“HAİN TAVUK”’A AÇIK MEKTUP*

 

Mahir Konuk / 30.10.2023

Çok “özel” bir kişisin, her ne kadar sahip olduğun ve seni bakınca hemencecik tanıyacak kadar sıradan genel nitelikler taşıyor olsan da: “Hain” ve “tavuk”! Evet, evet, çok “Özelsin”, sadece ve sadece özel! “Özel” olmanın dışında seni diğerlerine bağlayan ilişkiler anlamında ise hiçbir şey! Sana bakınca insanların bütün varlığını yerdeki kurtçuğa veya bir tahıl tanesine bağlamış bir “tavuk” olarak görmesinin nedeni buradan gelmekte.

İstediğin kadar “özel”, ama sadece “özel” birisi olmayı amaçlayarak debelenip durmaya devam edebilirsin, ama bu çaba yalnızca senin var olma biçimini, “ötekine” karşı tavır takınırken edindiğin davranış biçimini gösterir. Netice de aramızdaki insan bireylerinden sadece birisisin. Bu demektir ki “özel” olan ve, “hain” ve “tavuk” gibi davranma potansiyeline sahip olan sadece sen değil, ama bizleriz de aynı zamanda. Biz de bu nitelikleri yakından tanımaktayız. Aksi taktirde seni nasıl ayırt edebilirdik ki? Bizi senden ayıran, bu özelliklerin bizim için bir “davranış çizgisi” oluşturmamış olması.

Biz de senin gibi tek tek “özel”iz; ama yine senin olduğun gibi “sadece özel”, biz sadece “özne” olarak ve o oranda “özel”iz… Özel ve kamusal (toplumsal) bireyleriz yani. Bu ise, “sadece özel” olmak için hep “özel” kalmak için çabalamak gibi bir davranış çizgisini reddettiğimizi gösterir. Özel olarak ve özelliklerimizden itibaren toplumsal bir bütün oluşturabildiğimiz oranda, özel varlıklar olarak var olup özel kalabileceğimize inanıyoruz. Bize “özel olmak” gibi bir üstünlüğü kazandıran, bizim gibi olmayan “Ötekiler” ve Ötekilerin özelliğidir. Bu yüzden; ancak ötekilerin var olmasına imkan tanıdığımız ve hatta vesile olabildiğimiz oranda var olabilmekte ve “özel bir varlık” haline gelebilmekteyiz. Özel olarak var olmak için ötekilere savaş açmak, onlarla amansız bir rekabete girmek, onlarla sürekli olarak aramıza mesafe koymak gibi bir davranış içine girmemeye özellikle özen gösteririz. Böylesi durumlara düştüğümüzde kendimizi bir “hain” gibi görüp, bir “tavuk” gibi kendi kümesimize bir kölenin efendisine bağlı olduğu gibi bağlı hissettiğimiz anlar ancak “utanç verici” olarak yüreğimiz sürekli kanatan anlardır. Seni kendimizden ve kendimiz gibi olan ötekilerden ayırarak “kör olası bir hain tavuk” olarak ayırdığımız anlar da “insanlık dışı” bir kaosa itilmiş gibi hissettiğimiz işte bu anlardır. Bugün seni, yıllarca arkadaşlık ve yoldaşlık yaptıktan sonra sadece bir “hain tavuk” olarak görmeye başladıysak eğer, böylesi bir varoluşun senin için bir davranış biçimi ve bir tür kimlik bildirimi olduğunu tespit etmiş olduğumuzdandır.

Sana karşı geçmiş zamanlardan beri var olagelen şüphelerin kesin bir kanaate dönüşmüş olması artık ne yaptığınızın bilincine varmış olmanız, ve böylece sınıflar savaşında kendi safınızı iyice belirgin hale getirmiş olmanızdır. Artık “özellerin” yani, “sermayenin” yanındasın ve “öznelerin” yani sahip olduğunuz bütün değerleri elleri ve beyinleri ile yaratanların karşısındasın. Delil mi istiyorsun? Artık gittiğin yönde attığın her adım bir delil aslında: mesela günümüzde “anti-kapitalist” olmayan, yaratıcı emeğin içine itildiği “kara deliği” hesaba katmadan “demokrat” olabileceğini iddia etmen. Mesela, kara propaganda yapıp siyasi amacı günümüzde bir soluk alışına bütün insanlığı kurban etmek olan neo-liberal karşı devrimi “insan sever” göstermen. Mesela, “özel olma” uğruna öznelliğini de kaybettiğinden, evvelce kutsayıp da bir türlü anlayamadığın halkına karşı olan “inancınla” birlikte her türlü güvenini de kaybettiğinden, bu seferde onu senin içine düştüğün “kara deliğe” çekmek istiyorsun. Biz “Haziran ayaklanması” dediğimizde sen “müneccim miyiz bilemedik!” demenin, biz “Sarı Yelek isyanı” dediğimizde sen “Puf, saman köpüğü gibi söndü!” diye karşılık vermenin, biz “doğrudan demokrasi” dediğimizde senin “Rüya görüyorsun bu halk cahil, kendi kendini yönetemez, önce burjuvalaşarak adam olsunlar, sonrası Allah kerimdir!” diyerek kestirip atmanın ardında, uğruna haince “timsah gözyaşları” döktüğün ama bütün neo-liberallerin yaptığı gibi aşağılayarak nefret ettiğin halka karşı beslediğin keskin nefret yatmakta… Dedim ya, bence artık ne yaptığının açık ve seçik olarak bilincindesin!

Bundan sonra hiçbir şekilde “yanımda” değil ama karşımda olduğunu anlamışsındır umarım…

* Bu kısa yazı daha önce kaleme aldığımız aynı başlıklı yazının güncellenmiş versiyonudur. Umarız bir kez daha “güncellemek” zorunda kalmayız…

Diğer Yazılar

ÖYKÜNÜN “BİR YALNIZ ADAM”I SAİT FAİK

Hande Sonsöz / 11.05.2024 “Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey” Sait Faik Abasıyanık “Edebi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir