YAŞAM HAKKI SAVUNUCULARI

Hakan Yurdanur / 27.09.2023

Hakan Yurdanur Portre
@hknyurdanur

Yaşam savunusu , kuşkusuz yaşamın anlam ve değerini bize en iyi şekilde gösteren eylem biçimidir. Yaşayanı yaşatmak , kollamak, savunmak ve onlarla birlikte yaşamak…
Yaşam savunusu çoklu savunu biçimlerinde karşımıza çıkmakta. Kadın -çocuk – hayvan – çevre vd. toplumsal mücadelelerin kesim koordinatlarını oluşturmakta. Yaşam
savunusu , yaşama karşı olan herşeyle mücadele ve ona karşı direnme noktasıdır. 


Kapitalizmin çoklu baskı ve basınçları ile çevrelenmiş alanlara hapsedilmeye çalışılıyoruz. İlerlemeyi kentleşme , kentleşmeyi modernleşme olarak sunan illüzyon toplumunda gerçek yerini hayale, birey de hayalete bırakmış durumda. İşte bu buharlaşmaya karşı kapağı kapatmak üzere devreye ilk olarak yaşam savunucuları girmekte. Rotamızı hayvan hakları , özgürlüğü ve yaşam savunucularına doğru çevirip yol almaya devam edelim.


İnsanın , hayvanın ve doğanın organik ilişkilerinin koparılması önce yalnızlaşmalarına , yalnızlaştıkça güçsüzleşmelerine ve her tür şiddetle karşılaşmalarına neden oldu. İnsanların bir araya gelip örgütlenemediği bir sosyal formasyonda bunu elbette diğer canlılardan bekleyemeyiz ! Fakat insanın örgütlenme aciliyetini belirtebiliriz. Yaşam hakkı savunucuları da aslında yaşamı örgütleme görevini üstlenmeye çalışarak bir nebze de olsa baskılara dur deme arayışında. Birer isimsiz kahraman olarak, kendi öz çabaları ile hedeflerine ulaşmaya çalışan , can dostları besledikleri , korudukları , gönülden sevdikleri için tehdit , hakaret , taciz ve ölümle karşılaşan bu kıymetli insanlara ne kadar teşekkür etsek azdır. Kırılan kalpleri , yorulan bedenlerine rağmen bir canın sokakta , atıldıkları yol kenarlarında , boş arazi ve ormanlarda yaşama tutunması onların kuşkusuz en büyük mutluluğu… Sağ olsunlar hep var olsunlar…


Önemli bir noktaya değinerek devam edelim. Hayvanlara uygulanan şiddet , vahşet , ölüm vd. bireysel değil toplumsal bir sorundur. O nedenle yaşam savunucularının tek tek başa çıkabileceği büyüklüğün çok üzerindedir. Bireysel olarak bu kişiler deşifre edilmeli , ceza alması için uğraş verilmeli fakat bu o an için geçici bir çözüm olarak kalır , ilerde tekrar hortlatılır.  O nedenle bir bütün olarak karşı çıkmalı. Örneğin belediyelerin ne yapmadıkları anlatılmalı ve politik olarak karşı durmalı, hesabı sorulmalı.

 


Biliyoruz ki kapitalist sistem de sokaklar birer kapatma mekanına dönüştürülmek istenmekte. Sadece insanın yaşamına izin verilen alanlar oluşturulmaya çalışılmakta. Oysa sokaklar can dostlarında yaşam alanıdır. Can dostların yaşam alanı sokakların savunusu demek oralar da uyuşturucu , tecavüz , gasp , yaralama , ölüm … gibi hadiselere izin vermemek demektir. Bunları gerçekleştirip bu yolla para /rant sağlayanlar elbette sokaklarda köpek istemeyecektir. Daha önceki yazılarım da kullandığım “ uyuşturucu satan köpek gördünüz mü ?”sorusu bu konuya gönderme yapmak içindi. 


Yaşam hakkı savunusu kuşkusuz yaşam alanı savunusundan bağımsız değildir. Yaşam alanları , can dostlarımızın atıldıkları / kapatıldıkları birer mekan olamaz. Yaşadıkları sokağın , şehrin dışına atmak yada barınaklara kapatmak öldürme biçimlerinden bir tanesidir. “ Sokakta kedi / köpek olmaz” diyenlere soralım : Ne kadar zamandır sokaklar birilerinin mülkiyetine geçti ? “Arazimden yol geçirmem “ diyen mantıkdan ne  farkı var bu söylemin ? Sokaktan kovmak ölüme uğurlamak değil mi ? “Sokakta sahipsiz hayvan olmaz” diyenlere de soralım : Sokakta sahipsiz çocuk , sahipsiz silah oluyor ve bunlar görmezden geliniyorken bu söylemle nelerin üstü örtülmeye çalışılıyor ? 


Bir başka konu ile devam edelim. Hayvan sevgisi önemli ve değerli bir kavram fakat tek başına ihtiyacımızı karşılamamıza yetmiyor. Sadece hayvan sever olmak bir tür edilgenlik içeriyor. Örneğin hayatı boyunca hiç bir hayvana dokunmamış , beslememiş , bakmamış birisi ben hayvan severim dediğinde bazı anlam kayıpları doğabiliyor ve pragmatist yaklaşımlar sunulabiliyor.


Hayvan sever yerine yazımız boyunca kullandığımız hayvan özgürleşmesi , yaşamı ve mücadelesi demeyi daha uygun bulduğumu söylemeliyim. Örneğin bu söylem hayvanlara uygulanan her tür şiddetin toplumun sadece geri kalması , cahilliği , eğitimsizliği gibi yüzeysel ve genel kavramlarla açıklanamayacağını dile getirmektedir. Daha derinlerde yatan sosyal ,politik ve ekonomik sorunlara yoğunlaşmak gerektiğini belirtir. 


Yasaklar ile yasalar arasına sıkıştırılmaya çalışılan yaşam çemberinin içindeyiz. Bu sıkıştırmaya karşı yasaların aslında yasaklar üzerinden işletildiğini , yasaklarında yasalardan güç alarak hareket ettiğini görerek ilerlemek zorundayız. Suçlu ile suçsuzun yer değiştirdiği bir toplumsal formasyonda yaşamı savunmak , suçluya , sen suçlusun ! demekle başlayacaktır. 


Bugün yaşam savunucuları haksızlıklara karşı yükselen taleplerini gerçekler hakkında gerçekten bir şeyler söyleyerek dile getiriyorlar. Madem gerçeklerden söz ettik o vakit yaşam hakkı savunusunun isimsiz kahramanlarına ithaf ettiğimiz yazımızı B. Shaw ‘ın harika sözü ile bitirelim : “ Gerçekleri biliyorsanız yalanları dinlemek eğlencelidir”.

Diğer Yazılar

YOUTUBE YAYINI: HAFTAYA BAKIŞ

Yazarımız Zeki Tombak, Son Haber Ch Youtube kanalında Veysel Tekin’in konuğu olduğu Haftaya Bakış programında …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir