SARI ÖKÜZLER BİTTİ, BARİ KALAN SÜRÜYÜ KORUYUN

Taner Renda / 04.09.2025

@RendaTaner

Ernest Hemingway’in, kısa romanı olan İhtiyar Balıkçı ve Deniz isimli eserini okumayanımız yoktur. İhtiyar Kübalı Balıkçı, açık denizde Gulf Stream’a kapılmış dev bir kılıç balığını oltayla yakalıyor. Küçük teknesinin ardı sıra karaya çekmek için var gücüyle çabalıyor. Ancak açık denizde balıklarla beslenen kılıç balığı, bu kez irili ufaklı balıkların vücudundan parçalar koparmasına engel olamıyor. Ve ihtiyar balıkçı en sonunda karaya ulaşıyor. Ama dev kılıç balığının iskeletinden başka her yeri denizdeki diğer balıklar tarafından yiyip bitirilmiş.

Bu kısa hatırlatmada Özgür Özel, İhtiyar Balıkçıya ne kadar benziyor değil mi? Peki ya kılıç balığı kime benziyor dersiniz? CHP mi? Hemingway’in 1952 yılında yazdığı bu roman, neredeyse son bir yılda ülkemiz siyasetini ne kadar güzel anlatmış. Uzun yıllardır CHP’nin başına getirilen genel başkanlar, iktidar olmaktan ziyade, müzmin muhalefet konumunu çok sevdiler. Ta ki Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel’in ekipleri bir araya gelmeleri sonrası İç ve Dış Politika Yapıcılarının da bu durumdan uzun vadede çıkarlarının örtüşmesine karşılık, Erdoğan’ın yeni duruma uygun davranmasını beklediler.

CHP, Erdoğan’ın her hamlesine karşı, kayığını kıyıya çekmekle karşılık verdi. İyi de, kıyıya vardığınızda: yakaladığınız kılıç balığının ne duruma geldiğine baktığınızda: elinizde kaç tane büyükşehir, kaç tane şehir ve ilçe belediyesi kaldığını önemsemiyor musunuz? Elde kalanla CHP’nin iktidara gelebileceğini mi düşünüyorsunuz? 2 Kasım’da Erken Seçim olsun diye İmamoğlunu geri çekmeyi teklif ediyorsunuz: hatta kendinizin Genel Başkanlıktan da istifa edebileceğinizi söylüyorsunuz bugüne kadar verdiklerinizle yetinen bir Erdoğan hiç gördünüz mü? Lütfen artık İhtiyar Balıkçı gibi sadece kıyıya varmak hedefine kitlenmeyin. Evet, ülke gerçekten yoksulluk ile kuşatılmış olsa da, hala Erdoğan’a ve AKP’ye körü körüne güvenen yüzde 30’a yakın bir seçmen kitlesi var. Ve seçim sisteminin bütün kilit noktaları da hala ellerinde. “Atı alan da Üsküdar’ı” geçebilir, “Adam kazandı” diyen de ortaya çıkabilir, hatta “zarfın içindekiler özel olarak” duruma göre seçilebilir. Diktatörler için seçim kazanmak; meşrutiyetinin en önemli göstergesidir. “Sarı öküzü” vermeyi çoktan geçtik. Bari sürünün geri kalanını koruyalım. Bunun için de ilk kural: ASLA senin olan hiçbir şeyi verme. Bu durumda direndiğinden fazla insan omuz vermeye gelecektir.

Ülkenin bu gidişatını, CHP’nin iktidara gelmesi için değiştirmeye çalışmıyoruz. Sol, Sosyalist güçler olarak kötü bir otokrasiye karşı, açık faşizmin tesis edilmemesi için mücadeleye destek vermeliyiz. Önce, bu açmazdan kurtulunmalı, daha sonra CHP’nin ne kadar sola yanaşabileceğine bakarak, ortak bir program etrafında toplanılabilir.

Hamiş: Deniz Zeyrek’in son yazdığı yazıda bütün bu olanların, Erdoğan’ın, CHP’nin iktidara gelebilmesi için özellikle yaptığını ürkekçe de olsa söyleyebilmiş. Ben, Erdoğan’ın kendisinin seçimde aday olmayacağını düşünüyorum. Zeyrek’in düşüncesine katılabilirim. Lakin iktidar çok tatlı ve ballı bir konum. Erdoğan, belki bu konuda yola çıkmış olabilir. Ama eğer küçücük bir kazanma fırsatı bulursa; hiç tereddüt etmeden oturduğu koltuktan kalkmaz. Öyle ya da böyle, “gerekli oyu” almış bir Erdoğan’dan kimse vaz geçmez.

Hamiş 2:CHP’nin İstanbul Yönetimine kayyum atanmasına nihayet CHP yönetiminin artık bir şeyleri feda etmenin işe yaramadığını anlamış olsunlar. İstanbul’u da verirlerse; CHP’yi de K.K’ye yani Erdoğan’a teslim etmiş olurlar.

Diğer Yazılar

GELİŞME VE ESTETİK / YALÇIN KÜÇÜK

(Editörden-Önceki gün vefat eden sevimli profesörümüz ve sosyalist aydınımız Yalçın Küçük’ün bu yazısı, pek çokları …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir