MÜZAKERE SÜRECİ

 

Mert Yıldırım / 04.08.2025

Geçen yıldan başlayan ve şüphelerle dolu olan “Müzakere süreci” devam ediyor. Kürt cephesi önemli adımlar attı. Karşı tarafın adımları ise daha sınırlı.

Müzakere sürecinin adımlarından biri olan meclis komisyonu için ilk adım atıldı. Komisyona katılan partiler ve temsilciler belli oldu.

İmralı üzerinde süren tecrit belli ölçülerde iyileştilirdi. Öcalan baş müzakereci olarak kabul gördü.

Yaklaşık 30 yılı aşkın süredir tutsak olan ve keyfi uygulamalarla rehin tutulan yüzlerce Kürt politik tutsak ve HDK tutukluları peyderpey tahliye ediliyor. Elbette bütün bunlar görece olarak pozitif gelişmelerdir. Ancak memleketin iklimi niteliksel planda değişmiş değildir. Çoklu krizin ana sebeplerinden biri olan Kürt meselesinin adı henüz konulmadı. Dahası gerilim, yok sayma, ötekileştirme ve kutuplaştırma iklimi devam ediyor.

CHP şahsında seçme ve seçilme hakkına karşı süren operasyonlar, gazeteci ve yazarlara yönelik baskı ve tutuklamalar sürüyor.

Rojava üzerinde devam eden tehdit ve kuşatma sürdürülüyor. Şam’a HTŞ atanarak Suriye halkları için İşid zihniyeti reva görülüyor.

Saray bloğu bütün bu çelişik enstrümanları iç içe sürdürüyor. Belli ki hesapları var. Bu hesapların başında muhalefet bloğunu parçalama ve pasifize etme geliyor. Tabi, esas olarak bölgedeki gelişmeleri izliyor. Müdahale ediyor. Dengelere ve sonuçlara göre posizyon almaya çalışıyor.

Dem Parti ve Özgür Özel’in CHP’si kurulmak istenen tuzakların farkında ve pratik tutumlarıyla tuzakları boşa çıkarmaya çalışıyorlar. Bunu şu ana kadar başarabildiler.

Dem Parti ve Kürt hareketi, ısrarla CHP’nin müzakere sürecinde bulunmasını ve komisyonda yer almasını istemişti. Saray başı ve hempası ise alttan alta buna karşı çıkmıştı. CHP’nin müzakere sürecine dahil olmasını ve komisyonda yer almasını istememişti.

CHP’nin sürece dahil olmasını istemeyenler sadece Saray çevresi değildir. CHP’nin içinde ve çevresinde yer alan Tanju Özcan, Muharrem ince ve Mansur yavaş gibiler, İyi Parti ve Zafer Partisi gibi milliyetçi/ırkçı çevrelerde CHP’nin müzakere sürecinde ve komisyonda yer almasını istemiyor. Özgür Özel, şimdilik bu kesimi geriletilmiş durumda. Bu önemlidir.

En son Tanju Özcan gibi ırkçıya ve Sözcü Tv gibi barış karşıtı medya kuruluşlarına tavır alması kıymetlidir. Neki CHP sahici bir muhalefet partisi olacaksa öncelikle etrafında bulunan ırkçı çevreleri teşhir etmesi ve mesafe koyması gerekiyor.

Sahici muhalefet yapmak ancak demokratik hak ve özgürlüklere sahip çıkmakla mümkündür.

Demokratik hak ve özgürlüklerin başlıca alanı Kürt demokratik haklarını savunmaktan geçiyor.

Zira salt Saray karşıtlığı demokrat olmaya yetmiyor. Bunu geçen zaman göstermiştir. Tanju Özcan, Muharrem ince, Müsavat Dervişoğlu vb.ulusalcı ve ırkçı çevreler Saray karşıtıdır. Ama bu onları demokrat yapmıyor. Aksine bu çevreler demokrasi karşıtıdır. Bir çok konu başlığında Saray bloğunun dahi gerisindedirler.

1924 kuruluş kodlarını savunmak demokratlık değildir. Saray rejiminin alternatifi statükoculuk değildir. Statükoculuğu savunmak memleketin içinde reel sorunları ve krizleri çözmez. Aksine derinleşmesine hizmet eder. Çünkü 1924 yılında kurulan tekçi ve faşizan sistem yaşanan sorunların ve krizlerin başlangıcıdır. Saray rejimi ile arasındaki temel fark özgürlükçü olmayan devletçi laiklik ve kaba pozitivizmdir. Her iki anlayış da birbirinin devamıdır. Her iki anlayış da halkların çözüm modeli değildir.

Kürt meselesi birleşik demokratik mücadelenin başlıca gündemidir. Birleşik demokratik mücadele ulusal ve sosyal çelişkilerin çözüm platformudur.

Tüm yetersizliklere karşın bunun pratik örgütsel deneyimleri yaşanmıştır. HDK/HDP örgütlenmesi ve kent uzlaşısı bunun somut örneğidir.

Israrla bu gerçeği görmeyen çevreler bulunuyor. Bu çevrelerden biri kendisine “Kürdi” diyen çevrelerdir. Bir kesim ise Kemalizm ile malul olan “sol” çevrelerdir.

Kendisine Kürdi diyenler oldum olası Kürt hareketine takıntılıdır. Bunun için hep bir “gerekçe” üretmişlerdir.

Bunların çoğu eski solcudur. Reel sosyalist blok çözülünce çok hızlı bir biçimde solculuğa veda ederek Amerikan bayraktarlığıni yapmaya başladılar. Şimdilerde artık solcu değiller. Hatta daha da ileri giderek solcu fikirlerin Kürtlere ve Kürt davasına zarar verdiğini iddia ediyorlar. Oysa davanın kendisinin açığa çıkması, ulusal ve uluslararası bir realite haline gelmesi, “zarar veriyor” dedikleri sol fikirlerin eseridir.

Sosyalist sol fikriyata sahip Kürt hareketi, önce dünyayı, bölgeyi ve Kürt gerçeğini doğru okuyarak yola çıkmıştır. Doğru okuma ve analizle kalınmamış, muazzam bir iradi insiyatif ortaya konmuştur. “Sol fikriyat Kürt davasına zarar veriyor” diyen ilkel milliyetçi çevreler bu gerçeği unutuyor.

Israrla Kürt meselesini görmeyen ve her defasında Kürt hareketine burun kıvıran bir başka kesim ise soldan Kemalizmi savunan çevrelerdir. TKP ve Sol Parti bu çevrelerin başını çekiyor.

Bu çevrelerin ufku Erdoğan karşıtlığıyla sınırlıdır. Bu nedenle Kemalist cumhuriyete sarılmış durumdalar. Öyle sarılmış durumdalar ki en büyük teveccühü Sözcü Tv ve etrafında bulunan İttihatçılardan görünüyorlar.
Kürt realitesini kabul etmiyorlar. Dörde bölünmüş bir millet ve coğrafya olarak görmüyorlar.

Müzakere süreci son tahlilde Kürt realitesinin tartışması olacağını bildikleri icin zinhar karşı çıkıyorlar.
Bunu da “Sınıfsallık” ve “Anti emperyalizm” kisvesi altında gizlemeye çalışıyorlar.

Bu süreçte açığa çıkan bir başka kesim ise kendi içinde devrimini yapamamış ve eskimiş olan solcuların gerçek yüzüdür. Yirmi beş sene önce düşman diye “savaşanlar” ve bunun için yıllarca hapis yatanlar şimdilerde “bizim askerimiz”, “bizim polisimiz” diyerek devletin şiddet aygıtlarını savunur noktaya düştüler. CHP’nin en sağcı, en gerici kliği ile yan yana geldiler. Komisyon tartışmalarında Tanju Özcan ve Müsavat Dervişoğlu gibilerle aynı yere geldiler.

Bu dibe vurma hallerinin bir nedeni içinde gizledikleri Kürt alerjisi iken, İkinci bir nedeni ise kendilerini salt Erdoğan karşıtlığıyla ifade etmeleridir.

Sonuç olarak;
Kürt meselesi turnusol işlevi olmaya devam ediyor. Kimin devrimci enternasyonalist, aydın ve demokrat olduğu kimin sosyal milliyetçi olduğu ortaya çıkıyor.

Diğer Yazılar

Yoksulluk

BİR İSTİBDATIN GÜNBATIMI: YENİ HEGEMONYA BUNALIMI VE SIKIŞMA

Ümit ÖZDEMİR 06.04.2026 MHP’nin stratejisinde örgütlenen saray rejimi, her adımında kendine yeni suç ortakları yaratmak …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir