BOŞ TENCERE NEYLE DOLDURULDU ?

Mustafa Durmuş / 7 Haziran 2023

@MDAlterAkademi

Seçim sonrasının en çok sorulan sorularının başında “boş tencerenin neden mevcut iktidarı devirmediği” sorusu geliyor. Özellikle de sosyal ve siyasal gelişmeleri açıklarken indirgemeci bir ekonomik determinizme başvuranlar, ülkede bunca ciddi ekonomik sorun ve derin bir yoksulluk ve adaletsizlik yaşanmasına rağmen iktidarın devrilmemesinin nedenlerini açıklamakta zorlanıyorlar.

Oysa Erdoğan gibi 21 yıldır iktidarda olan otoriter bir liderin seçimle kolayca iktidardan düşürülebileceğini düşünmeleri bir hataydı. Çünkü Erdoğan otoriter bir lider olduğu kadar popülaritesini de (giderek azalsa da) koruyabilen birisi.

Erdoğan popülaritesini nasıl koruyabildi?

Erdoğan gibi otoriter liderlerin konumlarını nasıl muhafaza ettiklerini açıklayabilecek çeşitli teoriler mevcut. Bunlardan biri, “demokratikleşmeyi modernleşme ve ekonomik refahın artışı ile ilişkilendiren” bir yaklaşım.

Buna göre, özetle, insanlar gelirleri ve refahları arttıkça daha etkin biçimlerde temsil edilmek ve sosyal sorumluluk da alarak siyasal karar alma mekanizmasının içinde olmak isterler. Bu durumun tersi de mümkündür. Yani insanlar, ekonomik kriz ya da yüksek enflasyon dönemlerinde reel gelirleri düştükçe, demokratik karar alma mekanizmasına olan inanç ve güvenleri de azaldığından bu zeminlerden çekilirler ve daha net, belirleyici (kapsayıcı olması gerekmiyor) çözümler ve politikalar için otoriter liderlere yönelirler.

Refahları azalan kitleler otoriter rejimlere daha fazla yöneliyor

Bu bağlamda, 2008 küresel finansal krizinin ardından günümüze kadar devam eden küresel çaptaki demokratik gerilemenin ve otoriterleşmedeki artışın, 2008 finansal krizinin emekçi kitlelerin gelirlerinde yol açtığı düşüşten (burjuva demokrasisinden uzaklaşmaya neden olduğundan) kaynaklandığı ileri sürülebilir.

Nitekim dünyada (özellikle de 2008 krizi sonrasında), otoriter ya da faşist rejimlere yönelimin temel nedenlerinden birinin böyle bir gelir yitimi ve demokrasiye olan güven kaybı olduğunu gösteren çok sayıda araştırma mevcut.

Örneğin Freedom House’nin bir araştırmasına göre 2008 finansal krizinden bu yana artan otoriterleşme sonucunda bugün dünyada her 10 kişiden 8’i “kısmen özgür” ya da “hiç özgür olmayan” ülkelerde yaşıyor. (1)

Küresel sermaye otoriterleşmeyi sorun etmiyor

Bu çerçevede bir diğer önemli tespit küresel sermayenin dünyadaki bu otoriterleşme yöneliminden pek de rahatsız olmaması. Öyle ki Dünya Ekonomik Forumu’nun son raporuna göre, önümüzdeki iki yılda “yaşam maliyetlerindeki belirgin artışlar”, 10 yılda ise “iklim değişikliği ile mücadeledeki yetersizlikler” küresel riskler listesinin başında yer alıyor.

Bir başka anlatımla, “önümüzdeki 10 yıl, altta yatan jeopolitik ve ekonomik eğilimlerin yönlendirdiği çevresel ve toplumsal krizlerle karakterize edilecek. “Yaşam maliyeti krizi” önümüzdeki iki yılın en ciddi küresel riski olarak kendini gösteriyor ve bu kriz kısa vadede zirveye çıkıyor. “Biyoçeşitlilik kaybı ve ekosistem çöküşü”, önümüzdeki 10 yılda en hızlı kötüleşen küresel risklerden biri olarak görülüyor ve altı çevresel riskin tümü önümüzdeki 10 yıl içinde ilk 10 risk arasında yer alıyor. “Jeoekonomik çatışmalar” ve “sosyal uyumun ve toplumsal kutuplaşmanın aşınması” dâhil olmak üzere, hem kısa hem de uzun vadede ilk 10 sıralamada dokuz risk ve üst sıralara iki yeni katılan risk yer alıyor: “Yaygın siber suçlar ve siber güvensizlik” ve “büyük ölçekli zorunlu göçler”. (2)

Kısaca, büyük sermaye grupları açısından örneğin yaşam maliyeti krizi ve çevresel sorunlar ilk 10 risk arasında yer alıyor zira bunlar kâr oranlarının düşmesine neden olabilecek ve bu da sermaye birikiminin kârlı biçimde sürdürülebilirliğini aksatabilecektir.

Ciddi kriz dönemlerinde kapitalist sınıf faşizmi destekliyor

Diğer yandan dünyanın seçkinleri küresel çaptaki otoriterleşme eğilimini ya da çağdaş bir faşizmin inşa edilmesini kendileri açısından bir tehlike olarak görmüyorlar. Çünkü son tahlilde otoriter ya da faşist rejimlerde işçi sınıfı ve toplumsal muhalefet tam anlamıyla susturuluyor ve kâr oranları yükseltiliyor. Böylece sistemin ekonomik bir kriz içine girmesi önleniyor.

Bu olgu geçmişte İtalya, Almanya ve İspanya gibi klasik faşizme örnek olarak gösterilen ülkelerde geçerli olduğu gibi, günümüzün Macaristan, Hindistan ve Türkiye’sindeki gibi otoriter ya da otoriterlikten faşizmin inşasına geçmiş ülkelerinde de geçerli bir olgu.

Özetle, klasik faşizm deneyimi yaşamış olan bütün ülkelerde, ülkenin büyük sermayesinin, sanayicilerinin ve finansçılarının yani kapitalist yönetici sınıfın önemli bir yüzdesi para ve diğer maddi ve maddi olmayan desteklerle faşist diktatörleri desteklediler. Çünkü faşizm büyük sanayici ve finans sermayesinin çıkarlarını korumak için dayatılan, en temel haliyle büyük sermaye adına terör uygulama stratejisi üzerine oluşturulan ve sürdürülen bir diktatörlüktür. Bu, faşist rejimlerin inşasının en can alıcı ve ortak noktasıdır.

Faşizmin farklı ülkelerde görünüşte farklı uygulamaları olmasına rağmen sınıf doğası tektir. Bir faşist hareketin retoriği ne içerirse içersin, büyük sermaye her zaman faşizmin destekçisidir ve her zaman bundan yararlanır. Ve faşizm gerçek yüzünü ve niyetini her zaman sahte bir popülizm ve sahte popülist liderlik kisvesi altında gizler. (3)

Krizin sorumlularının ülkeyi krizden çıkartacak güçler olarak görülmesi tuhaflığı

Ülkemizde emekçiler düşük gelirleri, buna karşılık çok yüksek enflasyon yüzünden derin bir yaşam maliyeti krizi yaşıyor. Ayrıca ulusal para birimi TL yabancı paralar karşısında sürekli değer kaybediyor, döviz rezervleri uluslararası takaslar dahil edildiğinde dahi ilk kez eksiye düşmüş durumda.

Diğer taraftan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bizzat sahiplendiği ekonomi politikaları böyle bir duruma doğrudan katkıda bulunmuş olmasına rağmen, yapılan son seçimler bazı insanların onu hâlâ kendilerini krizden çıkaracak lider olarak gördüklerini ortaya koyuyor.

Öyle ki geçen yılın sonunda yapılan bir kamuoyu yoklamasına göre, Türkiye’de halkın yüzde 54’ü 2023 yılının genel olarak kendileri için 2022’den daha iyi bir yıl olacağı konusunda iyimserdi. Sadece yüzde 43’ü ise 2023’ün ekonomik olarak 2022’den daha kötü olacağına inanıyordu. (4)

Yaparsa Reis yapar!”

Bir başka anlatımla, “ekonomik krizden bu ülkeyi çıkartırsa yine Erdoğan çıkartır” biçimindeki AKP seçmenindeki genel kabule uygun bir strateji izleniyor. Seçim sonrası oluşturulan yeni kabinede daha ziyade ortodoks ekonomi politikalarının savunucusu olarak bilinen Mehmet Şimşek’in Hazine ve Maliye Bakanı olarak yer alması bunun bir göstergesi.

Kuşkusuz iflas etmek üzere olan bir ekonomide çeşitli sermaye gruplarının taleplerine uygun olarak (sanki yeni bir hikâyesi varmış gibi), M. Şimşek’in adı dayatıldığı gibi, bu atama ile AKP-MHP tabanına, ülkede farklı ekonomi politikaları uygulanması gerekiyorsa (Şimşek’in tabiriyle “rasyonel zeminde”), “bunun için başkasına gerek yok, yaparsa bunu Reis yapar” mesajı verilmiş oluyor.

Belirsizlikler ve muhalefetin çözümsüzlüğü

Otoriter ya da faşist liderlere yönelimin bir diğer nedeni ülkedeki üst düzeye çıkmış olan belirsizlikler ve bunun karşısında demokratik muhalefetin bu belirsizlikleri bertaraf edebilecek belirlilikte çözümler sunamamış olması.

Diğer yandan, yapılan akademik araştırmalar demokrasi ile belirsizlikler arasında tersine çevrilmiş bir U biçiminde ilişkinin mevcut olduğunu gösteriyor. Öyle ki oligarşik ve otokratik rejimlerde belirsizliklerin daha düşük düzeyde olduğu, ancak böyle bir rejimden uzaklaşılıp demokrasiye yaklaşıldıkça belirsizlik düzeyinin arttığı görülüyor (daha sonra orta ve ileri düzeydeki demokrasiye doğru gidildikçe azalsa da). Belirsizlikler ekonomik döngülerle artıyor ya da azalıyor, örneğin resesyonlarda belirsizlikler de artıyor. (5)

Kendisinin, işinin, şirketinin ve bir bütün olarak ekonominin geleceğinin belirsiz olduğu gören ya da bu fikre kapılan insanların, kitlelerin korku ve panik halinde seçimlerde, sözleriyle ve eylemleriyle bu belirsizlikleri ortadan kaldırabileceği ya da azaltacağı algısını yaratan, böylece istikrar sağlayabileceğine inandığı liderlerin ve partilerin peşine takıldığına tanık oluyoruz.

Artan mutsuzluk ve kutuplaştırma siyaseti

AKP’nin iktidarda kalmasının ve Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı olarak seçilmesinin bir diğer nedeni, ülke insanının giderek artan mutsuzluğunun iktidar tarafından uygulanan kutuplaştırma politikası ile iktidar bloku lehine manipüle edilmesi.

Son 10 yılda küresel çapta ve Türkiye’de emekçi kitlelerin ve halkların mutsuzluğunun arttığı bir gerçek. Bunun kuşkusuz artan gelir eşitsizlikleri, işsizlik, yoksulluk ve gelecekle ilgili olarak artan ekonomik belirsizlikler biçiminde ekonomik nedenleri olduğu gibi, insan hakları ihlalleri, farklı etnisitelere, kadına, LGBTİ+ bireylere karşı ayrımcılık ve bu kesimlere yönelik şiddetteki artış ve yükselen ırkçılık gibi sosyal ve siyasal nedenleri de var.

Bu konuda OECD tarafından yapılmış olan “OECD Ülkelerinde Yaşam Memnuniyeti” adlı bir çalışmanın bulgularından ve aynı adlı bir endeksten söz etmek gerekiyor.

Yaşam Memnuniyeti Endeksi

Yaşam Memnuniyeti Endeksi, insanların anlık duygularından çok yaşamlarını bir bütün olarak nasıl değerlendirdiklerini ölçüyor. Yaşamla ilgili genel memnuniyetlerini 0’dan (tam memnuniyetsizlik) 10’a (en yüksek memnuniyet) kadar bir ölçekte derecelendirmeleri istendiğinde, OECD ülkelerinde yaşayanlar ortalama olarak buna 6,7 puan veriyor. Bununla birlikte, yaşam memnuniyeti OECD genelinde eşit olarak dağılmıyor. Bazı ülkeler (Kolombiya, Yunanistan, Güney Kore, Portekiz ve Türkiye gibi) 6’nın altında ortalama puanlarla nispeten daha düşük bir genel yaşam memnuniyeti düzeyine sahipler. Ölçeğin diğer ucunda, Danimarka, Finlandiya, İzlanda, Hollanda ve İsviçre’de puanlar 7,5 veya üzerine çıkıyor.

Türkiye, istihdamda, iş-yaşam dengesinde, eğitimde, sağlıkta, çevre kalitesinde, sosyal ilişkilerde ve yaşam doyumunda ortalamanın oldukça altında performans sergiliyor. Öyle ki yaşamdan genel memnuniyetlerini 0’dan 10’a kadar bir ölçekte derecelendirmeleri istendiğinde, ülkemiz insanı buna sadece ortalama 4,9 puan veriyor. (6)

Mutsuzluk arttıkça otoriter liderlere yönelim de artıyor

Bu noktada asıl çarpıcı olan insanların memnuniyetsizliği (mutsuzluğu) arttıkça otoriter lider ve yönetimlere olan yönelimlerinin de artması ve insanların klasik burjuva demokrasilerinden giderek uzaklaşması.

Yani insanlar, protestolara, intiharlar gibi içe patlamalara ya da en zayıf halka olarak görülen mülteciler gibi gruplara, kadınlara şiddet uygulamaya yöneldikleri gibi, oy verme davranışlarını da radikalleştirerek otoriter, hatta faşist liderlere ve partilere giderek daha fazla oy vermeye başladılar.

Böyle tehlikeli bir yönelimi durdurabilecek yegâne güç dünyanın ve kapitalizmin bu yüzyılda geçirmekte olduğu değişimi dikkate alan yenilenmiş bir sosyalist ideoloji, yenilenmiş politik bir irade ve buna uygun politik-ekonomik örgütlenmeler olabilir. Emperyalizmin, savaşların ve faşizmin küresel çapta tırmanışa geçtiği bu günlerde en fazla eksikliği hissedilen ve acilen inşa edilmesi gereken gücün uluslararası işçi sınıfının merkezinde yer alacağı bir ilerici güç olduğu çok açık.

Sonuç olarak

Bir araştırmacının Türkiye’deki son seçimlerle ilgili olarak yazdığı gibi, Türkiye’de, Hindistan’da ve Brezilya’da seçmenlerin “otoriter -güçlü adama, alternatif olmadığı için oy verdiklerini” söylediklerini giderek daha fazla duyuyoruz. Ancak seçimlerde alternatif bir aday ve bir alternatif anlatı da vardı. Halkın yarısı bunu neden görmedi? Çünkü kutuplaşma, karşıt anlatının içini boşalttı ve onu yok etti. Bu anlatıları uygulanabilir seçenekler olarak görünür kılmak için kutuplaştıran meselelerle uğraşmamız, öncelikle onları çözmemiz gerekiyor. (7)

Özetle, artan mutsuzluk ile artan kutuplaşma arasında sıkı bir bağ var. Otoriter liderler toplumda başarılı bir kutuplaştırma siyaseti yürüttükleri sürece toplumun mutsuzluğunu manipüle edebiliyorlar ve mutsuz insanları peşlerine takabiliyorlar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan böyle bir kutuplaştırma siyasetini bir süredir giderek artan dozda uygulayarak, yaşanmış çok büyük bir deprem ve ciddi bir ekonomik krize rağmen bu gelişmelerden mutsuz olan seçmenin önemli bir kısmını kendi etrafında tutmayı başardı.

Bu nedenle de J. Carville’nin 1992 yılında Başkan Bill Clinton’un seçim kampanyasını yönetirken kullandığı sözün (it is the economy stupid / sebep ekonomi sersem) (8), ülkemizde en azından son seçimlerde geçerli olmadığını söyleyebiliriz.

Bu sözün yerine artık belki de, “bireyin, emekçilerin hayatlarının nasıl yönlendirilmekte olduğu” sorusu çok daha önemli hale geliyor.

Yani S. Demirel’in ünlü sözüne atfen, “boş tencere”, yalanlarla, hayal ürünü fantastik projelerle, çarpıtılmış dini söylemlerle, militarizmle yükseltilmiş milliyetçilikle, güvenlikçi politikalar ve söylemlerle, ırkçılıkla, Kürt ve Alevi düşmanlığı ile doldurulduğu sürece, iktidarı devirmeye yetmiyor.

Anahtar sözcükler: Belirsizlik, Demokrasi, Erdoğan, Faşizm, Kutuplaştırma siyaseti, Otoriterlik, Seçimler, Yaşam Memnuniyeti Endeksi.

Dipnotlar:

  1. Sarah Repucci and Amy Slipowitz, The Global Expansion of Authoritarian Rule, Freedom in the World 2022, Freedom House, February 2022, s. 4.
  2. https://www.weforum.org/reports/global-risks-report-2023 (11 January 2023).
  3. https://systemicdisorder.wordpress.com/when-does-a-formal-democracy-degenerate-into-fascism (30 May 2023).
  4. https://www.ipsos.com/en/ipsos-global-predictions-2023 (20 December 2022).
  5. https://cepr.org/voxeu/columns/tracking-uncertainty-rapidly-changing-global-economic-outlook (17 December 2022).
  6. https://www.oecdbetterlifeindex.org/topics/life-satisfaction (20 Mayıs 2023).
  7. Shandana Khan Mohmand, https://www.ids.ac.uk/opinions/turkiye-election-result-why-do-people-vote-for-authoritarian-leaders (30 May 2023)
  8. It’s the economy, stupid, https://en.wikipedia.org/wiki/It%27s_the_economy,_stupid (5 Haziran 2023).                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                        YAZARIMIZIN DAHA ÖNCE YAYINLADIĞIMIZ YAZILARI.                                                                                                                                                                                                                                      OTOKRASİ ALTINDA BÜYÜME/ 05.06.2023

    FAŞİZME GEÇİT YOK/28.05.2023

    PRANGALARI KIRMAK İÇİN NE YAPMALI (YA DA YAPMAMALI?)/22.05.2023

    İKİNCİ TUR İÇİN MUHALEFET NE YAPMALI ?/18.05.2023

    ÇOCUKLUK HASTALIĞINA KAPILMA LÜKSÜMÜZ YOK!/13.05.2023

    GELİR ADALETSİZLİĞİ: MIZRAK ÇUVALA SIĞMIYOR!/12.05.2023

    İHA VE SİHALARLA ÖVÜN AMA İŞ CİNAYETLERİNİ ÖNLEMEDE YETERSİZ KAL/12.05.2023

    HANİ BU YIL AYA GİDECEKTİK ? /22.04.2023

    BÜTÇE AÇIĞI VE CARİ AÇIK ALARM VERİYOR ! /25.03.2023

    AVRUPA’NIN PLASTİK ÇÖPLÜĞÜNE DÖNÜŞMÜŞÜZ!/19.03.2023

    DÜNYADA ÖZGÜRLÜKLERİN DURUMU” RAPORUNDA TÜRKİYE/13.03.2023

    CUMHURİYETİN İKİNCİ YÜZYILINDA ADALETLİ BİR VERGİ SİSTEMİNE OLAN İHTİYAÇ DEVAM EDİYOR./25.02.2023

    KAHRAMANMARAŞ DEPREMİ VE KOMPLO TEORİLERİ/19.02.2023

    ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİ YURTLARINDAN ETMEYİN !/13.02.2023

    TİLKİYE “TAVUK SEVER MİSİN” DİYE SORMUŞLAR, KIS KIS GÜLMÜŞ/06.02.2023

    VERGİNİ DERT ETME OYUNU VER YETER /02.02.2023

    ŞEHİRLERİN ISLAHINDA YENİ BİR YAKLAŞIM: GERİLLA ŞEHİRCİLİĞİ/28.01.2023

    SAĞ POLİTİKALAR KRİZİN FATURASINI EMEKÇİLERE ÖDETİR/20.01.2023

    YERLİ VE MİLLİ” İHRACAT MODELİ/18.01.2023

    ÜCRET ARTIŞI MI ENFLASYONA, ENFLASYON MU ÜCRET ARTIŞINA NEDEN OLUYOR ?/12.01.2023

    2017’DEN BU YANA TÜRKİYE’NİN DÜNYA EKONOMİSİ İÇİNDEKİ PAYI BEŞTE BİR AZALDI/31.12.2022

    KONAKLAMA VERGİSİ VE DIŞLANAN YEREL YÖNETİMLER/23.12.2022

    SAHİ BİZ NEDEN VERGİ ÖDÜYORUZ ? /11.12.2022

    FITCH’IN 2023 SEÇİM SENARYOSU ÜZERİNE KISA BİR DEĞERLENDİRME/03.12.2022

    ÇOCUK YOKSULLUĞU SADECE BİR ADALET EKSİKLİĞİ SORUNU MUDUR ?/29.11.2022

    SON FAİZ İNDİRİMİ KİME YARAYACAK ? /25.11.2022

    MECLİS’TE BÜTÇE GÖRÜŞÜLÜRKEN BİR “BARIŞ BELGESİ” OLARAK “MAGNA CARTA’NIN ÖNEMİ/21.11.2022

    HAZİNE’NİN EUROBOND BORÇLANMASI VE İÇİNE DÜŞTÜĞÜMÜZ BORÇ TUZAĞI/09.11.2022

    KAR VE EKOLOJİK ZARAR EL ELE/08.11.2022

    VİVA LULA /01.11.2022

    2023 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TEKLİFİ ÜZERİNE BAZI NOTLAR/22.10.2022

    YÜKSEK ENFLASYON HALKI EZEN BİR VERGİYE DÖNÜŞTÜ/08.10.2022

    “PARTİLİ CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ” ALTINDA AZALAN EKONOMİK REFAHIMIZ/26.09.2022

    ENFLASYON VE YAŞAM MALİYETİNDEKİ ARTIŞLARLA MÜCADELE EMEKTEN YANA POLİTİKA ARAÇLARI/17.09.2022

    EMEKÇİLERİN ENFLASYONLA MÜCADELEYE BAKIŞI VE PROGRAMI NASIL OLMALI ?/12.09.2022

    SAVAŞLARIN VE EŞİTSİZLİKLERİN GÖLGESİNDE BİR “DÜNYA BARIŞ GÜNÜ”/01.09.2022

    “KUR GARANTİLİ MİLLİ PARA” VE HAKİKAT ÖTESİ SİYASET/24.08.2022

    ANKARA’DAN BİR HABER GELDİ, DEDİLER Kİ PARA POLİTİKASI ÖLDÜ/19.08.2022

    ONUN ARABASI VAR GÜZEL Mİ GÜZEL/01.08.2022

    TÜİK ENFLASYONU “BATI CEPHESİNDE YENİ BİR ŞEY YOK” / 06.08.2022

    SERMAYE KONTROLLERİ (3): İKTİDAR VE MUHALEFET YAN YANA/24.07.2022

    FAİZİ Mİ, ANAPARAYI MI SİLELİM, YOKSA EĞİTİMİ TÜMDEN ELDEN Mİ GEÇİRELİM?/23.07.2022

    BİZ HARİÇ “TÜM DÜNYA YANLIŞ YAPIYOR” OLABİLİR Mİ ?/19.07.2022

    İLK 20’YE TEKRAR GİRDİK (!) /14.07.2022

    SERMAYE KONTROLLERİ İYİ Mİ KÖTÜ MÜ ?/11.07.2022

    SRİ LANKA: İÇ SAVAŞIN PENÇESİNDEN IMF’NİN KAPISINA!/10.07.2022

    NATO Zirvesi Toplanırken/30.06.2022

    SEÇİM YOLUNDA UKRAYNA SAVAŞI BAHANE EK BÜTÇE ŞAHANE/24.06.2022

    ENFLASYON DA BÜTÇE DE FEVKALADENİN FEVKİNDE /20.06.2022

    ÖDEMELER DENGESİNE BAK DIŞ GÜÇLERİ GÖR/15.06.2022

    EKONOMİK BÜYÜME (2) NEREYE KADAR ? (BÜYÜMENİN NİTELİKSEL SORGULAMASI)/12.06.2022

    EKONOMİK BÜYÜME (1): NE PAHASINA ?/07 Haziran 2022

    “FAKİRİN CUĞARASINA”, GARİBANIN BİRASINA DOKUNMAK !/30 Mayıs 2022

    SEÇİM SATHI MAİLİNDE JEOPOLİTİK RİSKLER DE, KUR DA YÜKSELİŞE GEÇTİ/29.05.2022

    KONUTTA ÜÇ MÜJDELİ HABER (2) ALTERNATİF BİR KONUT POLİTİKASI NASIL OLMALI ?/22.05.2022

    KONUT FİYATLARI VE SURİYELİ SIĞINMACILAR /11.05.2022

    EMEK, BARIŞ VE DEMOKRASİ MÜCADELESİ BİR BÜTÜNDÜR / 05.05.2022

    DERS ALMIYORUZ !/21.04.2022

    UKRAYNA SAVAŞI, GIDA ENFLASYONU, ARTAN YAŞAM MALİYETLERİ VE KAPIDAKİ AÇLIK/17.04.2022

    YENİ EKONOMİK MODEL BAŞLAMADAN BİTTİ / 12.04.2022

    UKRAYNA SAVAŞI, DÜNYA EKONOMİSİ VE BARIŞ GÖRÜŞMELERİ /03.04.2022

    BÜTÇEMİZ HAZİNEMİZ MÜSAİT AMA SİZİN İÇİN DEĞİL /23.03.2022

    AYNI GEMİDE DEĞİLİZ / 14 Mart 2022

    KAPİTALİZM BİRLEŞTİRİCİ DEĞİL PARÇALAYICIDIR, BÜTÜNLEYİCİ DEĞİL BÖLÜCÜDÜR !/6 Mart 2022

    ANADİL, DOĞRUDAN DEMOKRASİ, EKOLOJİ VE EMEK MÜCADELESİ / 21.02.2022

    Halkın Beslenme ve Isınma Arasındaki Zor Seçimi / 09.02.2022

    TÜRKİYE EKONOMİSİ DÜNYANIN GERİ KALANINDAN NEGATİF AYRIŞMAYA DEVAM EDİYOR !/ 28.01.2022

    ENFLASYON YERLİ Mİ GEÇİCİ Mİ YÖNETİM HATASI MI ? /24.01.2022

    ENFLASYONU DÜŞÜREMEDİK YERİNE İHRACAT VERELİM/ 11.01.2022

    2021’DE EKONOMİK TABLO /10.01.2022

    TÜRKİYE EKONOMİSİ DÜNYADA İLK 10’A GİREBİLİR Mİ ?, GİRMELİ Mİ ? /03.01.2022

    NASS, FED DERKEN ‘ÖRTÜLÜ’ FAİZ ARTTIRIMI GELDİ!/ 23.12.2021

    KUR KORUMALI MEVDUAT VE ÖRTÜLÜ FAİZ ARTTIRIMI ÜZERİNE/ 22.12.2021

    TÜRKİYE EKONOMİSİ FİNANSAL KRİZDEN ÖNCEKİ SON DURAKTA / 17.12.2021

    HOŞ OLMAYAN İKTİDAR ARİTMETİĞİ HALK ENFLASYON VE KUR ALTINDA EZİLİRKEN EKONOMİYİ BÜYÜTMEK/ 04.12.2021

    SON FAİZ İNDİRİMİNİN NEDENLERİ VE OLASI SONUÇLARI./ 21.11.2021

    DEMOKRATİK KATILIMCI BİR HALK BÜTÇESİNE İHTİYACIMIZ VAR./15.12.2021

    KÜRESEL İKLİM FİNANSMANI İKLİM YIKIMINI DURDURABİLİR Mİ ?/ 08.11.2021

    İKLİM YIKIMI İLE MÜCADELE COP 26 TOPLANTILARINA SIĞMAZ (1) “NET SIFIR” EMİSYON DEĞİL, GERÇEK SIFIR; EMİSYON GEREKİYOR !/01.11.2021

    PROF. DURMUŞ YENİ BİR SAVAŞA GİRMEK YANGINA KÖRÜKLE GİTMEKTİR/ 24.10.2021

    DEVLET-SERMAYE SINIFI İLİŞKİSİ BAĞLAMINDA TÜSİAD’IN YAPTIĞI ÇIKIŞ /21.10.2021

    VERGİDE EKLEKTİK POPÜLİZM (MIZRAK ÇUVALA SIĞMIYOR)/ 17.10.2021

    İKLİM GÖÇMENLERİ (İKLİM KRİZİ, GÖÇ VE SIĞINMACI İLİŞKİSİ-2)/10.10.2021

    CİN ŞİŞEDEN ÇIKTI /09.10.2021

    “SINIR / GÖÇ SANAYİ KARMASI” SIĞINMACILARIN ACILARINDAN KAR DEVŞİRİYOR (İKLİM KRİZİ, GÖÇ VE SIĞINMACI İLİŞKİSİ) 1/26.09.2021

    EMPERYALİST SAVAŞLAR VE SÖMÜRGECİLİK EKOSİSTEMİ YOK EDİYOR (İKLİM KRİZİ-MİLİTARİZM İLİŞKİSİ 3)/12.09.2021

    EMPERYALİZM VE EYLÜL ASKERİ DARBELERİ : 11 EYLÜL 1973 ŞİLİ VE 12 EYLÜL 1980 TÜRKİYE/11.09.2021

    ORTA VADELİ PROGRAM: ORTAYA VASAT PROPAGANDA BELGESİ/ 09.09.2021

    DÜNYA BARIŞ GÜNÜ’NDE YÜKSELEN MİLİTARİZM VE ASKERİ HARCAMALAR (İKLİM KRİZİ-MİLİTARİZM İLİŞKİSİ-1)-1) /01.09.2021

    İKLİM KRİZİ GELİR EŞİTSİZLİĞİ İLİŞKİSİ /22.08.2021

    İKLİM KRİZİ ARTIK BEKLENENDEN ÇOK DAHA YAKIN ! 15.08.2021

    ACİLEN ÇÖZMEMİZ GEREKEN 5 TEMEL SORUN /08.08.2021

    DENİZE DÜŞEN YILANA SARILIR”DA…/ 01.08.2021

    AŞILAMADAKİ SORUN: HALK MI MESAFELİ, İKTİDAR MI YETERİNCE GAYRETLİ DEĞİL ? /30.07.2021

    PARANIN İZİNİ SÜR, YOLSUZLUKLARI GÖR! / 19.07.2021

    RÜŞVETİN VERGİSİ / 05.07.2021

    DEMOKRASİYİ SAVUNMAK, KAMUSAL HİZMETLERİ VE KESK’İ SAVUNMAKTIR./ 27.06.2021

    KAMU MALİYESİ RAPORU VE BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİ BÜTÇEDEKİ ADALETSİZLİKLERİ TESCİL EDİYOR!/23.06.2021

    İLK GÜNAHI KİM İŞLEDİ ? / 13.06.2021

    YOUTUBE YAYINI : KARANTİNA TV SALYADAN KURAKLIĞA İKLİM YIKIMI VE TÜRKİYE EKONOMİSİ/07.06.2021

    BİRİ BÜYÜDÜ, BİRİ KÜÇÜLDÜ BİRİ YENİDEN BULUNDU./06.06.2021

    KOLOMBİYA’DA VERGİ İSYANININ ORTAYA ÇIKARDIĞI GERÇEKLER./30.05.2021

    YOUTUBE YAYINI: KARANTİNA TV MAFYANIN İKTİSADI, EKONOMİNİN MAFYASI

    CARİ AÇIĞA DAYALI BÜYÜMEYE DEVAM / DIŞ BORÇ STOKU VE HEBA EDİLEN 18 YIL (3)/23.05.2021

    ÖNCE SOSYAL ADALET /20.05.2021

    CARİ AÇIĞA DAYALI BÜYÜMEYE DEVAM / PORTFÖY YATIRIMLARI PARADOKSU (2)/17.05.2021

    YOUTUBE YAYINI: KARANTİNA TV: EKONOMİNİN VE YÖNETİMİN PERFORMANSI

    CARİ AÇIĞA DAYALI BÜYÜMEYE DEVAM / DOĞRUDAN YABANCI SERMAYE YATIRIMLARI KURUDU (1)/09.05.2021

    GAZETE DUVAR RÖPORTAJI PROF. DR. MUSTAFA DURMUŞ: “KAYNAK OLMADIĞINDAN DEĞİL NİYET OLMADIĞINDAN HALKA DESTEK VERİLMİYOR.”/02.05.2021

    SALGINDA 1 MAYIS: RÜYAYI GERÇEĞE DÖNÜŞTÜRMEK HALA MÜMKÜN !/02.05.2021

    YOUTUBE YAYINI: KARANTİNA TV BİZ DURURSAK HAYAT DURUR !: SALGIN KOŞULLARINDA İŞÇİ SINIFI /26.04.2021

    İNKAR KRİZ GERÇEĞİNİ ORTADAN KALDIRMAYA YETMİYOR/26.04.2021

    GELİR DESTEKLİ BİR AYLIK TAM KAPANMA: HEM SAĞLIĞIMIZI, HEM DE EKONOMİYİ KORUMAK İÇİN/18.04.2021

    YOUTUBE YAYINI: KARANTİNA TV “COVID SIRASINDA ve SONRASINDA EMEK DÜNYASI”/12.04.2021

    DEVLET BÜYÜRKEN KAMUSALLIK HIZLA TASFİYE EDİLİYOR /11.04.2021

    “GÜVEN”, “İSTİKRAR” VE “ŞAHLANAN” TÜRKİYE EKONOMİSİNİN TEKNOLOJİ VE SANAYİ TEMELİ/04.04.2021

    SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞI STRATEJİSİNE DEVAM /25.03.2021

    İKTİDAR BLOĞUNUN STRATEJİSİ ÜZERİNE/24.03.2021

    YOLSUZLUK ALGISI ENDEKSİNDE 15 PUANLIK KÖTÜLEŞME/22.03.2021

    REFORM ALGISINA DEĞİL KÖKLÜ İLERİCİ BİR DEĞİŞİME İHTİYACIMIZ VAR/14.03.2021

    COVİD 19 SALGINININ İKİNCİ YARISINDA TÜRKİYE EKONOMİSİ: GERÇEKLER VE ALGI YÖNETİMİ/07.03.2021

    “TEMEL GELİR GÜVENCESİ” ZAMANI / 03.03.2021

    COVİD-19 SALGINININ İKİNCİ YARISINDA DÜNYA: DÜNYA EKONOMİSİNE İLİŞKİN ÖNGÖRÜLER.

    KAPİTALİZM VE SPEKÜLASYON: TESLA, ELON MUSK VE BİTCOİN

    SERVETİ NEDEN VE NASIL VERGİLENDİRMELİYİZ KAMU FİNANSMANINDA YENİ PERSPEKTİF İHTİYACI VE SERVET VERGİSİ/14.02.2021

    HALK VERGİ YÜKÜ ALTINDA EZİLİYOR, VERGİ REKORTMENLERİ İSİMLERİNİ GİZLİYOR!- SERVET VERGİSİ NEDEN VE NASIL ALINMALI ? (8)/07.02.2021

    SERVETİ NASIL VE NEDEN VERGİLENDİRMELİYİZ ?(7. Bölüm) – SERVET VERGİSİ EKONOMİYE ZARAR VERİR Mİ ?/03.02.2021

    SERVETİ NEDEN VE NASIL VERGİLENDİRMELİYİZ ?(6. Bölüm) – ZENGİNLERİ VERGİLENDİRMEK İÇİN SOMUT NEDENLER ?/03.02.2021

    SERVET VERGİSİ NEDEN VE NASIL ALINMALI ? (5. Bölüm) – SERVET VERGİSİNİN FELSEFİ VE POLİTİK ARKA PLANI/03.02.2021

    SERVETİ NEDEN VE NASIL VERGİLENDİRMELİYİZ? (4. BÖLÜM) – MADALYONUN İKİ YÜZÜ: ZENGİNLİK VE YOKSULLUK/17.01.2021

    SERVETİ NASIL VE NEDEN VERGİLENDİRMELİYİZ ? (3.BÖLÜM) – EŞİTSİZLİKLER ARTIYOR VE MÜDAHALE GEREKİYOR/03.02.2021

    SERVETİ NEDEN VE NASIL VERGİLENDİRMELİYİZ? (2.BÖLÜM): COVİD 19 VE KAMU GELİRİ İHTİYACI/01.02.2021

    SERVETİ NASIL VE NEDEN VERGİLENDİRMELİYİZ ? BİRİNCİ BÖLÜM/03.01.2021

Diğer Yazılar

31 MART YEREL SEÇİMLERİ ÜZERİNE NOTLAR…

Mahir Konuk / 08.04.2024 Olaya yaklaşım sorunları… Ezbere ve boşuna konuşmuyoruz; iman edenlere boşluğa konuşmadığımız …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir