FAİZ ARTIŞI NE İSA’YA NE MUSA’YA

Mustafa Durmuş / 23 Haziran 2023

@MDAlterAkademi

Haftalardır beklenen karar bugün alındı ve Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) yüzde 8,5 olan politika faizini 27 ay sonra yüzde 15’e yükseltti. Bu yüzde 76’lık bir artış anlamına gelse de piyasaların beklentisinin altında bir artış.

Ancak PPK’nın aynı kararında “parasal sıkılaştırma sürecinin başlamasına karar verilmiştir” ifadesine yer verildiğinden, faizlerde önümüzdeki aylarda da artışlar yapılabileceği anlaşılıyor.

Piyasalar, özellikle de ülkeye gelmesi beklenen yabancılar, açısından bu tatmin edici bir artış değil. Bu “ekonomik kararlarda hala Saray’ın etkisinin olduğu” ya da ekonomi yönetiminde “iki başlılık” olarak yorumlanabileceğinden, ekonomi yönetimine olan güvensizlik sürecektir.

Ülkenin ve şirketlerin kredi notu değişmeyecek

Ayrıca, uluslararası rating kuruluşu Fitch Ratings’in faiz artışından önce açıkladığı gibi, “seçimlerden sonra ekonomi politikaları yönünde işaret edilen faiz oranlarındaki artışlar da dahil olmak üzere herhangi bir değişikliğin kısa vadede şirket notlarını olumlu etkilemesi olası değil çünkü ülkenin notu (B-)‘ye düşürülmüş durumda”. (1)

Oysa faiz artışından iktidarın muradı şu idi: TL cinsinden getiri arttığında, faiz kur makasından faydalanmak isteyen yabancılar ülkeye akın edecekler, ülkeye döviz girişi olacak ve böylece kapıdaki döviz krizi savuşturulacak ya da en azından yerel yönetimler seçimleri sonrasına ötelenecek.

Ayrıca bu artışla döviz kurundaki yükselmenin durdurulup (daha sonra da düşürülerek), böylece enflasyonun da aşağı çekilmesi umut ediliyordu.

Faiz artışı enflasyonu düşürecek büyüklükte değil

Ancak bunun böyle olmayacağı anlaşılıyor. Zira öncelikle, bu faiz artışı reel faizin negatif olma durumunu ortadan kaldıracak büyüklükte bir artış değil. Bu nedenle de TL’ye ve TL cinsinden yatırım araçlarına yönelim sınırlı kalacak, bu durum da asgari ücret artışının sağlayacağı etki ile birlikte talep yönlü olarak enflasyonun artmasına neden olacak.

Ülkede asıl olarak arz yönlü bir enflasyon söz konusu ve döviz kurundaki artışlar böyle bir enflasyonun asıl nedenini oluşturuyor. Yani yetersiz faiz artışı döviz kurunu yükseltecek. Nitekim faiz kararı açıklandığında 23,30 TL civarında olan dolar kuru birkaç saat içinde 24’ü aştı ve 24,60’a kadar çıktı.

Yapısal sorunlar TL’yi değersizleştiriyor

Ayrıca ülkede döviz kurunu yükselten yapısal ekonomik ve politik sorunlar da var. Bunlar ortadan kaldırılmadıkça ve bir paradigma değişikliği (hem ekonomide hem de siyasette) yapılmadığı sürece, faiz oranının yükseltilmesi kurun yükselişini durdurmaya yetmeyecektir. Yüzde 60 oranında dolarize olmuş, devletin iç borçlanmasını dahi giderek döviz cinsinden yapmakta olduğu bir ekonomide kurdaki yükselişin faturası daha da ağırlaşacaktır.

Unutmayalım ki 2018 yılında yaşanan döviz krizi öncesinde (Haziran ayında) faiz oranı yüzde 19,25 idi (yani yeterince yüksekti) ve Eylül ayında iki kez yükseltilerek önce 24,0’a ardından da 25,50’ye kadar çıkartıldı. Sonrasında inişli çıkışlı bir biçimde günümüze kadar geldi. (2)

Haziran 2018’de 4,50 TL seviyesinde olan dolar kuru ise 20 Aralık 2021 tarihinde 18,36 TL seviyesine kadar çıktı ve sonrasında gündeme getirilen Kur Korumalı Mevduat hesapları ile 11-12 TL’lere kadar düşürüldü. Bu süreçte birilerinin müthiş vurgunlar yapması bir yana, bugün kurun 24 TL’nin üzerine çıkması bu operasyonların bu anlamda işe yaramadığının da bir göstergesi.

Hani faiz sebepti?

Bu artış, diğer taraftan, “faiz sebep enflasyon sonuç” biçimindeki son derece tartışmalı yaklaşımın şimdilik bir kenara bırakıldığının da bir göstergesi. Bu gelişme kapitalizmin yasalarının derme çatma ideolojilerle yenilemeyeceğinin de bir kanıtı niteliğinde.

Faiz faturaları kabaracak

Hemen belirtelim, politika faizi artırılmadan önce de, hali hazırda bankalarda mevduat faizi oranları yüzde 35-40, esnaf ve kobi kredileri faizleri yüzde 26-49 ve ihtiyaç kredisi faizleri yüzde 31- 51’i arasında değişiyordu. (3) Yani her ne kadar faizler enflasyondan arındırıldığında büyük ölçüde negatif düzeyde kalsa da nominal faizler hali hazırda yüksekti. Şimdi orta vadede bu oranların daha da yükselmesi kaçınılmaz olacak.

Böylece, bu faiz oranı artışının hem borçlu hanelere ve borçlu bireylere hem de borçlu şirketlere ve borçlu devlete ağır bir faturası olacak. Çünkü yükselen faizleri ve anaparayı geri ödeyebilmek için çok daha yüksek orandan yeniden borçlanmak durumunda kalacaklar. Kısaca yüksek faiz de, yüksek kur kadar ekonomi, kamu ve bireysel yaşamlarımız için zararlı.

Nitekim Fitch Ratings “yakın vadeli faiz karşılama oranlarına ilişkin görüşlerinde herhangi bir değişiklik yapmayacaklarını ve 2021’de ortalama 4,5 olan faiz karşılama oranlarının 2023’te ortalama 2,5’e ve Covid-19 pandemisi öncesindekinin yaklaşık 6 katına düşeceğini” hesaplıyor. (4)

Bilindiği gibi, “faiz karşılama oranı”, faiz ve vergi öncesi kârın şirketin tüm ödenmemiş borçlarının faiz gideri toplamına bölünmesiyle hesaplanıyor.

Borç verenler, yatırımcılar ve alacaklılar bu formülü genellikle bir şirketin mevcut borcuna veya gelecekteki borçlanmasına göre riskliliğini belirlemek için kullanıyorlar.

Yani faiz karşılama oranı bir şirketin ödenmemiş borcunun faizini ödeyip ödeyemeyeceğini ölçmek için kullanılan bir ölçü olduğundan, genel olarak, daha yüksek bir kapsama oranı şirket için daha iyidir. Bu oran raporda belirtildiği gibi düşüyorsa bu şirketin mali açıdan kötü durumda olduğunu gösterir. Bu gelişmenin ağır borçlu durumundaki şirketler için kötü haber niteliğinde olduğu çok açık.

Faiz artışının bankalara etkisi

Ticari bankaların elinde, bir süredir Hazine’nin izlediği hem borçlanma politikası hem de makro ihtiyati tedbirler adı verilen bazı uygulamalar nedeniyle 500 milyar TL’yi aşan bir Hazine kâğıdı stoku olduğu biliniyor. Kuşkusuz bunlar satıldıkları o sırada geçerli olan politika faizi çerçevesinde fiyatlanmışlardı.

Şimdi faiz oranındaki bu artışın ardından bu kâğıtların değeri o oranda düşecek ve bu durum bankaların bilançolarında zarar olarak gözükecek. Bu zarar ancak Hazinenin bu kâğıtları geri alması ve yerine yeni faiz oranlarına uygun olarak artırılmış faizli yenilerini vermesiyle giderilebilir ki bu da Hazinenin zarar etmesiyle sonuçlanacak.

Zombi şirketlerin sayısı artarken bazıları da yok olacak

Hem faizlerin yükseltilmesi hem de döviz kurundaki bu önlenemeyen yükseliş, ülkede bir süredir yaşanmakta olan ve şirketlerin “zombileşmesi” olarak da bilinen bir sorunun artık önümüzdeki dönemde çok ciddi bir soruna dönüşeceğine işaret ediyor.

Çünkü hali hazırda yüksek kurlar altında döviz cinsinden borçlarını ödeyemeyen böyle şirketler politika faizinin artırılması sonucunda piyasadaki kredi faizlerinin yükselmesiyle birlikte artık sahneden silinirken, diğer başka şirketler zombileşmeye başlayacak.

Literatürde kendi kârıyla kendi borçlarının faizlerini dahi ödeyemeyen bir şirket “zombi şirket” olarak tanımlanıyor. Öyle ki bu şirketler varlıklarını sürdürebilmek için sonuçta yeniden ve sürekli olarak borçlanmak zorunda kalıyorlar. (5)

Bir başka anlatımla, zombi şirketler, geçmişteki zayıf performanslarına ilaveten gelecekteki kârlılık beklentileri de çok düşük olan (kârsız ve borsa değerleri düşük), zarar eden, aynı zamanda da çok düşük verimlilikle çalışan ve yatırım ve istihdamda dışlama etkisine neden olan şirketler olarak (6) tanımlanıyorlar.

Türkiye’de şirketlerin zombileşmesinin nedeni ise, yüksek döviz kurlarının yanı sıra, piyasa değerinden düşük faiz oranlarıyla kendilerine verilen krediler, Hazine teminatları ve son 21 yılda 13 kez çıkartılmış vergi ve SGK borcu yapılandırmaları da dâhil olmak üzere kurtarma paketleri. Yani Türkiye’de şirketlerin zombileşmesinde şu ana kadar izlenen para-kredi ve vergi politikalarının rolünün önemli olduğunu söyleyebiliriz.

Kredi patlaması

Türkiye’de uzunca bir süredir gerçek değerinin ve enflasyonun çok altında tutulan faiz oranları, şirketlerin kredi biçiminde borçlanmasını (bir kısmının da döviz cinsinden) ciddi biçimde teşvik etti.

Bu çerçevede Türkiye ekonomisinde son 20 yılda, özellikle de 2017 yılından bu yana kredi hacminin gösterdiği devasa gelişim çok çarpıcı. Özellikle de Aralık 2021-Nisan 2023 arasındaki 17 ayda yaklaşık 3,6 trilyon TL kredi dağıtıldı ve toplam kredi hacmi 8,9 trilyon TL’yi aştı. (7) Bu kredilerin hacmi 2017 yılında sadece 1,9 trilyon TL idi. Böyle bir kredi büyümesi Türkiye tarihinde ilk kez görülüyor.

Keza hane halkı kredi kullanımında bu yılın Nisan ayındaki yıllık artış oranının yüzde 82,1 ve özel şirketlerin kullandıkları kredilerdeki artış oranının yüzde 50,2 olması da böyle bir gelişimin göstergesi. (8)

Kısaca, Türkiye’de krediler ve kredilendirme bir yandan toplumu yönetmenin, statükoyu sürdürmenin, halkı biat ettirmenin ve otoriter bir rejim inşa etmenin aracı olarak kullanılırken, diğer yandan da kurumsal sektörde şirketlerin zombileşmesinin nedeni oldu.

KGF kredileri ve zombi şirketler

Zombileşmeyi körükleyen bir diğer uygulama Kredi Garanti Fonu’nun (KGF) kefil olduğu göreli olarak düşük faizlerle ve vadelerle verilen “uygun” krediler.

Bu kredilerin tutarı 2020 yılında 610 milyar TL’den 2023 yılının Haziran ayında 868 milyar TL’ye çıktı. KGF bu kredilerin ortalama yüzde 84’üne kefil olurken (728 milyar TL), kullandırılan kredilerdeki kefalet risk bakiyesi Haziran 2023 itibarıyla 284 milyar TL oldu. (9)

Kredi Garanti Fonu, KOSGEB, TOBB, TESK ile Eximbank, Halkbank, Vakıfbank, Vakıf Katılım Bankası, Ziraat Bankası ve Ziraat Katılım Bankası gibi kuruluşlarca kurulmuş olan bir anonim şirket. Ticari bankaların verdikleri kredilere kefil oluyor. KGF’ye de Hazine kefil oluyor. Sonuçta, kredilerin geri ödenmemesi durumunda zarar Hazine’nin sırtında kalıyor.

Türkiye zombi şirketler sıralamasında ilk sırada

Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından yakınlarda yapılan bir çalışmaya göre, şirketlerin zombileşmesi tüm dünyada görülen bir olgu.

Ancak aşağıdaki tablodan da görülebileceği gibi borsa dışındaki şirketlerin zombileşme oranları açısından Türkiye ilk sırada yer alıyor. (10)

Sonuç olarak

Siyasal iktidar “aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık” misali ciddi bir ikileme sıkışmış durumda. Bir yandan kapıdaki döviz krizini savuşturabilmek için, büyük miktarda yabancı kaynak girişine olan ihtiyacın farkında olarak, yabancı sermayeyi çekmeye dönük olarak faiz oranlarını yükseltiyor.

Diğer yandan da faiz oranlarını düşük tutma biçimindeki ideolojik ve politik takıntısının bir gereği olarak (yerel yönetimler seçimlerine de gidilirken muhafazakar seçmenin kafasının karışmaması için) bu faiz artışını piyasaların beklediği oranın altında tutuyor.

Ancak bunu yaptığında deyim yerindeyse “İsa’ya da Musa’ya da yaranamıyor”. Yani bu artış piyasaların beklentisini gerisinde olduğu, yabancı sermayeyi çekmeye yetecek bir büyüklükte olmadığı için (devamı gelmezse) asıl amaca hizmet etmeyecek. Döviz krizi kaçınılmaz hale gelirken, bu durum sistemik bir bankacılık krizine, bu da buzdağının altında yatan ve bu yıl 1,5 trilyon TL’ye ulaşması beklenen bütçe açığıyla demlenen kamu maliyesi krizini tetikleyebilecek.

Diğer yandan da kur artışı hızlanırken, enflasyon tekrar yukarı çıkacak ve zombi şirketlerin sayısı artacak. Bu şirketlerden bazıları artan yüksek faiz ve kura dayanamayacağı için iflas edecekler, bu da çok ciddi bir işsizlik ve gelir kaybı ile sonuçlanacak.

Bu gelişme de, tüketim sürümlü bir ekonomide harcamaların, dolayısıyla da kâr hedefli bir ekonomik büyümenin ve sermaye birikiminin büyük ölçüde yavaşlayacağı anlamına geliyor.

Türkiye’de bir süredir çoklu krizler mekaniğinin devrede olduğuna kuşku yok. Bunun tam bir çöküşe gidişini önleyebilmek için olsa gerek, siyasal iktidar son bir çaba olarak Hazine ve Maliye bakanını ve Merkez Bankası başkanını değiştirdi, piyasaları tatmin etmese de faiz artırımına gitti.

Diğer yandan bu çözümler egemenlerin çözümleri. Onların çözümlerine sıkışıp kalmamak gerekiyor. Bizler, “böyle çoklu krizler altında, devasa boyutlara erişen işsizlik, enflasyon, yoksulluk, hayat pahalılığında, demokratik hak ve özgürlüklerin iyice kısıtlandığı bir ortamda ekonomik-demokratik ve siyasal mücadeleyi nasıl örgütleyeceğiz”, sorusunu kendimize sormalı ve asıl bu sorunun yanıtını bulmaya odaklanmalıyız.

Anahtar sözcükler: Enflasyon, Faiz, Kur, Merkez Bankası, Zombi şirketler.

Dip notlar:

  1. https://www.fitchratings.com/research/corporate-finance/country-ceiling-limits-most-turkish-corporates-ratings-after-election1(9 June 2023).
  2. https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/tr/tcmb+tr/main+menu/temel+faaliyetler/para+politikasi/merkez+bankasi+faiz+oranlari/faiz-oranlar (22 Haziran 2023).
  3. https://www.hesapkurdu.com/ihtiyac-kredisi (22 Haziran 2023).
  4. https://www.fitchratings.com/research/corporate-finance/country-ceiling-limits-most-turkish-corporates-ratings-after-election1(9 June 2023).
  5. Wolf Richter, “ The Zombie Companies Are Coming”, https://wolfstreet.com/2020/08/26/the-zombie-companies-are-coming (26 August 2020).
  6. Ryan Niladri Banerjee and Boris Hofmann, “The rise of zombie firms: causes and consequences”, BIS Quarterly Review, ( September 2018), https://www.bis.org.
  7. Aylık bankacılık sektörü verileri (Nisan 2023), https://www.bddk.org.tr//BultenAylik (10 Haziran 2023).
  8. TCMB, Parasal Gelişmeler Raporu, Nisan 2023, https://www.tcmb.gov.tr (31 Mayıs 2023).
  9. https://www.hmb.gov.tr/finansal-piyasalar-ve-kambiyo-raporlari (22 Haziran 2023).
  10. Bruno Albuque and Roshan Iyer, The Rise of the Walking Dead: Zombie Firms Around the World, IMF WP/23/125 (June 2023), s. 47.                                                                                             YAZARIMIZIN DAHA ÖNCE YAYINLADIĞIMIZ YAZILARI.                                                                                                                                                                                                                              DÜNYA YERELLEŞTİRME GÜNÜ/21.06.2023                                                                                                                                                                                                                                                               KAPIDAKİ DÖVİZ KRİZİ VE İKTİDAR BLOĞUNUN ÇARESİZLİĞİ/15.06.2023                                                                                                                                                                                              KURU SERBEST BIRAK, SONRA FAİZİ YÜKSELT, YEREL SEÇİMLERE KADAR DURUMU İDARE ET/11.06.2023BOŞ TENCERE NEYLE DOLDURULDU ?/07.06.2023OTOKRASİ ALTINDA BÜYÜME/ 05.06.2023

    FAŞİZME GEÇİT YOK/28.05.2023

    PRANGALARI KIRMAK İÇİN NE YAPMALI (YA DA YAPMAMALI?)/22.05.2023

    İKİNCİ TUR İÇİN MUHALEFET NE YAPMALI ?/18.05.2023

    ÇOCUKLUK HASTALIĞINA KAPILMA LÜKSÜMÜZ YOK!/13.05.2023

    GELİR ADALETSİZLİĞİ: MIZRAK ÇUVALA SIĞMIYOR!/12.05.2023

    İHA VE SİHALARLA ÖVÜN AMA İŞ CİNAYETLERİNİ ÖNLEMEDE YETERSİZ KAL/12.05.2023

    HANİ BU YIL AYA GİDECEKTİK ? /22.04.2023

    BÜTÇE AÇIĞI VE CARİ AÇIK ALARM VERİYOR ! /25.03.2023

    AVRUPA’NIN PLASTİK ÇÖPLÜĞÜNE DÖNÜŞMÜŞÜZ!/19.03.2023

    DÜNYADA ÖZGÜRLÜKLERİN DURUMU” RAPORUNDA TÜRKİYE/13.03.2023

    CUMHURİYETİN İKİNCİ YÜZYILINDA ADALETLİ BİR VERGİ SİSTEMİNE OLAN İHTİYAÇ DEVAM EDİYOR./25.02.2023

    KAHRAMANMARAŞ DEPREMİ VE KOMPLO TEORİLERİ/19.02.2023

    ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİ YURTLARINDAN ETMEYİN !/13.02.2023

    TİLKİYE “TAVUK SEVER MİSİN” DİYE SORMUŞLAR, KIS KIS GÜLMÜŞ/06.02.2023

    VERGİNİ DERT ETME OYUNU VER YETER /02.02.2023

    ŞEHİRLERİN ISLAHINDA YENİ BİR YAKLAŞIM: GERİLLA ŞEHİRCİLİĞİ/28.01.2023

    SAĞ POLİTİKALAR KRİZİN FATURASINI EMEKÇİLERE ÖDETİR/20.01.2023

    YERLİ VE MİLLİ” İHRACAT MODELİ/18.01.2023

    ÜCRET ARTIŞI MI ENFLASYONA, ENFLASYON MU ÜCRET ARTIŞINA NEDEN OLUYOR ?/12.01.2023

    2017’DEN BU YANA TÜRKİYE’NİN DÜNYA EKONOMİSİ İÇİNDEKİ PAYI BEŞTE BİR AZALDI/31.12.2022

    KONAKLAMA VERGİSİ VE DIŞLANAN YEREL YÖNETİMLER/23.12.2022

    SAHİ BİZ NEDEN VERGİ ÖDÜYORUZ ? /11.12.2022

    FITCH’IN 2023 SEÇİM SENARYOSU ÜZERİNE KISA BİR DEĞERLENDİRME/03.12.2022

    ÇOCUK YOKSULLUĞU SADECE BİR ADALET EKSİKLİĞİ SORUNU MUDUR ?/29.11.2022

    SON FAİZ İNDİRİMİ KİME YARAYACAK ? /25.11.2022

    MECLİS’TE BÜTÇE GÖRÜŞÜLÜRKEN BİR “BARIŞ BELGESİ” OLARAK “MAGNA CARTA’NIN ÖNEMİ/21.11.2022

    HAZİNE’NİN EUROBOND BORÇLANMASI VE İÇİNE DÜŞTÜĞÜMÜZ BORÇ TUZAĞI/09.11.2022

    KAR VE EKOLOJİK ZARAR EL ELE/08.11.2022

    VİVA LULA /01.11.2022

    2023 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TEKLİFİ ÜZERİNE BAZI NOTLAR/22.10.2022

    YÜKSEK ENFLASYON HALKI EZEN BİR VERGİYE DÖNÜŞTÜ/08.10.2022

    “PARTİLİ CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ” ALTINDA AZALAN EKONOMİK REFAHIMIZ/26.09.2022

    ENFLASYON VE YAŞAM MALİYETİNDEKİ ARTIŞLARLA MÜCADELE EMEKTEN YANA POLİTİKA ARAÇLARI/17.09.2022

    EMEKÇİLERİN ENFLASYONLA MÜCADELEYE BAKIŞI VE PROGRAMI NASIL OLMALI ?/12.09.2022

    SAVAŞLARIN VE EŞİTSİZLİKLERİN GÖLGESİNDE BİR “DÜNYA BARIŞ GÜNÜ”/01.09.2022

    “KUR GARANTİLİ MİLLİ PARA” VE HAKİKAT ÖTESİ SİYASET/24.08.2022

    ANKARA’DAN BİR HABER GELDİ, DEDİLER Kİ PARA POLİTİKASI ÖLDÜ/19.08.2022

    ONUN ARABASI VAR GÜZEL Mİ GÜZEL/01.08.2022

    TÜİK ENFLASYONU “BATI CEPHESİNDE YENİ BİR ŞEY YOK” / 06.08.2022

    SERMAYE KONTROLLERİ (3): İKTİDAR VE MUHALEFET YAN YANA/24.07.2022

    FAİZİ Mİ, ANAPARAYI MI SİLELİM, YOKSA EĞİTİMİ TÜMDEN ELDEN Mİ GEÇİRELİM?/23.07.2022

    BİZ HARİÇ “TÜM DÜNYA YANLIŞ YAPIYOR” OLABİLİR Mİ ?/19.07.2022

    İLK 20’YE TEKRAR GİRDİK (!) /14.07.2022

    SERMAYE KONTROLLERİ İYİ Mİ KÖTÜ MÜ ?/11.07.2022

    SRİ LANKA: İÇ SAVAŞIN PENÇESİNDEN IMF’NİN KAPISINA!/10.07.2022

    NATO Zirvesi Toplanırken/30.06.2022

    SEÇİM YOLUNDA UKRAYNA SAVAŞI BAHANE EK BÜTÇE ŞAHANE/24.06.2022

    ENFLASYON DA BÜTÇE DE FEVKALADENİN FEVKİNDE /20.06.2022

    ÖDEMELER DENGESİNE BAK DIŞ GÜÇLERİ GÖR/15.06.2022

    EKONOMİK BÜYÜME (2) NEREYE KADAR ? (BÜYÜMENİN NİTELİKSEL SORGULAMASI)/12.06.2022

    EKONOMİK BÜYÜME (1): NE PAHASINA ?/07 Haziran 2022

    “FAKİRİN CUĞARASINA”, GARİBANIN BİRASINA DOKUNMAK !/30 Mayıs 2022

    SEÇİM SATHI MAİLİNDE JEOPOLİTİK RİSKLER DE, KUR DA YÜKSELİŞE GEÇTİ/29.05.2022

    KONUTTA ÜÇ MÜJDELİ HABER (2) ALTERNATİF BİR KONUT POLİTİKASI NASIL OLMALI ?/22.05.2022

    KONUT FİYATLARI VE SURİYELİ SIĞINMACILAR /11.05.2022

    EMEK, BARIŞ VE DEMOKRASİ MÜCADELESİ BİR BÜTÜNDÜR / 05.05.2022

    DERS ALMIYORUZ !/21.04.2022

    UKRAYNA SAVAŞI, GIDA ENFLASYONU, ARTAN YAŞAM MALİYETLERİ VE KAPIDAKİ AÇLIK/17.04.2022

    YENİ EKONOMİK MODEL BAŞLAMADAN BİTTİ / 12.04.2022

    UKRAYNA SAVAŞI, DÜNYA EKONOMİSİ VE BARIŞ GÖRÜŞMELERİ /03.04.2022

    BÜTÇEMİZ HAZİNEMİZ MÜSAİT AMA SİZİN İÇİN DEĞİL /23.03.2022

    AYNI GEMİDE DEĞİLİZ / 14 Mart 2022

    KAPİTALİZM BİRLEŞTİRİCİ DEĞİL PARÇALAYICIDIR, BÜTÜNLEYİCİ DEĞİL BÖLÜCÜDÜR !/6 Mart 2022

    ANADİL, DOĞRUDAN DEMOKRASİ, EKOLOJİ VE EMEK MÜCADELESİ / 21.02.2022

    Halkın Beslenme ve Isınma Arasındaki Zor Seçimi / 09.02.2022

    TÜRKİYE EKONOMİSİ DÜNYANIN GERİ KALANINDAN NEGATİF AYRIŞMAYA DEVAM EDİYOR !/ 28.01.2022

    ENFLASYON YERLİ Mİ GEÇİCİ Mİ YÖNETİM HATASI MI ? /24.01.2022

    ENFLASYONU DÜŞÜREMEDİK YERİNE İHRACAT VERELİM/ 11.01.2022

    2021’DE EKONOMİK TABLO /10.01.2022

    TÜRKİYE EKONOMİSİ DÜNYADA İLK 10’A GİREBİLİR Mİ ?, GİRMELİ Mİ ? /03.01.2022

    NASS, FED DERKEN ‘ÖRTÜLÜ’ FAİZ ARTTIRIMI GELDİ!/ 23.12.2021

    KUR KORUMALI MEVDUAT VE ÖRTÜLÜ FAİZ ARTTIRIMI ÜZERİNE/ 22.12.2021

    TÜRKİYE EKONOMİSİ FİNANSAL KRİZDEN ÖNCEKİ SON DURAKTA / 17.12.2021

    HOŞ OLMAYAN İKTİDAR ARİTMETİĞİ HALK ENFLASYON VE KUR ALTINDA EZİLİRKEN EKONOMİYİ BÜYÜTMEK/ 04.12.2021

    SON FAİZ İNDİRİMİNİN NEDENLERİ VE OLASI SONUÇLARI./ 21.11.2021

    DEMOKRATİK KATILIMCI BİR HALK BÜTÇESİNE İHTİYACIMIZ VAR./15.12.2021

    KÜRESEL İKLİM FİNANSMANI İKLİM YIKIMINI DURDURABİLİR Mİ ?/ 08.11.2021

    İKLİM YIKIMI İLE MÜCADELE COP 26 TOPLANTILARINA SIĞMAZ (1) “NET SIFIR” EMİSYON DEĞİL, GERÇEK SIFIR; EMİSYON GEREKİYOR !/01.11.2021

    PROF. DURMUŞ YENİ BİR SAVAŞA GİRMEK YANGINA KÖRÜKLE GİTMEKTİR/ 24.10.2021

    DEVLET-SERMAYE SINIFI İLİŞKİSİ BAĞLAMINDA TÜSİAD’IN YAPTIĞI ÇIKIŞ /21.10.2021

    VERGİDE EKLEKTİK POPÜLİZM (MIZRAK ÇUVALA SIĞMIYOR)/ 17.10.2021

    İKLİM GÖÇMENLERİ (İKLİM KRİZİ, GÖÇ VE SIĞINMACI İLİŞKİSİ-2)/10.10.2021

    CİN ŞİŞEDEN ÇIKTI /09.10.2021

    “SINIR / GÖÇ SANAYİ KARMASI” SIĞINMACILARIN ACILARINDAN KAR DEVŞİRİYOR (İKLİM KRİZİ, GÖÇ VE SIĞINMACI İLİŞKİSİ) 1/26.09.2021

    EMPERYALİST SAVAŞLAR VE SÖMÜRGECİLİK EKOSİSTEMİ YOK EDİYOR (İKLİM KRİZİ-MİLİTARİZM İLİŞKİSİ 3)/12.09.2021

    EMPERYALİZM VE EYLÜL ASKERİ DARBELERİ : 11 EYLÜL 1973 ŞİLİ VE 12 EYLÜL 1980 TÜRKİYE/11.09.2021

    ORTA VADELİ PROGRAM: ORTAYA VASAT PROPAGANDA BELGESİ/ 09.09.2021

    DÜNYA BARIŞ GÜNÜ’NDE YÜKSELEN MİLİTARİZM VE ASKERİ HARCAMALAR (İKLİM KRİZİ-MİLİTARİZM İLİŞKİSİ-1)-1) /01.09.2021

    İKLİM KRİZİ GELİR EŞİTSİZLİĞİ İLİŞKİSİ /22.08.2021

    İKLİM KRİZİ ARTIK BEKLENENDEN ÇOK DAHA YAKIN ! 15.08.2021

    ACİLEN ÇÖZMEMİZ GEREKEN 5 TEMEL SORUN /08.08.2021

    DENİZE DÜŞEN YILANA SARILIR”DA…/ 01.08.2021

    AŞILAMADAKİ SORUN: HALK MI MESAFELİ, İKTİDAR MI YETERİNCE GAYRETLİ DEĞİL ? /30.07.2021

    PARANIN İZİNİ SÜR, YOLSUZLUKLARI GÖR! / 19.07.2021

    RÜŞVETİN VERGİSİ / 05.07.2021

    DEMOKRASİYİ SAVUNMAK, KAMUSAL HİZMETLERİ VE KESK’İ SAVUNMAKTIR./ 27.06.2021

    KAMU MALİYESİ RAPORU VE BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİ BÜTÇEDEKİ ADALETSİZLİKLERİ TESCİL EDİYOR!/23.06.2021

    İLK GÜNAHI KİM İŞLEDİ ? / 13.06.2021

    YOUTUBE YAYINI : KARANTİNA TV SALYADAN KURAKLIĞA İKLİM YIKIMI VE TÜRKİYE EKONOMİSİ/07.06.2021

    BİRİ BÜYÜDÜ, BİRİ KÜÇÜLDÜ BİRİ YENİDEN BULUNDU./06.06.2021

    KOLOMBİYA’DA VERGİ İSYANININ ORTAYA ÇIKARDIĞI GERÇEKLER./30.05.2021

    YOUTUBE YAYINI: KARANTİNA TV MAFYANIN İKTİSADI, EKONOMİNİN MAFYASI

    CARİ AÇIĞA DAYALI BÜYÜMEYE DEVAM / DIŞ BORÇ STOKU VE HEBA EDİLEN 18 YIL (3)/23.05.2021

    ÖNCE SOSYAL ADALET /20.05.2021

    CARİ AÇIĞA DAYALI BÜYÜMEYE DEVAM / PORTFÖY YATIRIMLARI PARADOKSU (2)/17.05.2021

    YOUTUBE YAYINI: KARANTİNA TV: EKONOMİNİN VE YÖNETİMİN PERFORMANSI

    CARİ AÇIĞA DAYALI BÜYÜMEYE DEVAM / DOĞRUDAN YABANCI SERMAYE YATIRIMLARI KURUDU (1)/09.05.2021

    GAZETE DUVAR RÖPORTAJI PROF. DR. MUSTAFA DURMUŞ: “KAYNAK OLMADIĞINDAN DEĞİL NİYET OLMADIĞINDAN HALKA DESTEK VERİLMİYOR.”/02.05.2021

    SALGINDA 1 MAYIS: RÜYAYI GERÇEĞE DÖNÜŞTÜRMEK HALA MÜMKÜN !/02.05.2021

    YOUTUBE YAYINI: KARANTİNA TV BİZ DURURSAK HAYAT DURUR !: SALGIN KOŞULLARINDA İŞÇİ SINIFI /26.04.2021

    İNKAR KRİZ GERÇEĞİNİ ORTADAN KALDIRMAYA YETMİYOR/26.04.2021

    GELİR DESTEKLİ BİR AYLIK TAM KAPANMA: HEM SAĞLIĞIMIZI, HEM DE EKONOMİYİ KORUMAK İÇİN/18.04.2021

    YOUTUBE YAYINI: KARANTİNA TV “COVID SIRASINDA ve SONRASINDA EMEK DÜNYASI”/12.04.2021

    DEVLET BÜYÜRKEN KAMUSALLIK HIZLA TASFİYE EDİLİYOR /11.04.2021

    “GÜVEN”, “İSTİKRAR” VE “ŞAHLANAN” TÜRKİYE EKONOMİSİNİN TEKNOLOJİ VE SANAYİ TEMELİ/04.04.2021

    SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞI STRATEJİSİNE DEVAM /25.03.2021

    İKTİDAR BLOĞUNUN STRATEJİSİ ÜZERİNE/24.03.2021

    YOLSUZLUK ALGISI ENDEKSİNDE 15 PUANLIK KÖTÜLEŞME/22.03.2021

    REFORM ALGISINA DEĞİL KÖKLÜ İLERİCİ BİR DEĞİŞİME İHTİYACIMIZ VAR/14.03.2021

    COVİD 19 SALGINININ İKİNCİ YARISINDA TÜRKİYE EKONOMİSİ: GERÇEKLER VE ALGI YÖNETİMİ/07.03.2021

    “TEMEL GELİR GÜVENCESİ” ZAMANI / 03.03.2021

    COVİD-19 SALGINININ İKİNCİ YARISINDA DÜNYA: DÜNYA EKONOMİSİNE İLİŞKİN ÖNGÖRÜLER.

    KAPİTALİZM VE SPEKÜLASYON: TESLA, ELON MUSK VE BİTCOİN

    SERVETİ NEDEN VE NASIL VERGİLENDİRMELİYİZ KAMU FİNANSMANINDA YENİ PERSPEKTİF İHTİYACI VE SERVET VERGİSİ/14.02.2021

    HALK VERGİ YÜKÜ ALTINDA EZİLİYOR, VERGİ REKORTMENLERİ İSİMLERİNİ GİZLİYOR!- SERVET VERGİSİ NEDEN VE NASIL ALINMALI ? (8)/07.02.2021

    SERVETİ NASIL VE NEDEN VERGİLENDİRMELİYİZ ?(7. Bölüm) – SERVET VERGİSİ EKONOMİYE ZARAR VERİR Mİ ?/03.02.2021

    SERVETİ NEDEN VE NASIL VERGİLENDİRMELİYİZ ?(6. Bölüm) – ZENGİNLERİ VERGİLENDİRMEK İÇİN SOMUT NEDENLER ?/03.02.2021

    SERVET VERGİSİ NEDEN VE NASIL ALINMALI ? (5. Bölüm) – SERVET VERGİSİNİN FELSEFİ VE POLİTİK ARKA PLANI/03.02.2021

    SERVETİ NEDEN VE NASIL VERGİLENDİRMELİYİZ? (4. BÖLÜM) – MADALYONUN İKİ YÜZÜ: ZENGİNLİK VE YOKSULLUK/17.01.2021

    SERVETİ NASIL VE NEDEN VERGİLENDİRMELİYİZ ? (3.BÖLÜM) – EŞİTSİZLİKLER ARTIYOR VE MÜDAHALE GEREKİYOR/03.02.2021

    SERVETİ NEDEN VE NASIL VERGİLENDİRMELİYİZ? (2.BÖLÜM): COVİD 19 VE KAMU GELİRİ İHTİYACI/01.02.2021

    SERVETİ NASIL VE NEDEN VERGİLENDİRMELİYİZ ? BİRİNCİ BÖLÜM/03.01.2021

Diğer Yazılar

YOUTUBE YAYINI: HAFTAYA BAKIŞ

Yazarımız Zeki Tombak, Son Haber Ch Youtube kanalında Veysel Tekin’in konuğu olduğu Haftaya Bakış programında …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir