BİR İSTİBDATIN GÜNBATIMI: BORSA VURGUNU VE OLASI SONUÇLARI.

“Yeni bir finans aristokrasisi, kurucular, spekülatörler ve düpedüz nominal direktörler şeklinde yeni bir asalaklar zümresi türetir: birleşik kuruluşlar, hisse senedi çıkarmak ve hisse senedi spekülasyonları yoluyla tam bir sahtekarlık ve dolandırıcılık sistemi yaratmış olur” Karl Marx Kapital 3. Cilt

Ümit ÖZDEMİR / 20.09.2026

@masumlevrek

Saray rejiminin sınır tanımaz soygun, talan ve yağması SPK’nın kriterlerini esnetmesiyle başladı. Mahalle aralarındaki lokantalardan başlayarak genişleyen anafor, Pusula Yatırım ve Terra Bank gibi türedi sermaye kurumları üzerinden zirveye doğru çıktı.

Neoliberal sorumsuzluk ve sinizm, “risksiz” olduğu öne sürülen yatırım fonlarındaki paraların hisse senetlerine pompalanmasıyla finansal dolandırıcılık ve yağmanın kapıları sonuna kadar açıldı. “Yastık altındaki dövizinizi bozdurun” çağrıları ile yaratılmaya çalışılan soygun anaforu, para merkezli bir toplum yaratıldığından yanıtsız kalmadı. Sanayisizleşmeyle aynı anda ithalat ve acente kapitalistlerinin hakimiyetine geçmesiyle üretim ekonomisinin çökertilmesi, 12 Eylül askeri darbesinin tank paletiyle yaratılan neoliberal anaforun ilk kurbanları bankerzedelerdi. 2000’li yıllarda bu “zedelere” İmarzedeler yani İmar Bankası’nda, Adabank’ta herşeylerini kaybedenler eklendi. Saray rejiminde ise bu “zedeler”, “sarayzedeler” adını aldılar.

Toplum giderek iki sınıfa yani sarayzadelerle sarayzedelere bölünmeye başladı. İçlerinde Destek Factoring gibi hisse senetleri % 7000 gibi fahiş oranda pompalanan borsa yamyamlarına çanak tutulması, hiçbir inceleme ve denetleme yapılmaması vurgun ve talanın boyutlarını, saray rejimindeki destekçilerini kavramak adına yeterince öğreticidir.

Oyunun adı aynı, aktörleri farklı. Sonuç olarak kapitalizm örgütlü bir dolandırıcılıktır ve siyasi koruma ve nepotizm olmadan bakanı, bürokratı, borsa spekülatörünün böyle bir soyguna kalkışması düşünülemez. Türkiye gibi yarı sömürge ülkelerde, sömürü düzeni işçilere, memurlara emeklilere, ödenmeyen maaş, ücret ve sosyal hakların yani kısacası; işçilerin sofrasından ve geleceğinden çalınan ekmeğin çakalların sofrasına servis edilmesiyle yaratıldı. Özal’ın “işini bilen” memurlarından Erdoğan’ın “fakir çalmasını bilmediği için fakirdir” sözleriyle neoliberal kuralsızlık ve altta kalanın canı çıksın patetik mantığı topluma benimsetildi. Peşinen söyleyelim neoliberal kuralsızlık ve yağma, kendine uygun bir insan tipi yarattı. Bu tip (homo neoliberalizmus) her şeyi, her krizi bir “fırsat kapısı” olarak gören irili ufaklı asalak ve rantiyelerdir. Kapitalist toplum esasen bu tiplerin birbirini soyarken “ahlak vaazları” ve nutukları çektiği bir utanmazlık arenasıdır !

Okul çocuklarına bir öğün yemeği bile çok gören bir sömürü düzeninden elde edilen artığın borsada, repoda, faizde spekülasyon ve vurgun aracı hale getirilmesiyle örgütlenen yağmada, değişmez kural ödenmeyen maaş ve ücretlerin yani artı değerin çeşitli finansal yemleme araçlarıyla dolaşıma sokulmasıdır. Sendikal hareketin sarartılması sendikal önderliklerin ağalaştırılması ve işçinin hakkını aramaktan ziyade her şeye dönüştüğü bir sosyeteye dönüşmesi sonucu korkunç bir bölüşüm şoku yaşandı. Enflasyon ve vergi soygunuyla halkın iliğine kadar sömürülmesi neoliberal dönemin belirgin bir başka niteliğidir. Elde edilen artığın üç kağıt ekonomisi hortumlarının faiz, repo, bono, hisse v.b finansal yemleme araçlarının özendirilmesiyle gerçekleştiğini göremeyecek kadar körleştirilen yığınlar, yönünü kaybetti: Kaybedenlere hatırlatalım: Spekülayonun geçer akçe olduğu bir ortamda, yani finans kapitalin vurgununda rasyonel davranmak imkansızdır. Yağma için sürekli yalan ve spekülasyon üretenler yani burjuvazi, dolandırıcılığın şaşmaz aktörü ve asli failidir.

Saray rejimi çöküşün daha fazla yayılmaması ve rezaletini örtbas edebilmek adına Türkiye Varlık Fonu’ndan hisse sattı. MB’den 5 milyar dolarlık rezervi yaktı. MB’den yakılan bu varlığın nereye harcandığı meçhul. Varlık Fonu’na devredilerek zarar ettirilen şirketlerin içinde örneğin Çaykur gibi zarar etmesi imkansız kamu şirketleri de vardı. Bu şu demek: Kamu hizmetlerine artan oranda zam yapılacak ve neoliberalizmin özü gereği zarar kamuya yani halka teşmil edilecek ! Yarattıkları enflasyon soygunundan kurtulmak için borsaya yönlendirdikleri insanları yani soyulan “küçük yatırımcıya” “kaptırdıklarını unut ve üzerine bir bardak soğuk su iç denmesi” çok mümkün görünmüyor. Önemli bir kısmı AKP seçmeni olan bu kesimin, özgürlük ve demokrasi gibi bir derdi olmadığı gibi, paraya ve güce taptığı bilinen bir gerçek. Yaklaşan seçimlerde sağcıların desteğinin yitirilmesi, AKP adına ölümcül sonuçlar yaratabilir bunu bildikleri için seçimi atlatmaktan bahsetmeye başladılar. Bu açmaz, zaten her şeyi berbat eden saray rejiminin çöküşünü hızlandıracaktır.

Saray rejiminin yağma ve talanı tasfiye memuru Mehmet Şimşek ve SPK’ya atanan AKP’lilerin eliyle örgütlendi. Tuna Yatırım gibi damat Selçuk Bayraktar olmak üzere Adalet Bakanı’nın eşinin yer aldığı bir oligarşi, soygunun baş amilleridirler. Pusula Yatırım’ın sahibi Muhammet Yarız’ın AKP İstanbul İl Teşkilatı’nda görev yaptığı solhaber tarafından yayınlandı. Hedef Holding’in sahibi Namık Kemal Gökalp’in kardeşi Mehmet Ziya Gökalp’in Yeni Şafak’ın eski genel müdürü olduğu biliniyor. Bu ilişki ağları şaşmaz bir biçimde finansal suçlara, kimlerin neden göz yumduğunu ve bağıra bağıra gelen yağmanın neden durdurulmadığını açıklıyor.

 

Sosyalistlerin bir çözüm önerisi olarak kumarhane kapitalizminin, rant, talan ve vurgunun çıkmaz yol olduğunu anlatmaları gerekir. Bu sosyalist partilerin, örgütlerin hegemonyasını büyütecektir. Sosyalist solun emek sömürüsünün bir parçası olarak örgütlenen borsa, faiz, kira ve rant gelirlerini teşhir etmesi, bunların kaynağının emekçilere ödenmeyen her şey olduğunu ısrarla anlatması gerekiyor. Bu başarılabilirse sosyalist solun neoliberalizme karşı cephe savaşı, neoliberalizmin mağdurlarının ve kurbanlarının katılımıyla elini güçlendirecektir. Çözüm bellidir, emek en yüce değerdir ve emekçilere ödenmeyen artı değerle elde edilen her rant, eninde sonunda tekelci finans oligarklarının kendi aralarındaki kavgada birbirlerini ve halkı soymasının sebebidir. Soyguna karşı yükseltilecek barikatın bayrağına eşitlik ve sosyal adalete dayalı adil bölüşüm yazılması şarttır. Kapitalizm örgütlü dolandırıcılıktır, yıkılmasının ardından kurulacak devrimci cumhuriyetle halkın refah ve mutluluğu, ev sahibi olabilmenin, çocuklarına iyi eğitim verebilmenin ve yaşlılığı yani ömrünün son demlerini güvenceli bir ortamda yaşamın kapıları sonuna kadar açılacaktır.

Diğer Yazılar

MASLOW’UN ÇÖKEN PİRAMİDİ: II. BÖLÜM: GÜNEŞLİ PAZARTESİLERDEN DAVOS KUSMA KULÜBÜNE NEOLİBERAL DELİ GÖMLEĞİNİN YIRTIKLARI

(İlk bölümünü geçtiğimiz hafta yayınladığımız Neoliberalizmin tarihsel gelişimi dosyamızın ikinci bölümünü yayınlıyoruz. İlk bölümde neoliberalizmin …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir