DEVLET KRİZİ VEYA FAŞİZMİN AYAK SESLERİ

Taner Renda / 05.01.2024

@RendaTaner

Faşizmin ayak seslerini duyuyor musunuz? Pervasızca önüne çıkan veya çıkabilecek olan engelleri göz göre göre, yasalara rağmen, her türden iğrençliklerle bezeye bezeye, hem de çok olağanmışçasına büyük bir pişkinlikle savunuyorlar. Elbette bütün bunlar “Sarı öküzü” vermemizle başladı. İç politika yapıcıları, ilk darbeyi Kürtlere vurduklarında; başta Devletin kurucu partisi ve kadroları refleks olarak kurdukları ve hala sahibi olduklarını zannettikleri Devleti korumak adına AKP+MHP’nin ardına sıralanmakta bir beis görmediler. Demirtaş’ın ayaklarına dolanmasını istemedikleri için ilk iş olarak uydurma gerekçelerle hapsedilmesine de ağızlarının içinde lafı geveleyerek karşı çıkmadılar. İlk “Sarı öküz” böylece ele geçtikten sonra gerisi çorap söküğü gibi bir biri ardına getirildi. 2019’daki yerel seçimlerde İstanbul’u beş on bin oy farkıyla vermemeyi öne sürerek seçimin yenilenmesini sağladılar ancak, halk nedense bu kez oylarına sahip çıkarak, oy farkını yüz binlere çıkararak AKP+MHP iktidarına geri adım attırdılar.

İktidarın bu geri adımını çok abartan Ana Muhalefet ve diğer muhalefet partileri 2022’deki Cumhurbaşkanlığı ve Parlamento Seçimlerinde gereken dersi almaktan kurtulamadılar. Demirtaş ve Kavala için AİHM’in verdiği ve Anayasa Mahkemesi’nin TİP Milletvekili Can Atalay için ikinci kez verdiği hak ihlali kararlarının Mahkemenin verdiği kararda diretmesi ve Yargıtay’a topu atması ikinci kez tekrarlanıyor. Ve usulsüzlük burada bitmiyor. Yargıtayın, Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı veren üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunması ise AKP+MHP iktidarının gerçek niyetlerini açığa çıkaran turnusol kağıdıdır.

Yani iktidar, yasaları istediği gibi eğip bükmekte, en üst mahkeme olarak Anayasaca görevleri ve yetkileri belirlenmiş olan Anayasa Mahkemesini işine gelmediği zaman by-pass etmekte sakınca görmediği gibi, gözdağı vermekte de bir çekincesi yok. Bu yolun sonu ki çok da ileri bir tarihte değil, Mart ayında yapılacak Yerel Seçimlerde kendince istediği sonuçları aldığında; kendine bağlı yargının dışında hiçbir kurumu dikkate almayacak ve var olan duruma uygun yeni bir Anayasa yapıp; halka zorla oylatacak (1982 Anayasası’nın Evren yönetimince nasıl yüzde 82 oyla kabul edildiğini hatırlayalım).

Bu durumun değişebileceğinin işaretleri de yavaş yavaş ortaya çıkmakta. Yeni seçilen CHP Genel Başkanı ve yönetiminin ilk sınavı olan 12 askerin öldürülmesi sonrası AKP+MHP’nin hazırladığı ve meclisteki İYİP ve HÜDA-PAR’ın katılımıyla hazırlanan bildiriye imza atmayarak umut vaat etti. İktidarla aynı cümleleri kursa bile, neden katılmadığını açıklayan cümleleri (mealen: sizin kuyruğunuza takılmayacağız) ve Ocak ayı içerisinde Hukuksuzluklara başkaldıran bir miting hazırlamaları ile bağlı olduklarını bildirdikleri Devlet’in artık el değiştirdiğini zımnen kabul etmiş olduklarını gösterir.

Kılıçdaroğlu’nun sokaktan korkması, AKP+MHP iktidarının elini rahatlatan bir tutumdu. Yeni yönetim, sokaktan kaçınarak bu faşizan iktidarı sonlandıramayacağını sanırım anlamış bulunmakta. CHP, kendi Solu ile daha da sık işbirliği yaptığında; uzun yıllardır dışlandığı iktidara kavuşacağını anladığını sanıyorum. Faşizmi parlamentoda yenemezsiniz. Faşizmi kağıt üstünde de yenemezsiniz. Faşizmin iktidarını ancak Kürtlerle, Sol/Sosyalist ve Komünist Partilerle, Demokratik Kitle Örgütleriyle, Sendikalarla ve geniş halk kitleleri ile kurabildiğiniz bağlarla yenebilirsiniz. Her şeye rağmen Erdoğan’ın iktidarına karşı halkın %48’i, kendilerini anlayacak bir birleşik demokratik gücü bekliyor. Parlamentoyu abartarak iktidar olan bir Birleşik Demokratik Gücü tarih şu ana kadar yazmamıştır.

Hamiş: Erdoğan, Ali Yerlikaya yerine Murat Kurum veya başkaca birini İstanbul için aday gösterirse; Ekrem İmamoğlu’nu seçim dışı bırakmaya karar vermiş demektir. Ali ve Murat efendilerin aday gösterilmesi durumunda da Erdoğan’ın, yine de İmamoğlu’nu devre dışı bırakacak yasal oyunlara başvurmayacağının da hiçbir garantisi yoktur. Zarlar hileli olacağından; CHP’nin alacağı oyların miktarı tek başına seçim sonucunu belirlemeyecektir. Sonucu belirleyecek olan halkın, verdiği oylara sahip çıkma biçimi ve isteğinin gücüdür.

Diğer Yazılar

BELGESEL: İŞÇİLERİN HAZİRANI 15-16 HAZİRAN 1970

İşçilerin Haziranı: 15-16 Haziran 1970 Belgeseli, Zafer Aydın’ın aynı adlı kitabından ilhamını alıyor. Yönetmenliğini Cihangir …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir