YOUTUBE YAYINI: HESAP EDEMEDİKLERİ BİR DİRENİŞLE KARŞILAŞTILAR.

Yazarımız Salih Zeki Tombak’ın Mezopotamya Haber Ajansı’ndan Rukiye Adıgüzel’e verdiği mülakat.

İSTANBUL – Zap, Avaşin ve Metina’da bir zafer hikayesi yazamayan Türkiye’nin bu kez Rojava’yı hedef aldığını belirten DİB Koordinasyon Kurulu üyesi Zeki Tombak, “Bütün demokratik güçlere, ‘bu savaş politikalarına karşı çıkmak sizin üyelerinize karşı sorumluluğunuzdur’ demeliyiz” dedi. 

 

AKP-MHP iktidarının, her fırsatta gündeme getirdiği Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırı, İstanbul’un İstiklal Caddesi’nde gerçekleşen ve 6 kişinin yaşamını yitirdiği, 81 kişinin de yaralandığı saldırı bahane edilerek, 20 Kasım’da başlatıldı. Bölgeye yönelik gerçekleştirilen hava saldırılarında yerleşim alanları hedef alınırken, onlarca kişi yaşamını yitirdi. Özellikle bölgede Özerk Yönetim öncülüğünde inşa edilen altyapı, hastane ve okullar hedef olurken, karadan saldırıyı da gündemine alan Türkiye’nin 15’inci gününe giren saldırılarının bilançosu her geçen gün ağırlaşıyor. 

 

Bölgedeki uluslararası güçlerin saldırılar karşısındaki sessizliği ise başta bölge halkı olmak üzere birçok kesimin tepkisine oldu. Demokrasi İçin Birlik (DİB) Koordinasyon Kurulu üyesi Zeki Tombak, Türkiye’nin devam eden saldırıları ve uluslararası kamuoyunun tutumuna dair değerlendirmelerde bulundu. 

 

‘SALDIRILAR ZALİMCE’

 

Kürtlerin bulunduğu dört parçada (Türkiye, Suriye, İran, Irak) devletlerin yıllardan beri Kürt halkını statüsüz bırakmak için amansız, ortak bir politika geliştirdiğine dikkat çeken Tombak, “Ortadoğu devletlerinin hepsi bölgenin en kalabalık halkı olan Kürt halkına karşı zalimce yaklaşıyor” dedi.  

 

DİRENİŞİ HESAP EDEMEDİLER’

 

Günden güne güç kaybeden AKP-MHP iktidarının, her seçim döneminde olduğu gibi önümüzdeki seçimi de savaşla kazanmaya çalıştığını belirten Tombak, Kuzey ve Doğu Suriye ile KDP ortaklığı ile Federe Kurdistan Bölgesi’nin Zap, Metina ve Avaşi bölgelerine yönelik 17 Nisan’da başlatılan saldırıların bundan kaynaklandığını söyledi. Buna ilişkin ise Tombak, şunları söyledi: “Zap, Avaşin ve Metina bölgelerinde yürüttükleri savaş, onlara seçimi kazandıracak, bir askeri zafer estirecek bir başarı bugüne kadar sağlamadı. Bölgede 100’e yakın askeri üst, karakollar kuruldu ama bu savaşın sürdüğü bölgede ele geçirilmiş bir coğrafya olmadı. Türkiye’nin en seçkin birlikleri savaşıyor ve gelinen süreçte bir zafer hikayesi henüz duymadık. Meğer hesap edemedikleri güçlü bir direniş varmış ve bu bir başarı hikayesi yazmanın önünde engel oldu. Bunu öğrenmiş olduk.” 

 

BU DEVLETİN GELENEĞİ’

 

İstiklal’de gerçekleşen bombalı saldırı için devlete işaret eden Tombak, “Cihatçı örgütlerle Türkiye, derin devletin ilişkileri apaçık ortada zaten. Bunları MİT örgütledi. Bazılarını MİT kurdu. Şu anda onları orduya çeviren yine MİT’tir. Zaten burada, aylardır hazırlığı yaptırılmış olan bir eylem gerçekleşti. Kuzey ve Doğu Suriye için ‘bir gece ansızın gelebiliriz’ diyorlardı. Bahaneye ihtiyaçları yoktu yani. Bahane ettiler ama bu bahanenin bu saldırıyla bir alakası yok. Bu saldırı kendi işleridir. Kendi halkına karşı bu tür katliamlar düzenlenmesine izin veren ya da bizzat yapan bir devlet geleneğimiz var bizim. Bizim devlet bunları yapar. İlk defa böyle bir olayla da karşılaşmış değiliz. Benim gördüğüm PYD/YPG Türkiye’ye dönük her hangi bir saldırıda bulunmadı. Türkiye, sınırın öte tarafına 4 adam gönderip 8 füze attırarak, her türlü savaşı, saldırıyı başlatabilecek bir mazeret bulabilir” diye belirtti. 

 

YAŞAM ALANLARI HEDEFTE’

 

Kuzey ve Doğu Suriye’ye yoğun top ve havan atışlarının yapıldığını söyleyen Tombak, her koşulda Türkiye’nin Suriye’ye girmesi için izin alması gerektiğini dile getirdi. Bölgedeki hava sahasının Rusya’nın kontrolünde olduğunu anımsatan Tombak, “Rusya, Erdoğan’ın hatırı için açtı hava sahasını ve ciddi bir bombardıman gerçekleştirdi. Peki ne vuruldu? Askeri hedeflerden çok enerji alt yapısı, petrol kuyuları yine HPG ve YPG’nin ekonomik kaynaklarını kurutmak üzere saldırılar yapıldı. Bölge halkının günlük yaşamını zorlaştıran hedefler yapıldı. Dolayısıyla bir savaş hali devam ediyor. Bekledikleri şey bir kara harekatıdır” ifadelerini kullandı.  

 

ÇANTADA KEKLİK DEĞİL’

 

Türkiye’nin mevcut askeri güç ve mühimmatına dikkat çeken Tombak, fakat bu durumun TSK’yi Zap’ta garantilemediğini belirterek, “Kuzey ve Doğu Suriye’de de bir şeyi garantilemeyebilir. Onu da bilemeyiz. PYD-YPG’nin kolay bir lokma olmadığı konusunda her halde onları uyaranlar oluyordur. Yani Kuzey’e girdikleri taktirde bunun çanta da keklik olduğunu söyleyen olursa yalan söylemiş olur. Tıpkı Zap’ta olmadığı gibi” dedi. 

 

MUHALEFETE ELEŞTİRİLER 

 

AKP-MHP iktidarının savaş politikalarıyla muhalefeti dizayn ettiğini ifade eden Tombak, Halkların Demokratik Partisi (HDP) dışındaki sol muhalefette de saldırılara karşı derin bir sessizlik olduğunu söyledi. Tombak, muhalif kesimlere yönelik şu eleştirilerde bulundu: “Herkes seçime çok endeksli. Herkes seçime kadar her duruma seçim perspektifiyle bakıyor. Savaş AKP’nin bir seçim politikası olabilir ama biz savaşı seyredemeyiz. Şöyle bir durum daha var; uzunca bir süredir sol sahada çalışmıyor. Sahada çalışmayan sol daralır, kendisine de başkasına da faydası olmaz. Bir de Emek ve Özgürlük İttifakı’nın içinde yer almayan ama işte mesele Kürt meselesi olunca biraz uzak durmayı tercih eden partiler var. Netice de onlarda bizim arkadaşlarımız. Devrimci yol gibi büyük meziyetleri olan bir damar savaş karşısında sessiz kalamaz. Bu konuda arkadaşlarımıza ‘niye böyle yapıyorsunuz’ demeye hakkımız var. ‘DİSK’in sesi neden çıkmıyor?’ demeye hakkımız var. Bütün ilerici, demokratik güçlere, ‘bu savaş politikalarına karşı çıkmak sizin üyelerinize karşı sorumluluğunuzdur’ demek bizim boynumuzun borcudur.”

 

SAVAŞSIZ BİR HAYAT 

 

Savaşsız bir hayatın kapı kapı anlatılması gerektiğini vurgulayan Tombak, “Bu konuda sol şöyle zannetti; biz Kürt özgürlük mücadelesinin yanında durursak daralırız. Aksine Kürt özgürlük mücadelesinden uzak durduğun zaman sen zaten çoktan yapmış olman gereken asli bir mücadeleden vazgeçmiş oluyorsun. Dolayısıyla hiç kimse Kürt özgürlük mücadelesinden uzaklaşarak kitleselleşmedi. Mücadele neredeyse, o mücadelenin bir parçası, ortağı olmak, büyütmek hepimizi büyütür. Uzağında durmak hepimizi daraltır. Şu anda o daralmayı yaşıyoruz” dedi.

 

MA / Rukiye Adıgüzel

Diğer Yazılar

KAÇ PARA KAÇ: ÇÜNKÜ SERBEST BİR PAZAR HER ŞEYİ BOZAR.

Yönetmen: Reha Erdem Oyuncular: Taner Birsel, Bennu Yıldırımlar, Zuhal Gencer, Engin Alkan, Sermet Yeşil, Ali …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir