BİR İSTİBDATIN GÜN BATIMI: GERİLEN İPLER, KOPAN İPLER.

Ümit ÖZDEMİR / 01.04.2026

@masumlevrek

Kritik soruyu Özgür Özel sordu. Mafya mısınız ulan siz ? Kaba bir soru olduğu söylenebilir, kabalığını boşverin ama Özgür Özel’in gerçeğe çok yakın bir siyasi tutum takındığı doğrudur. Yazarımız Mahir Konuk’un Liberal Haller adlı kapsamlı makalesinde işaret ettiği üzere, neoliberal kapitalizmin çöküş evresinde ortaya çıkan somut çelişki kapitalizmin zombileşmesi ve gangsterleşmesidir.

Gerilen ipler neydi ? Neden gerildiler bu gerilim rejimin sahipleri tarafından taşınabilecek gerilimler midir ? Bu soruları yakından inceleyelim. Saray rejiminin ekonomik çöküşünü takip eden meşruiyet bunalımı ve hegemonya iflasının üzerinin örtülmesi, gangster mafyozoların kesintisiz operasyonlarını zorunlu kılıyor. Gerilen iplerden kastımız esasen budur. İpleri germenin , el yükseltmenin ve tırmandırma stratejisi rejimin aktörlerinin kurguladığı iç cephe siyasetini de işlevsizleştiriyor. İç cephe söylemiyle saray rejimine yedeklenmeyi reddeden kim varsa gangster-mafyanın boy hedefi haline geliyor. Gazeteci İsmail Arı’dan, Akbelen Ormanları’nı savunan Esra Işık’a kadar genişleyen bir saldırı dalgasıyla önüne kim gelirse, kime denk gelirse saldırıyor.

Gerilen iplerin bir diğer ucunda MHP’nin durumu var. Türkiye sağ siyasetinin en kriminal çetesinin içinde kopan kavga, esasen terörsüz Türkiye söylemine yedeklenmeyip, oyunun farkına varanların itirazlarıyla da ilgili. Bu itirazlar milliyetçi cenahın içinden yükseldiği gibi, sosyal demokrat ve sosyalist cenahlardan da yükselebiliyor. Gerilen iplerin kopacağının haberini veren bu gerilim, yönetenlerin eskisi gibi yönetemediği buna mukabil yönetilenlerin de eskisi gibi yönetilmek istemediği bir yeni duruma işaret ediyor. Bu yeni durum haklı olarak şu soruyu sormamızı zorunlu kılar: Yönetilenler eskisi gibi yönetilmeyecekse, neyi istemeliler, hangi program, hangi siyasal yapılanma ve nasıl bir ekonomik düzeni savunmalılar kopan iplerle devrimci cumhuriyetin ilmekleri nasıl örülebilir ?

Bunun kısa vadedeki ilk cevabı, yumurtayı içerden kırmanın programı etrafında birikerek bütün imkan ve kapasiteleri saray rejiminden kurtulmanın mücadelesini vermektir. Bu denklemin dışında yer alarak saray rejimi kapılarında ilenen her siyasi grubun ayrımsız kıyasıya eleştirilmesi ve paramparça edilerek işlevsizleştirilmesi görevdir. Demokrasi illüzyonuyla objektif olarak saraya hizmet eden sol liberal yönlendiricilerin özenle ayıklanması da gerekiyor. Saray rejiminin dayattığı mafya hukuku, esasen tekelci sermaye gruplarının tam istediği şeydir. Neoliberalizmin neofaşist aşamasında sermaye sınıfı ve egemen iktidar bloğu devletin sadece “hızlanmasını” değil, bir buldozer gibi geniş halk yığınlarının üzerinden geçmesini istiyor. Bu yüzden gelir dağılımı her geçen gün bozuluyor kriz var ne yapalım diye anlattıkları hikaye, esasen bölüşüm şokunun ta kendisidir.

Saray rejiminin sınır tanımadan mağdur ettiği, haklarını çiğnediği kesimler o kadar geniş ki, bu genişlikte bir örgütlenme ancak cephe siyasetiyle bir araya getirilebilir. Şaka değil, içlerinde ordudan ihraç edilen teğmeninden, hayattan ihraç edilen ev gencine, mobbing yüzünden intihara sürüklenen emniyetçiden ormanı, deresi suyu talan edilen köylülerden, Reviva kozmetikte yanarak can veren çocuk işçilerin yakınlarının hak arama mücadelesine kadar uzanan büyük bir mağdur ve muhatap kitle var. Sendikaya üye oldu, sendika kurdu diye hapse konulan Mehmet Türkmen de kopan iplerin sınıfsal parçasını oluşturuyor.

İplerin gerilmesinin bir başka nedeni dış politik gelişmelerdir. İran ile ABD’nin giriştiği ve ABD’nin kağıttan bir kaplan olduğu iyice tescillenen savaş, bütün yatırımını “dostu” Trump’a yapan saray rejimini güç durumda bıraktı. Dışişleri Bakanı’nın hemen her yere saldırmaya yönlendirilen İran’a yönelik ortak bir cephe kurulacağı yönündeki açıklaması, bizim daha önce işaret ettiğimiz Kürt-İslam-NATO sentezinin yeniden ısıtılmasıdır. Bunun en somut kanıtı “Erdoğan’ın harika bir lider olduğunu” öne süren Trump’ın sözleridir. Nitekim Adana’da çok uluslu bir NATO kolordusu kurma girişimi, Erdoğan’ın neden bir “harika” olduğunu kanıtlıyor. Buna ilaveten İncirlik ve İzmir NATO üslerine ilaveten Montreux Boğazlar Sözleşmesi’ni fiilen sona erdirecek NATO’nun boğazda üs talebi de var. Bütün bunlara ikna edilmesi için Amerikan dolar milyarderi Fink’i Erdoğan’a gönderilmesiyle saray rejiminin emperyalist aparatlarının dış destek aradığı ortaya çıktı. İmzalanan CB kararnamesi ile Amerikan ordusunun silah ve mühimmatının taşınmasında, Türk hava sahasının kullandırılması, olası bir kara harekatına lojistik destek sunulacağı anlamına geliyor. Gerilen iplerin diğer ucunda, Temmuz ayında Türkiye’de düzenlenecek olan NATO zirvesinin yarattığı toplumsal öfke var. NATO’nun her faaliyetinin emekçi sınıflara bir saldırı olarak okunması doğru bir okumadır. NATO ile girilen açık-gizli ortaklıkların protestolara konu olması bu sınıfsal bakışla doğrudan ilgilidir.

Türkiye Saray rejiminin devasa bütçe açıklarını kapatamayan saray maliyesinin bakanı Mister Mehmet Şimşek, enflasyon ve hayat pahalılığı sorununu savaş üzerinden açıklamaya çalışıyor. Aslında bir bakıma işine öyle geliyor, çünkü böylece hem ekonomideki büyük çöküşü dışsal faktörlerle izah etmeye çalışıyor, hem de IMF-DB patentli “hedef enflasyon” açıklamasıyla uyumlu daha fazla yoksulluk vaad ediyor. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar mızrak çuvala sığmıyor. Çiftçilerin en önemli maliyet kalemi olan motorine İran savaşı bahane edilerek yapılan kesintisiz zamlar, savaş öncesinde de berbat durumdaki ekonomiyi tamamen durduracak bir dizi olumsuz gelişmenin önünü açtı. Saray rejiminin savaş esnasında ortaya çıkan bir başka çelişkisi ise stratejik gıda depoları, ya da savaş durumunda acil eylem planı olmadığının ortaya çıkmasıydı. Bir yağma rejiminde neden ihtiyat yedekleri olsun ki sorusunu duyar gibiyim, evet neden olsun ki ?

Biriken çelişkiler ve saray rejiminin tırmandırma siyasetiyle iplerin kopmasıyla yere yığılan kuklaların varlığı daha net görülüyor. Bol tapululardan, 5-6 yerden maaş alan hırsızlara, müteahhit ve suç baronlarından, yargıdaki kokuşmaya yarattıkları mafyozo rejim sınır tanımaz bir kötülüğün adresidir. Cephe ve sınıf eksenli hak eksenli bir siyaset tarzı bu yüzden elzemdir. Kopan iplerin yeniden derlenmesi anlamlı ve toplumsal hayatta karşılığını bulan adil, eşit, özgür bir ülkenin desenlerinin toplamı olması, iplerle ne yapılacağı sorusunun cevabıdır. O cevabın peşinden koşanlar, yani Türkiye’yi saray rejiminden kurtararak özgürleştirilmesine katkı sunan ve bedel ödeyen herkes ve her siyasi grup, aynı zamanda elindeki iplerle geleceğin desenlerini dokuyacaktır.

Diğer Yazılar

NEOLİBERAL İŞSİZLİK VE “DOĞAL” OLMAYAN SELEKSİYON: ÖLÜMCÜL ÇÖZÜM !

“Piyasa mekanizmalarının, insanoğlunun kaderinin ve doğal çevresinin tek yöneticisi olmasına izin vermek, toplumun yıkılması sonucunu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir