KOBANE DAVASI BİZE NELERİ HATIRLATMALI?

Taner Renda / 19.05.2024

@RendaTaner

Yakın geçmişte her daim “Ben dememişmiydimgiller” in Sol / Sosyalist /Komünist partilerinin sözcüleri tarafından dillendirilen Kürtlerin ve dolayısıyla da HDP/DEM ’in yöneticilerin ve de hatta Demirtaş’ın Erdoğan/Devlet ile gizli görüşüp; uzlaştıklarının bilgisine ulaştıklarını bilgiççe gözümüze sokmaya çalıştıklarını defalarca gördük. Ve her seferinde olduğu gibi bu kez de öngörülerinin fos çıktığına Kobane Davası’nın bitiminde verilen cezaların bırakın uzlaşı olmasını, Erdoğan/Devlet’in intikamının ne kadar derinlikli olduğuna tanıklık ettik.

Hep tanıklık etmişizdir: Hiçbir diktatör, iç savaş çıkarmadan iktidarını devretmemiştir. Bu Kobane Davası da ülkede iç savaşa giden yoldaki en önemli kilometre taşı olacak gibi görünüyor. Ülkenin muktedirleri Yerel Seçimlerdeki yenilgilerinin üstünü örtmek ve iktidarlarının sorgulanır olmasını önlemek için Kürt Sorununu kaşımayı hiçbir vakit bırakmaya niyetlerinin olmadığını dosta düşmana bir kez daha göstermişlerdir. “Yumuşama / Normalleşme” palavralarını yutmaya hazır bekleyenlere de küçük bir hatırlatma yapalım: Davutoğlu ile istikşafı görüşmelerinin sonucunda ülkede nasıl bir katliama girişildiğini ve bugünlerin faşizan baskılarının yollarının o günlerde kolayca atıldığını Özgür Özel ve ekibi asla unutmamalıdır (Kılıçdaroğlu’nun belki de ilk defa haklı olduğunu, “Saray ile uzlaşılmaz, mücadele edilir” önermesini unutmamalarını tavsiye ederim.).

Ortada dolaşan bazı saçmalıklara da rastlıyoruz: Erdoğan, yumuşama istiyor ama Bahçeli bırakmıyor. Erdoğan’ın parası kalmadı ve Batı’nın parasına muhtaç, bu nedenle eninde sonunda Bahçeli’den kurtulacak. Ayhan Bora Kaplan Davası ile Süleyman Soylu, Ali Yerlikaya’yı devirip; kendisi yeniden İçişleri Bakanlığı koltuğuna oturacak hamleler yapıyor.

Yahu ortada rasyonel bir devlet kalmadı ki. Bu ucube Cumhurbaşkanlığı Sistemi, Erdoğan’ın emirlerini kanunsuz da olsa yerine getirecek kişiliksiz emir erlerinden oluşuyor. Ve bu oluşan kişiliksiz güruh, geldikleri gibi gidene kadar epeyce bir nakdi servete ve konfora nail oluyorlar. Ülkenin paraları, doğası ve ahlakını talan ederlerken; hiçbir vicdan azabı duymuyorlar. Ülkenin geleceğini yok edecek başta eğitimi sadece İmam Hatip mantığı ile yürütmeye çalışanlara devretmekten zerrece rahatsızlık duymuyorlar. Erdoğan ise sadece ama sadece koltuğunda kalıp; kendisine dokunulmadan gelecek seçimlerden bir beş yıl daha kalmanın hesapları ile meşgul.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın neredeyse her gün yayınladığı falanca uyuşturucu çetesi, filanca kara para aklayan, bilmem ne çetesinin reisi ve hempaları yakalandı ve Kırmızı Bültenle aranan ama ülkemizde Türk Vatandaşı olmuş kişilerin yakalandığını okuyor ve duyuyoruz. Aklı başında hiç kimse, bu duruma bizi kim getirdi, ülkenin polisi ve yargısı daha önce böylesine pespaye bir duruma düşmemize sesini çıkarmamış/çıkaramamış olmasına neden karşı çıkılmadı da, şimdi birdenbire ne oldu da biz bu kirli ilişkiler ağının işlerine çomak sokar duruma geldik. Ve bu kirli ilişkiler ağları, ülke içinde yardakçılar olmadan ve ülkenin resmi kurumları da bu ilişkilerin içinde bulunmadan asla yapılanamaz olduğu gerçeği herkesçe bilinmesine karşılık, ne karşılığında bunlara göz yumulduğunun ortaya çıkarılamamış olması da ayrı bir sorun yumağı.

Bütün bu kriminal kişi ve çetelerin en has adamlarının, zamanın İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile resimleri olmasını bizler tasfiye olarak mı değerlendirmeliyiz, yoksa değişen koşullara uyumlu yeni bir yapılanma ile devam mı edeceğini düşünmeliyiz?

Erdoğan, başı her sıkıştığında; işbirliği yaptığı ortakları ile yollarını ustaca ayırmakla bilinir. MHP destekli Süleyman Soylu’nun ekibini şimdi tasfiye ederken; Devlet Bahçeli neden bu tasfiyeye çok da karşı çıkmadan daha da genişletmenin gerekliliğinden bahsetti?

Yargı bağımsızlığı yitirileli çok olmasına karşın, Yargıtay’ın yeni yapılanmasında bu çekişmenin nedeni: bir zaman sonra olası bir sorumluların yargılanmasında köşelerin tutulması mı diye anlamalıyız?

Sorunlarımız o kadar çoğaldı ki: soruların çokluğu bile aklımızı karıştırıyorken; sonuna kadar güvenebileceğimiz hiçbir kurum ve kişi kalmadı. Gözlemlediğim kadarıyla insanlarımız, bu belalı günler geçene kadar ölü taklidi yapmaktan başkaca çarelerinin kalmadığına hükmetmişler. Dilerim yanılıyorumdur.

Diğer Yazılar

KUM SAATİ TERS ÇEVRİLDİ VE ÇALIŞMAYA BAŞLADI

  Taner Renda / 08.06.2024 Akrep, derenin kenarında durup, karşı kıyıya nasıl geçeceğini düşünüyormuş. Tam …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir