Ümit ÖZDEMİR / 04.05.2026

Film PDF (Parcel Delivery Fast) şirketinde bir iş görüşmesi sahnesiyle açılır. Ricky oldukça kibirli patronu Maloney’den işe alınmadığını, aksine bir “iş ortağı” olarak sisteme dahil edildiğini söyler. Taşeron çalışma ve güvencesizlik hiçbir maliyetin yüklenilmediği bir yarı-esnaf sistemine yönlendirir. Bu nedenle Ricky’nin işe başlaması için ekstra borçlanması ve bir minibüs satın alması gerekmektedir. Ricky’nin eşi Abbie de kendi gibi günde 6 kişiye bakmak zorunda olan bir evde bakım hemşiresi emekçidir.
İngiltere’den neoliberalizm manzalarıyla açılan film, gündelik emeğinin dertlerini sergilemekle kalmıyor, yönetmen Ken Loach ile sanatın gerçeğe bakma cesareti olduğunun bir kez daha altını çiziyor. Güvencesiz çalışma koşullarının yaygınlaşmasıyla güvencesizliğin normalleşmesinin olası sonuçları, film boyunca çalışanlara dayatılan mobbing ve tahmini varış zamanını ve rotaları ayarlayan algoritmalarla sömürünün, 21. yüzyıl neoliberal kapitalizminde nasıl yeni biçimler aldığını gösteriyor. Sömürünün dijital teknolojiler aracılığıyla bir kontrol ve baskı mekanizmasına dönüştürülmesi filmin yan anlatısıdır. Ricky’nin kızıyla dağıtıma çıktığı sahnede kızının kendisine dağıtım algoritmasını yöneten elektronik aygıt ve çalışma koşulları ile ilgili sorduğu sorular, dijital kontrol ve baskının boyutlarını gösteriyor.
Sınıf bilinçsiz bir işçi olan Ricky’nin paket attığı müşterilerden biriyle girdiği futbol muhabbeti, ortalama bir İngiliz işçisinin dünyayla kurduğu ilişkinin boyutları açısından da önemli bir sahne. Loach, olanı abartmadan olduğu gibi anlatmayı seven bir yönetmen, gençlerin yaşamlarından kesitler sunduğu sahnelerle 21. yüzyıl İngiliz yaşamını da anlatısına ekliyor. Teenager Z kuşağının yaşama pratiklerinin bir bölümü olan Grafiticilik ve duvarlara çizilen desenlerin sosyal medya platformlarından paylaşılmasında, eğitimin giderek anlamsızlaşması ve neoliberalizmin yarattığı anlam krizinin büyük payı olduğu görülüyor. Eğitim yoluyla sınıf atlama imkanlarının daraltılmasıyla, filmde gençlerin neden eğitimden uzaklaştığına da değiniliyor. Bu açıdan Üzgünüz Size Ulaşamadık salt güvencesiz emeği konu alan bir film değil, bundan fazla neoliberal anlam krizinin gençlerin hayatlarına yaptığı etkileri gösteren bir fim. Seb’in ebeveynleriyle tartıştığı sahnede dile getirdiği borç içindeki düşük ücretli çalışanların durumu, tam da Seb ve filmdeki diğer gençlerin yaşadıkları bu hayalkırıklığı ve anlam krizinin bir yansıması.Neoliberal borçlandırma ve kırılganlaştırma, anlam yitimine ve kendini ifade aracı olara yasadışı grafitiyle taçlanıyor.
Abbie’nin bakım hizmeti verdiği bir sahnede, bakım yaptığı kadının 1984 Orgreave muharebesinden bir fotoğrafın göstermesi, Loach’ın neoliberal güvencesizliğin işaret fişeğinin nereden atıldığına gönderme yapıyor. Türkiye’de 1980’de tank paletiyle hayata geçirilen neoliberalizm, İngiltere’de madenci grevinin atlı polislerle bastırılmasıyla hayata geçirilebilmişti. Neoliberal saldırının tarihsel derinliğini basit bir siyah-beyaz fotoğraf karesinden açıklayan Loach, bir kere daha sınıfsal bir bakış sunuyor. Abbie’nin satılık bir evin önünde ailesiyle birlikte çektirdiği fotoğrafta, evi satın almak için kredi çektiklerini fakat kredi çektikleri Northern Rock’un iflas ettiğini söylediği sahneyle neoliberal saldırının başlangıcı ve geldiği son nokta arasında bir bağ kuruluyor. Orgreave saldırısıyla başlayan neoliberal kuşatma, mülksüzleşmeyle son buluyor. İnsanların başlarını sokacak bir evin bile banka-finans kapital kurumlarıyla rantiyeye dönüştürülmesi, neoliberal güvencesizliğin derinleştirdiği konut sorunudur.
Evin yuva değil, artık bir metaya dönüştürülmesi için sağlanan finansman ve mortgage borçlandırması, mülksüz ordusu yarattı. Abbie’nin sabah 7 buçukta başladığı ve gece 9’a kadar verdiği bakım emeği, baktığı kişi sayısı kadar ücretlendirilmesi ve yol masraflarını da kendi cebinden ödediğini açıkladığı sahneler, neoliberal kuralsızlığın geldiği son noktadır. Devletin kamu hizmetlerini tasfiye ettiği neoliberal çağda, bütün yükün hatta ulaşım masraflarını bile çalışanın sırtına yüklemesi, neoliberal güvencesizliğin sorumsuzluğa dönüştüğünü gösteriyor. Bakımını yaptığı kadının “peki 8 saatlik iş gününe ne oldu sorusu?” ile Loach, neoliberal-güvencesiz emek sömürüsünün neye benzediğini gösteriyor.
Abbie’nin vakitli vakitsiz saatlerde bakımını üstlendiği kadının evine gidebilmek için ailesinin yardımını alması, 8 saatlik iş gününün tarihe karıştığını, yerini bütünüyle güvencesiz bir çalışma rejimine geçildiğini gösteriyor. Abbie’nin anne rolüyle sevdiklerine yeterince zaman ayıramamanın verdiği ebeveyn hüznü, giderek rüyalarına da yansımaya başlayan bir başka psikolojik soruna işaret ediyor. Abbie’nin yetersizliği, bütünüyle içinde yaşadığı güv encesiz yaşama koşullarının ürünü olduğu hissettiriliyor. Zamanla Abbie’nin rüyalarına yansıyan bu yetesizlik hisssi, sınıfın gizli yaralarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Abbie ve Ricky’nin oğulları Seb’in karıştığı bir kavga sonrası okuldan uzaklaştırma cezası almasıyla su yüzüne çıkan gerilim, Abbie’nin kederli dünyasından izleri gözler önüne seriyor. Ebeveyn yetersizliği yaşayan anne rolüne ilaveten, üstlenilen bakım hemşireliği rolüyle Abbie, otobüs durakları arasında bütün gün aşırı yorulmasına sebep olan çalışma temposuyla karaktere gerçekçi bir derinlik katıyor.
Abbie, yorgunluğunun nedeni olarak gördüğü otomobilin satılması üzerinden Ricky’yi suçlar. Gerçek ise elbette böyle değildir. Sömürü düzeninin yarattığı aile içi yabancılaşma ve iletişimsizlik, yarattığı etki Ricky’nin izin istediği patronu Maloney ile arasının açılmasıyla sonuçlanır. kızı Liza Jane’in çocukça bir duyguyla babasının minibüsünün anahtarlarını oyuncağına saklamasıyla, talep ettiği ilgi, dramatik anlatı yapısında insana dair durumu sergiler. Üzgünüz Size Ulaşamadık filminde Loach, baba ilgisinden mahrum büyüyen bir çocuğun nasıl davranacağını gösterdiği bu sahnelerle gerçekçi anlatısına bir de insani boyutu ekler.
Loach kapitalizmin internet teknolojileriyle ve giderek hareketsizliğe ve online siparişlere mahkum ettiği müşteriler ile onlara paket yetiştirmek için çabalayan kargo ve dağıtım emekçileri arasındaki gerilimi beyazperdeye taşıyor. Filmiyle Loach, müşteri ilişkileri puanlama ve dağıtım hızı baskısı altındaki emekçilerin yaşamlarının neye benzediğini de gösteriyor. İnternetten ürün sipariş eden herhangi bir müşterinin, adres bilgileri ile minibüsün GPS bilgileri arasındaki veri akışı, bunun yarattığı rant ile patronların kasasına akarken, sürekli borçlanan ve herhangi bir güvencesi de olmayan dağıtım emekçisi, çifte sömürüye maruz kalıyor.
Sömürüde hız faktörünü, bu kez hizmet sektöründe ortaya çıkaran Üzgünüz Size Ulaşamadık bu yönüyle steril zannedilen bir sektörün, görünmeyen yüzüyle tanıştırıyor izleyiciyi. Günde 14 saat haftada 6 gün çalışmak zorunda bırakılan Rcky’nin yaşadığı yorgunlukla direksiyonda kazanın kıyısından dönmesiyle sömürü çarkının işemek için bile zaman tanımayan çalışma temposu, filmin dramatik anlatı yapısını bireysel bir trajediye benzetiyor. İşemek için arkadaşının verdiği şişeye ihtiyacını giderirken saldırıya uğrayan, dayak yiyen, cep telefonu kargoları gasp edilen ve üstüne bir de cihazı kırılan Ricky, hastanelik olur.
Ricky’nin bireysel zannedilen dramı, seyirciyi neoliberal çağın güvencesizlik çarkları arasında ezilen emekçilerinin sorunlarıyla yüzleştiriyor. İşçi sınıfının güvencesiz kolunun kargo emekçilerinin yaşadığı gerilim ve çatışma, hastanelik olmasına rağmen direksiyona geçmek zorunda kalan Ricky’nin filme adını veren kargo kağıdına yazdığı notla yeni bir dramatik derinlik kazanıyor. Oğlu Seb’in ve eşi Abbie’nin tüm engelleme çabasına rağmen, yaralı halde işe gitmek zorunda kalan Ricky’nin trajik hali, trajedinin borçlanma boyutuyla birleşerek hepimize tanıdık gelen ortak bir öyküye işaret ediyor.
Filmde ailesini geçindirmek için paraya ihtiyacı olan Ricky’nin işini iyi yapmadığı gerekçesiyle işten atılan başka bir kargo emekçisinin rotasını alması sırasında yaşanılan kavga, dramatik olay örgüsünü hızlandırıyor. Film boyunca Ken Loach ustanın, sınıfın bütün gizli açık yaralarına yönelik ilgisinin, sanat yaşamını belirleyen bir olgu olduğu ortaya çıkıyor. Loach kamerası ile sadece emekçilerin hayatlarını göstermekle yetinmiyor, emekçi insanların samimi ve içten yaşamlarını dışlayan, görmezden gelen ana akım ticari sinemadan nasıl farklı bir yol izlenebileceğini de kanıtlıyor.

Loach bütün yönetmenlik yaşamı boyunca emek-sermaye çelişkisinin çeşitli biçimleri üzerine kafa yordu ve anlatısını emekçilerin safında kurdu. Loach neoliberal çağda atomizasyonun, kimliksel dışlama pratiklerinin sendikasızlaştırmanın ve güvencesizleştirmenin işçi sınıfının bütün kesimlerini nasıl derinden etkilediğini gösterdi. Bu gösteri ve sondan bir önceki filminin aldığı isimle Üzgünüz Size Ulaşamadık, işçi sınıfını, emekçileri uyutma temalı ticari filmlere, ironik bir gönderme gibi duruyor. Loach’un filmleriyle ulaştığı her emekçinin, o’nun filmlerinde kendi hayatından bir parça bulması şüphesiz emekçi sınıfların gören gözü, söyleyen dili olmasıyla yakından ilgili… Üzgünüz Size Ulaşamadık, dramatik anlatı yapısı ve karakterlerinin sade oyunculuğuyla mesajını izleyiciye aktaran iyi bir film.
YazıPortal Resmi İnternet Sayfasıdır