DOSTUM MADURO: KUZULARIN SESSİZLİĞİ ? YA DA NE BU ŞİDDET BU CELAL ?

 

Ümit ÖZDEMİR / 07.01.2026

@masumlevrek

Venezuela’ya ABD emperyalizmi tarafından getirilen ambargo, Bolivarcı devrimi boğmak ve ekonomik kaynaklarını kurutmak adına yarattığı kuşatma ve baskı, geçtiğimiz hafta Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun haydutlama bir askeri operasyonla kaçırılmasıyla sonuçlandı.

AKP ve saray rejiminin haydutluk karşısındaki sessizliği, aslında Venezuela ile geliştirdiği ekonomik ilişkilerin bir sonucuydu. Emperyalizmin kuşatması altındaki, Venezuela ile geliştirilen ilişkiler yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başladı. İlk bakışta ambargo karşıtı bir hareket gibi görünse de, esasen yaşananlar saray rejiminin Maduro’nun kaçırılması karşısında neden sessiz kaldığını, “dostuna” neden sahip çıkmadığını anlamaya imkan veriyor.

“Dostum” Maduro’nun emperyalist kuşatmayı yıkmak ve altın rezervlerini Türkiye’ye getirmesini maskelemek adına magazinel öğeleri öne çıkarılan haberler servis edilmişti. Maduro’nun Nusret’te yediği et yemeklerinin öne çıkarılması bu amaca yönelikti. Erdoğan’ın ABD’nin ambargosunun hemen ardından yaptığı Venezuela gezisinde heyetinde götürdüğü iş adamı Ahmet Ahlatçı’nın da girişimleriyle temelleri atılan Venezula-Türkiye ilişkileri, Venezula ekonomi bakanı’nın Türkiye’ye iade-i ziyareti ile derinleştirildi. İlişkiler, merkezi Çorum’da olan Ahlatçı Holding’e verilen görevle taçlandırıldı. 2018’de Türkiye’ye getirilen 900 milyon dolar değerindeki altın rezervi, Türkiye’de Sardes (Altın), Mallbury ve Marlin Gıda gibi adı sanı daha önce hiç duyulmamış hayali şirketler tarafından yürütüldü. Binali Yıldırım’ın gemilerinin pandemide Caracas limanına gitmesiyle iyice belirginleşen Venezüela-Türkiye ticari ilişkileri, aslında tıpkı 17-25 Aralık Operasyonundaki gibi İran’a yönelik bir ambargoyu delerek maddi menfaat sağlama işine benziyor. Bana öyle geliyor ki AKP ve oligarkları, uluslararası bir krizi ve ABD emperyalizminin Venezuela’ya koyduğu ambargoyu fırsat bilerek, yeni bir yolsuzluğa daha imza attılar.

(Venezuela Ekonomi Bakanı’nın Türkiye’yi ziyareti sırasında Çorum’daki Ahlatçı Holding altın işleme tesislerinde çekilen bir fotoğraf)

Bu tezimizi destekleyen gelişmeyi gazeteci Serdar Akinan’ın youtube kanalında duyurdu. Venezuela-Türkiye arasında imzalanan altın işleme sözleşmesi gereğince, işlenen altın rezervinin Venezüela’ya iade edilmediği ortaya çıktı ! Altınların nerede olduğu bir sır. Ancak gerek Kapalıçarşı’ya düzenlenen operasyonlar ve gerekse geçtiğimiz ay Libya Genelkurmay heyetinin uçağının şüpheli bir biçimde düşürülmesiyie yoğunlaşan çelişkiler yumağı yeni soruları akıllara getiriyor.

Yanıtlanmayan sorular ya da şeytanın avukatlığı

İlkini soralım: Kapalıçarşı ve Laleli’de izin verilen kredi kartı ile kara para aklama operasyonlarını durdurma çabası bir zevahiri kurtarma operasyonu mudur ?

İkinci soru: Maduro ile Erdoğan’ın anlaşması sonucunda Türkiye’ye getirilen akıbeti nedir ? Altın fiyatlarının spekülasyonlarla sürekli yükseltilmesinde bu altın rezervinin payı var mıdır? Bu altın rezervleri eritildikten sonra Londra Altın Borsası’na servis edildiği iddiaları gerçek midir ?

Üçüncü soru dünya kaçak altın ticaretinin merkez üslerinden biri olarak öne çıkan Somali ve Somaliand’a yönelik AKP ilgisinin Venezüela altın dosyasıyla bir ilgisi var mıdır ?

Dördüncü soru can alıcı ve cevaplanmayı bekliyor: ABD Hazinesi’nin yukarıda adı geçen şirketlere yaptırım kararı almasıyla durdurulan bu ticaretten kimler ne gibi menfaatler elde etmiştir ? Venezüela altınları iade edilmediğine göre, bir yerde dolaşıma sokulmuş olabilir mi ?

Beşinci ve en kritik soru şudur: İç savaştan sonra iki parçaya bölünen Libya’nın altın kaçakçılığında merkez ülkelerden biri haline gelmesi ve bu altın kaçakçılığının kara para aklama operasyonlarının bir ucunun Kapalıçarşıda çıkmasıyla, Libya Genelkurmay heyetinin uçağının şüpheli bir biçimde düşürülmesi arasında bir bağlantı var mıdır ? Varsa nedir !

İkinci bir 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu olarak değerlendirebileceğimiz Venezüela altın ticareti, bazı gazeteci ve yazarların AKP döneminde Türk Dış Politikasını aklamak adına öne sürdükleri üzere, Erdoğan’ın “dostum” Maduro söylemini yemesini açıklamaya yetmiyor. Venezuela altın dosyası, AKP ve saray rejiminin uluslararası yolsuzlukları sonucu başımızın üzerinde demoklesin kılıcı olarak sallandırılan Halkbank dosyasına benzer ve hatta daha fazla bir etki yaratabilir.. Maduro’nun önümüzdeki günlerde tanık koruma programı çerçevesinde bazı itiraflarda bulunabileceği dillendiriliyor. Bu itirafların bir ucunda, AKP ve saray rejiminin yer alması kuvvetle muhtemeldir.

ABD’li haydutların Maduro’yu kriminal bir vaka olarak göstermek adına narko-terör konusunda geri adım atması, Güneş Karteli gibi uydurma suçlamalardan vazgeçmesi, aynı anlama gelmek üzere yeni suçlamaları beraberinde getirecektir. Emperyalist kuşatma altında ticari ilişkileri engellenen, ekonomisi sakatlanarak halkı fakirleştirilen Venezula halkı için büyük önem taşıyan 900 milyon dolarlık altın dosyası, kayıtlı olmayan ve uçaklarla taşındığı iddia edilen çok daha fazlasının ne olduğunun bilinmediği ölçüleri tahmin edilenin çok üzerinde bir yolsuzluğa sebep olduğundan, Türkiye’nin önüne konabilir ! Yine de kapitalistler arasındaki bütün bu çelişkiler uzlaşmaz çelişkiler değildir. Venezuela Altın faturasının ABD’ye ödenmeyen payını isteyen ABD yönetimine bu pay, AKP ve saray rejimi tarafından daha fazla ve vergiyle Türk halkına ödetilebilir.

Böyle bakınca yazarımız Taner Renda’nın deyimiyle “Devletin bahçelisi” MHP lideri Devlet Bahçeli’nin, neden yüksek tondan “anti-emperyalist” bir lugat parçaladığını anlamak kolaylaşıyor ! Ortada büyük bir yolsuzluk varsa tantana da büyük olmalı ve Maduro ile girilen ilişkiler ağı bu büyük aldatmacalı söylemle gizlenmeli ! Venezuela altın dosyasının cevaplanmayan soruları ortada, sorduğumuz soruların cevaplanması basının bu haliyle elbette zor. Ama neyse ki sermayeden azade, emekçilerden yana olan yazı portal gibi tamamen bağımsız yayın organları var.. Çünkü siz de biliyorsunuz, söylemek güzeldir ama yazmak onurdur.

Diğer Yazılar

HAYALLERİM, AŞKIM VE NARMANLI: BİR KÜLTÜREL MİRASI KORUYAMAMAK.

Ümit ÖZDEMİR / 22.04.2026 “Biz tarihle övünüyoruz ama tarihi bilmiyoruz. Tarihi bilmeyen bir toplumun koruma …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir