12 YILLIK GECE: DALGALARA GÖĞÜS GERENLERİ HATIRLA !

Cesaret korkudan doğar, kesinlik kuşkudan / Eduardo Galeano

Ümit ÖZDEMİR / 17.05.2025

@masumlevrek

Söz böler, eylem birleştirir ! Tupamaro gerilla hareketinin bu sözü, Latin Amerika’da yükselmekte olan devrimci hareketin sloganlarından biriydi. Uruguay’da askeri darbenin öyküsünün anlatıldığı film, politik bir filmden ne bekliyorsanız fazlasıyla yerine getiren bir yapıt. Geçenlerde kaybettiğimiz mütevazılığıyla, nüktedanlığıyla ve sadeliğiyle gönüllere giren Mujica’nın öyküsü de filme dahil. Film Guatemala’da 1954 solcu-halkçı lider Arbenz’in Amerikan şirketi United Fruit’in çıkarları adına devrilmesi ile başlayan darbeler zincirinin Uruguay halkasında yaşananları bütün gerçekliğiyle anlatıyor. 1964 Brezilya askeri darbesini 1973’de Uruguay’daki darbesi takip eder. Latin Amerika’yı sömürgeleştirmek için tertiplenen darbeler silsilesindeki Uruguay darbesi de Başbakan Juan Maria Bordabery tarafından ordu birliklerini harekete geçirerek örgütlenir. Darbeye meşruiyet kazandırmak için yayınlanan bildiride “Demokrasimizin cömertliğini istismar etmeye çalışan kurtuluş doktrini olarak görünenve totaliter baskının bir aracı olarak son bulan Marksist kökenli herhangi bir ideolojinin reddi” cümleleriyle darbenin bir sermaye darbesi olduğu dünyaya bildirilir.

Film üç Tupamaro gerillasının dayak yeme sahnesiyle açılır. Fonda çalan neşeli müzikle insan çığlıkları arasında her darbenin temel esprisi belirginleşir. İçerdekilerin çığlıkları duyulmasın diye dışarda sonsuz bir fiesta sanki darbe olmamışçasına cenaze evinde düğün müzikleri çalınması türünden müzik çalınmaktadır. Üç yoldaşın sürgün edildiği yeni hapishanede, işkence devam eder. İşkence dediğin insan onuruyla faşist karanlığın mücadelesidir bir bakıma. Duvarda yazılı “İçeri Girenler Dışarıda Bırakın Her Umudu” yazısını okuruz. Darbe öyledir her umudu ezmek için tezgahlanır, sonrasında  bir grup insan darbeyi savuşturmak için her şeyi ortaya koyar.

Akla hayale gelmedik işkencelerin insan onuruna yönelik haysiyet kırıcı bütün uygulamaların sıralandığı filmde, Tupamaro’nun üç yoldaşının iletişimle izolasyonu ve tecridi kırma çabalarını izleriz. Sağır hapishane duvarlarına ritmik vuruşlarla kurdukları iletişimle satranç bile oynayan tutsaklar, deli gibi merak ettikleri dışarıdaki yaşamdan haberler alırlar. Filmin en dramatik sahnelerinden birinde, bileğindeki tuvalet ihtiyacını gideremeyen Pepe’nin bileğindeki kelepçenin gevşetilmesi için istediği yardım, militer bir budala kaosuna sebep olur. Militer budala kaosu emir-komuta zincirinden ve Uruguay’daki faşist darbenin uzayıp giden ve gündelik hayatı da zehirleyen rejimin bir mahsulüdür. Tutsaklar sürekli yer değiştirilir Mujica’nın annesi tıpkı bizdeki Cumartesi Anneleri gibi oğlunun izindedir. Oğlundan bir haber olsun esirgenir, cunta izolasyonda ve tutsakları delirtmekte kararlıdır. Tutsaklar da bu izolasyonu kırmakta. Rosencof, hoşlandığı kadına bir asker için bir aşk mektubu yazarken, bu kuşatmayı kırmayı dener. Asker bile olsa sığınabileceği bir şeyin arayışı, sevdiğine duyguları ifade etmekteki yeteneksizliğin kökeninde aynı şey vardır. Emir komuta zincirinin dumura uğrattığı ifade ve duygular doğal gelişimin engellendiği her toplumda olduğu üzere bir aşkın yaşanmasına da engel olacaktır. Tutsaklığın en koyu anlarında dışarıyla kurulan her iletişim, aslında bir aşındırma denemesidir. Aşındırılan her şeyin günün birinde yıkılma ihtimaliyse, aşındırma denemelerini yani umudu çoğaltır… Dışarıda kalan her şeye sevgiliye, ışığa ve özgür günlerin mutlu anlarıyla sığınılan anıların bellekteki resmi geçidinin yapıldığı 12 Yıllık Gece, tutsak bir insanın psikolojisinin neye benzediğini anlattığı sahnelerle estetik bir derinliğe ulaşıyor. Lobotomi seanslarıyla sürdürülen işkence ile fasılları esnasında Mujica’nın genç bir militanken yaşadıklarını geriye doğru kurguyla anlatılan film sahnelerinde geçmiş ile şimdi arasında salınıp duran bilincin alabileceği biçimler gösterilir. Babasının kızı Gabi’den kelepçeli ellerini göstermekten utandığı için saklamak zorunda kaldığı film sahnelerinde, tutsaklığın etkisinden kurtulmak için çocuklara hapishanede söylenen yalanlardan biri sahne alır. Babanın elleri birer kelebeğe dönüşür kanat çırpar. Rejimin yumuşamaya başladığını haber veren film sahnelerinde tutsaklara nihayet bir masa, daktilo bir resim, yiyecek ve kitaplar verilir. İspanyol diktatör Franco ölmüş, faşist rejimler birer ikişer diktaturadan yani diktatörlükten diktablanda’ya (yumuşak diktatörlüğe) geçmeye başlamıştır. Uruguay’da da diktablanda dönemi mi başlayacaktır ? Bu “kısa baharı” Fernandez ve diğer tutsakların Kızılhaç heyetinin karşısına çıkarıldığı sahnede görürüz. Korku yine başroldedir, asker “yanlış bir şey söylememesi” için Fernandez’i uyarır. Kızılhaç’ın denetimi bitene kadar verilen her şey geri alınırken, tutsaklar yine çıplak yalnızlığa ve izolasyona terk edilirler. Tupamaro hücresinin baskına uğrayarak esir düştüğü film sahnelerinde askeri diktatörlüğün öldürdüğü insanların eline tutuşturdukları silahlarla kurguladığı mizansenler, dikta rejimlerinin mantığını gösterir. Katliama “çatışma süsü” vermek ve çatışmada ölü ele geçirildiklerini göstermek için öldürülenlerin eline silah tutuşturulur. Mujica’nın psikiyatrist ile görüştüğü film sahnelerinde, yıllardır gördüğü tek kadının o olduğunu, güneşe, normal insanların gördüğü her şeyden uzak, izole yaşamın zorluklarını ve yaşadığı sıkıntıları dile getirir. Yıllardır süren hapis cezasıyla yaşadığı mental zorlukların üstesinden gelmeye çalışan Mujica, annesinin de direnmesi yönündeki tavsiyeleriyle direnişini devam ettirir. 1980’de askerlerin cunta idaresinin ömrünü uzatmak için yaptıkları referandumda halkın hayır oyu vermesine öfkelenen askerler, hırslarını savunmasız durumdaki Tupamaro tutsaklarını döverek çıkarırlar. Militerlerin kurduğu rezil rejim, oynadığı referandum oyununda yenilmiş, halk % 69 ile rejimi n ömrünü uzatacak anayasa değişikliklerine hayır demiştir.

Tutsakların Nazım’ın Bugün Pazar şiirindeki gibi avluya çıkarıldıkları gün, uzun sürmüş bir karanlık geceye tezat bir durum yaşanır, güneşin kemikleri ısıtan ve rahatlatan sıcağı, uzun soğuk ve karanlık bir gecenin biteceğini müjdeler gibidir. Fernandez (Nato) nun avluya çıkıp mahkumlar için olmayan bir maçta futbol oynarmış gibi yapıp gol attığı sahnede özlemi duyulan her şeyin coşkusunu görürüz. Nihayet 1985’in güneşli bir gününde bütün Tupamaro tutsakları serbest bırakılırlar. Cezaevinden çıktıktan sonra kendilerini bekleyen coşkulu kalabalıkla kucaklaşırlar. Latin Amerika’daki bütün hikayelerde olduğu gibi her uzun ayrılık içinde bir kavuşma potansiyelini barındırır. 12 Yıllık Gece insanı öldüremeyen her şeyin onu güçlendirdiğini anlatan bir film, koşulların zorluğu karşısında pes etmeyen bir irade eninde sonunda kazanıyor. Demokrasi sicili oldukça kötü Latin Amerika’dan politik bir öykü anlatan 12 Yıllık Gece, dramatik yapısındaki sadelik ve oyuncuların role bürünmedeki arzularıyla tam 47 festivalden ödülle dönmüş bir yapıt. Belki de bu yüzden izlenmeyi hak ediyor.

Tupamarolar mı ? En son eylemlerinde Peru’nun işbirlikçi Japon devlet başkanı Fujimori’nin neoliberal politikalarını protesto etmek için 1996’da Lima’daki Japon büyükelçiliğini bastı. Tam 126 gün süren eylem boyunca MRTA, Latin Amerika’da ortaya çıkan neoliberal sömürüyü teşhir etti. Peru’nun bütün kaynaklarının Japon kapitalizminin sömürüsüne açıldığını ve bu yüzden Peru halklarının yoksullaştığını anlattılar. Sözün böldüğü, eylemin birleştirdiği Tupamarolar, düzenledikleri baskınla Japon büyükelçisini rehin alarak ele geçirdiler. MRTA militanları 126 günün sonunda düzenlenen bir operasyona gafil avlandılar. Gafil avlandılar çünkü, güvenlik kuvvetleri elçiliğin çatısını delip işgale müdahale ettiğinde, Tupamaro militanları tam da Latin Amerikalıların çok sevdiği bir şeyle meşguldü: Futbol oynuyorlardı…

12 Yıllık Gece, insan direnciyle işkence karanlığının, kararlılıkla onursuzluğun kavgasının tasvir edildiği bir film. İnsanın tükenmeyeceğini kanıtlayan film, elleri kolları bağlı insanlara işkence yapmanın şerefsizliğiyle, direnmenin onuru arasında bir tercihe zorluyor izleyenleri. Sinir sistemlerini yıpratacak kadar zor bir film olan 12 Yıllık Gece’de ülkesinin özgürlüğü için mücadele edenlerle özgürlük mücadelesini boğmak isteyenleri karşı karşıya geliyor. İki sınıf bazen Karadeniz’de Mustafa Suphi ve yoldaşlarının bazen de işte bu filmde izleyeceğiniz gibi bir hapishane hücresinde karşı karşıya gelir. İki sınıf yani burjuvazi ile proleterya.. Filmde gördüğünüz herşeyin gerçek olduğunu öğrendiğinizde şaşırmayın. Hayatta kalan Mujica’nın sonradan Uruguay Devlet Başkanı olup bütün dünyaya sade ve mütevazi yaşamıyla örnek bir rol model olduğana da… Devrimin etik değerlerini yani sadeliği, direngenliği, sabrı kuşanan bir başkan olarak bütün bu badireleri atlatan Mujica yani bizim güzel Pepe’mizin nasıl ayakta kaldığını izlerken ister istemez hüzün ve öfke arasında salınabilirsiniz.. Bizim neden bu kadar mütevazi birkaç tavuk ve bir paslı Vosvosu dışında hiçbir şeyde gözü olmayan bir başkanımız yok da diyebilirsiniz. Hepsinde haklısınız. Öfkeyle hüzün arasındaki bu duygu salınımına, “dramatik çatışma” diyorlar bu yazarınız sıkça anlatır size bunu, ama filmde her şey o kadar açık ki bunu bile tarife gerek yok. Mujica’nın atlattığı badireler sonunda başkan olması, belki sadece Latin Amerika’da görülebilen bir şeydir. Siyasal sistemde en marjinal hareketin, bir gerillanın bile başkan olabildiği Latin Amerika büyülü gerçekliğin yazarı Gabriel Garcia Marquez’in başkanlık teklifini reddececek kadar gözü gönlü tok insanların ülkesidir. Sadelikten beslenen bu zenginlik yüzyıllarca Avrupalılar tarafından yağmalanan Latin Amerika’nın ortak ruhu olmuştur bile.. İnsan mı ? En çok direndiğinde insan olabiliyor ve sizde biliyorsunuz ki insan tükenmez.. 12 Yıllık Gece, o tükenmemenin, ateşli sabrın tanıklığına davet ediyor bizi. Özgürlüğün her koşulda ödenmesi gereken bedelleri üzerine düşünmeye de elbette…

Diğer Yazılar

HAYALLERİM, AŞKIM VE NARMANLI: BİR KÜLTÜREL MİRASI KORUYAMAMAK.

Ümit ÖZDEMİR / 22.04.2026 “Biz tarihle övünüyoruz ama tarihi bilmiyoruz. Tarihi bilmeyen bir toplumun koruma …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir