiyorum diyebilir. Reisimiz bu işe bir çare buldu ve bu S 400’leri Ukrayna’ya satmak istedi. Ama KGB artığı Putin onlarca İHA yolladı. Ne dedi? Senin hava savunma sistemin benim S 400’le güvendedir. Otur oturduğun yerde nasihatini bir İHA’ya pankart yaparsa da; hiç şaşırmayalım.

Ha bu arada imanlı gençliğimiz, fuhuş, uyuşturucu, alkol ile harmanlanırken; CHP/İmamoğlu davalarının hakkında; Adalete güvenin, yapılanların hiçbir yanlış tarafı yoktur, milletin parasını yiyenler elbette yargılanacaktır derlerken: bu kez sıra kendilerine gelince; noluyoruz be, bize de mi lolo şarkısını söyleme sırasının kendilerine geldiğini anlıyorlar. Haber Türk’ün ekran yüzü olmak için Genel Yayın Yönetmeninin isteklerini yerine getirmek olduğunla tanışıyorlar. Bu arkadaşlar, ölünce kendilerine yüzlerce bakire kadınlar hediye edilmesini beklemeden; direk işe kendileri el atmış.

Ah be Bilal oğlan. Senin bu konulardaki fikirlerini de aziz milletimiz merakla beklemekte. Bubanın konuşmalarını yazanlardan bir rica etmen yeterli. Hadi bakalım kanallarınızdan birine çıkıp; şöyle yaradana sığınıp kenarda beklettiğin koron da Tekbirrr diye naralandığı vakit tarihi bir konuşma yaparsın.

Ha bu arada siyasi tarihimizde babadan oğula geçen başkanlık heveslerini bir zahmet okuyuver.

Diğer Yazılar

SEVGİ SOYSAL YAŞAMAKTA ISRAR EDİYOR: İNADIN, İRADENİN VE İRONİNİN TA KENDİSİ.

Ümit ÖZDEMİR / 01.02.2026 Sevgi Soysal’ın otobiyografik öyküsü; Cumhuriyet tarihinin siyasal durakları ile bir kadın …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir