İKTİDAR İNSANLARI BOZAR MI ?

Taner Renda/ 22.02.2026

@RendaTaner

Ülkenin birinin bir şehrinde, doğayı seven, toprağı işlemeyi ve hayvanlarla dost ve birlikte yaşamayı seçen bir grup insan, bir araya gelip; basit ama birlikte yaşamaya kararlı olduklarını kurdukları kooperatifle perçinlemişler. Büyük bir arazide, sade evler yapıp, bahçelerinde kendilerine yetecek kadar sebzeler yetiştirmiş ve geri kalan büyükçe bir araziyi de kümes hayvanları için ayırmışlar. Kooperatifin arazisinin büyük bölümünü de ağaçlandırarak; pek çok kişinin hayalini kurdukları yaşam düzeyini yakalamayı zor da olsa becermişler.

Hayali bir köyden bahsetmiyorum. Son üç senedir içinde yaşadığım ve gelişmesine karınca kararınca katkı verdiğim bir yaşam biçimini elimden geldiğince ve basite indirgeyerek aktarmaya çabalıyorum. Peki, ne diye size bu pek çok kişinin hayalini kuracağı köyden bahsetmeye başladım? Hele hele ülkemizin özellikle son on senesinin kabus gibi insanların büyükçe bir bölümünün üstüne çöküldüğünü düşününce, kimi veya kimleri kıskandırmaya çalışıyorum? Aslında içinde yaşadığımız Dünya’dan ve ömrümüzün büyükçe bölümünü geçirdiğimiz ülkemizi de düşününce: köyümüz, ne ülkemizin ne de Dünya’nın yönetim biçim ve tarzından azade olmadığını/olamayacağını anlatmaya çalışacağım.

Dünyamızı ve ülkemizi yöneten zihniyet, neredeyse bire bir, her bir köy muhtarlığından, her bir il ve ilçenin kamu ve belediyesinden ve de Devlet’in yönetiminden hiç de ayrı düşünülmemesi gerektiğini, bizzat içinde yaşayarak öğrendim.

Ve üstüne üstlük, her bir idarenin en üstteki politik yapıdan ister görünürde, isterse de esasta olsun ayrı düşüncede olup olmamasının günlük yaşamda hiç de gözle görünür, elle tutulur bir ayırıcı özelliği olmadığını dehşetle görüp, yaşadım.

AKP+MHP iktidarının toplumu ayrıştırıp, düşman olarak kendisi ile aynı sınıfsal tarafta olmasına karşın, en üstteki politik yapının taktikleri ile bizim küçücük köyümüzün yöneticileri ile bire bir bakış ve davranış içinde olduklarını ve bunu yaparken de, kendilerinin geçmişte Sol kültürden geldiklerini unutup; sadece bu küçücük birimi yönetebilmek için, ellerinden gelen ve gelmeyen her türden manipülatif söz, düşünce ve şiddete başvurmaktan asla geri durmamalarının tek bir hedefi olduğunu açıklıkla söyleyebilirim: erk sahibi olmak ve bu erk sahipliğinin getireceği her türden maddi manevi çıkarların cazibesidir.

AKP+MHP, iktidarı boyunca emeklileri, çalışan işçileri, küçük ve orta boy çiftçileri, esnafı gözlerinin içine bakarak, yalan dolan ile kendisinden başka hiçbir kimsenin kendilerini, yarın düzlüğe çıkaramayacağını söyleyerek aldattıysa( AKP’nin, hala %30’larda oy oranını koruyabildiğine bakarak),aynı şeyi, köyümüzün yönetimi de iktidarda kalabilmek için bilinçlerinin, bu altına yerleşmiş taktikleri uyguladı ve hep yönetimde kalmayı başardılar.

AKP+MHP iktidarının bütün bu aldatıcı taktiklerine karşı başta CHP ve diğer muhalefet partileri kendilerince doğruları halka anlatmasına karşın, iktidarın salt yalanlarının etkili olmadığını, asıl sorunun iktidarların koltuklarında kalmak için her türden hilelere başvurduğunu, yasaların ve onun uygulayıcılarına baskı yaptıklarını elbette aklıselim pek çok kişi biliyor. Bizim köyümüzdeki küçük iktidarcık da bu türden iktidar sahiplerine karşı geçmişte mücadele etmesine rağmen, uğruna hapis yatıp, hatta işkencelerden geçmiş olmasına karşın kendi küçük iktidarcıkları için AKP+MHP’nin taktiklerine sarılmaları bir Hint atasözü ile açıklanabilir: “Bir kişi oturduğu koltuktan kalkmak istemiyorsa, muhakkak altı pislikle doludur”.

Hamiş: Siyasi partilerin iktidara gelmek için herkesçe pek çok nedeni var. İktidardan gitmemek için de yine hepimizin bileceği pek çok nedeni olur. İyi de, nüfusu yüz bile olmayan bir kooperatifin yönetimine gelmek için geçmişte inandığı ve uğruna hapis, işkence ve hatta ölümü bile göze alan insanlar, bugün düşüncelerinin aksine her türden pisliği yapmakta neden bir beis görmezler ki?

Diğer Yazılar

HAYALLERİM, AŞKIM VE NARMANLI: BİR KÜLTÜREL MİRASI KORUYAMAMAK.

Ümit ÖZDEMİR / 22.04.2026 “Biz tarihle övünüyoruz ama tarihi bilmiyoruz. Tarihi bilmeyen bir toplumun koruma …

2 comments

  1. Hapis yatmak, işkence görmek, ölüme hazır olmak sosyalist olmaya yetmez. Nasıl mı sıradan bir hırsız bir binayı soymaya giderken ölmeyi, öldürmeyi, polis dayağını, hapisi göze alarak bunu yapar.
    Sevgili Genel Başkanım Behice Boran’dan bizzat duydum, derdi ki “Bu işi beşikten mezara kadardır” işte o pisliğin üstüne oturup kalkmayanlar Boran Yoldaşın tarifine uymanlardır.

  2. İşiniz zor kardeşim. Kolay gelsin.

Halit için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir