YAFTALI TABUT: GÖLGEDE KALAN BİR KADIN KOMÜNİSTİN TEATRAL BİYOGRAFİSİ.

Ümit ÖZDEMİR / 29.10.2022

@masumlevrek

Fatma Nudiye Yalçı, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı. Gölgede kalmasının sessizlik suikastine maruz kalmasının nedeni komünist olması. Bilgesu Erenus’un yazıp, Yelda Baskın’ın sahneye koyduğu oyun, unutulmuş bir yazarın hatıratını, kişisel yolculuğunu politik angajmanlarını ve kavgalarını gözler önüne seriyor.

Oyunda Yalçı’nın dünya savaşı yıllarında devam ettiği Fransız okulunda aldığı iyi eğitime ve sınıf atlayabilme seçeneğini, kendisinden sonra gelen bütün kuşaklarda olduğu gibi elinin tersiyle itip, başka ve özgür bir dünya kurulabileceğine samimiyetle inanmış bir aydına doğru evrilmesi, oyunun dramatik anlatı yapısını oluşturuyor. Yelda Baskın’ın dramaturjisinde özgürlük duygusu elden ele dolaşan ve yakaya iliştirilen karanfil ile sembolize ediliyor. Basit ve yerinde bir dekor kostüm kullanımı görülen oyunda, oyunu bütünleyen geçişler bu yüzden kolaylıkla yapılabiliyor.

Oyunun teatral politik bir biyografi olması kadın kahramanı bütünleyen yan faktörlerin, olayları ve kişilerin dinamik akışta yerlerini bulması ve hepsinden önemlisi bunları kuşatan doğru ve yerinde müzik, marş ve şiir kullanımıyla tiyatroseverlerin olumlu izlenimlerle ayrıldığı Yaftalı Tabut iyi bir oyun. Oyunun teknik dramatik özelliklerinin yanı sıra hemen bütün oyucularının rolleriyle bütünleşmeleri Yaftalı Tabut’un bir başka olumlu yanı.

Fatma Nudiye Yalçı’nın dünya savaşının karanlık yıllarında başlayan ilk aydınlanma çabaları onun öğretmeninin tanımıyla “komünizan bir kişi” olarak yaftalanmasına neden oluyor. Tanımların her yerde önemli olduğu, sevginin ve onu bütünleyen emeğin eninde sonunda kişiyi bir tanıma yükseltmesinin haberini veren bu oyun sekansı, oyunun ana ekseninin ne olacağının haberini veriyor. Nudiye Yalçı’nın ilk evliliğini yaptığı Nizamettin Nazif, onun bu yürüyüşüne katkı sunarken verimli bir yoldaşlığın neye benzediği hakkında bir fikir edinmemize neden oluyor.

Yazdığı oyun metinlerinin pek çoğuna -Beyoğlu 1931 beş adet oyun metninin yer aldığı bir kitap- bugün bile ulaşılamayan bir aydın olarak Yalçı, entelektüel verimini Marksist eserlerin (Engels’in Marksizmin Prensipleri, Ailenin Dinin ve Özel Mülkiyetin Kökeni adlı eserinin bir tür özeti durumundaki Sosyete ve Teknik) dilimize kazandırılmasından çocuk edebiyatına (Emekçi Yavrusunun Hikayeleri, Gölgenin Çocuğu, Güneşin Çocuğu ve hiç yayınlanmayan Marabanın Çocuğu), okullar için alfabe kitapları (Çabuk Öğreten Elifba-Türk Yurdu Yayınları ve Millet Mektepleri İçin Milli Alfabe) yazmaya kadar giden geniş bir spektruma büyütmeyi başarıyor. Politik bir oyun olarak Bilgesu Erenus’un anlatısı, sevginin en yoğun biçimlerinden biri olan eleştirel sevgiyi yoğun ve korkmadan ortaya koyan kadın karakterin dilinden Fatma Nudiye Yalçı’nın repliklerinden izler kitleye geçiyor.

İnişli çıkışlı bir politik-edebi yaşamın sahibi Fatma Nudiye’nin attığı bütün adımlarda çatışmak zorunda kaldığı, ama tam da bu nedenle kendi kişiliğini olgunlaştırdığı geçişler dramatik akışın ve oyunun hümanist bildirisinin kökenini oluşturuyor. Sınıf kavgasına kalemiyle katılan, 30’lu yılların seperat kararıyla partiyi arayan, bulamayan bütün bu durumları eleştirmekten asla geri durmayan bir aydın aklı olanca gücüyle ve göz kamaştırıcı etkisiyle seyirciyle oyun arasında iletişim köprülerini kurmayı başarıyor. Yalçı’nın politik tavrı “ameleden kişilerin egemenliğini” yani aslında sosyalizmi savunurken, aldığı hapis cezaları “imtiyazsız sınıfsız kaynaşmış bir kitlenin” yani aslında sınıfları inkar eden açık korporatist bir yalan olduğunu toplumun çıkarları birbiriyle uzlaşmaz çelişki içinde olan sınıflardan oluştuğu gerçeğini dile getirmesiyle bütünleşiyor.

Kemalistlerin 1934’te Kadro’yu kapatıp, 1938’de uydurduğu ve ilk muhataplarının ilerici solcu aydınlar ve komünistler olduğu Donanma Davası, aynı zamanda günümüz kumpas, Ergenekon vb davaların kökeninin nerelere uzandığını anlamamızı sağlıyor. Oyunun dramatik akışında bir kopuş noktası olan bu uydurma dava ile solcular / ilericiler ordudan tasfiye edilirken yeni bir hapishane süreci başlıyor. Hapishane sürgünlerin içinde Fatma Nudiye Yalçı’nın hayattan vazgeçmeyen çabası, mahpus damını mahpusların Fransızca öğrenmelerini sağlayan Yalçı’nın öğretmen rolüyle; mahpus damını eğitim yuvasına çevirmesiyle aydın sorumluluğunun neye benzediği hakkında bir fikir edinmemizi sağlıyor.

Fatma Nudiye’nin eleştirel sevgisinden ikinci eşi Doktor Hikmet Kıvılcımlı da nasibini alıyor. Yol arkadaşı ve sırdaşı Doktor Hikmet’in kurduğu Vatan Partisi’nde mücadelesine devam eden Yalçı, 1960 darbesinden sonra MBK’ya akıl hocalığı yapan Hikmet Kıvılcımlı’yı bu politik angajmanından dolayı açıkça eleştirir. Eleştiri bizim gibi ondan korkan toplumlarda her zaman rehber kabul edilmeyebilir, Yalçı bu eleştirisinin “ödülünü” partisinden dışlanarak alır. Unutulan ve üzerindeki sessizlik suikastinin bir benzeri bugün yayınlanan kitaplarıyla gün yüzüne çıkan Suat Derviş gibi Fatma Nudiye Yalçı da içinden geçtiği politik koşulların biçimlendirdiği bir komünist kadın yazar olarak tarihe geçiyor.

Bütün oyuncuları kadınlardan oluşan Yaftalı Tabut’un hümanist bildirisi, günümüze kadar uzanan tarihin politik biçimlenmesinde aydınların eleştirel zekasının ne kadar önemli olduğunu kavramamızı sağlarken, oyunun ana esprisini oluşturan eleştirel sevginin neye benzediği konusunda bir fikir edinmemize neden oluyor. İnsanı insana insanca anlatma sanatı olan tiyatronun politik bir içerikle bütünleştiği bu müstesna oyun, bu nedenle üzerinden yıllar geçse de unutulmayacak oyunlardan biri olarak hafızalardaki yerini alıyor.

Fatma Nudiye Yalçı üzerine doktora tezi hazırlayan Canan Özcan’ın makalesini dipnotlarda meraklı okuyucu için sunayım.

Yazar Bilgesu Erenus’un biyografisi

Yaftalı Tabut Oyun Programı

İnkılâba Bütün Bir Ömrünü Veren Kadın: Fatma Nudiye Yalçı – Canan Özcan

KRT TV’de yayınlanan “Şehir Işıkları” Programında dramaturg ve oyuncularla Hilal Solmaz’ın söyleşisi.

 

Yazarımızın daha önce yayımladığımız yazıları

TÜRKİYE’DE BASINA SANSÜRÜN TARİHİ: BİZİM HİÇ BİTMEYEN HİKAYEMİZ /15.10.2022

AHMET DAVUTOĞLU: BİR KİFAYETSİZ MUHTERİSİN PORTRESİ/08.10.2022

SUAT DERVİŞ’İ NASIL BİLİRDİNİZ ? BEN YAZAR SUAT DERVİŞ’İM SERGİSİ ÜZERİNE./13.09.2022

BÜTÜN MÜMKÜNLERİN KIYISINDA: TÜRKİYE İRADESİNİ ARARKEN./08.09.2022

FERHAN ŞENSOY DEĞİRMENLERE KARŞI BİR “SON” KİŞOT/31.08.2022

NEO-OSMANLICILIĞIN AĞIR YENİLGİSİ: BİR FANTEZİNİN AĞIR BEDELİ ÜZERİNE ANALİZ DENEMESİ/15.08.2022

HAFIZA-İ BEŞER: FATSA VE BURJUVAZİNİN YOK EDİCİ MELEĞİ* 1/01.08.2022

TÜRKİYE’NİN KIRMIZI PAZARTESİSİ 15 TEMMUZ DARBESİ, SONUÇLAR, OLASILIKLAR VE OTORİTERİZMDEN ÇIKIŞ ÜZERİNE BAZI FİKİRLER./23.07.2022

25. SANAT YILINDA MOR VE ÖTESİ: ALTERNATİF ROCK’UN YÜZAKI GRUBU

12 MART: UYANIŞLARIN BÜYÜK ETKİSİ, UYANIŞ, DİRENİŞ VE DARBE./02.04.2022

Kitap Tanıtım: 1902 Doğumlular / 07.03.2022

Kitap Tanıtım: Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok!/28.02.2022

Yeni başlayanlar için Kürt Meselesi: Büyük Adam Küçük Aşk /01.10.2021

Sinemada 12 Eylül: Tank Paletiyle Gelen Neoliberalizmin Beyazperdeye Yansıması / 12.09.2021

Kentin Hüzünlü Şairi: Turgut Berkes / 10.07.2021

Menekşe’den Önce Bir Kıyımın İzinde Kardeşinin İzini Aramak / 02.07.2021

Körlük: Hakikat Neye Yarar Göz Yalansa ? / 18.06.2021

Tozkoparan’da Kentsel Dönüşüm / Rantsal Bölüşüm ve Direniş / 25.06.2021

*Propontis’in ölümü: Elveda Güzel Marmara / 31.05.2021

Bir Avuç Cesur İnsan: Derelerin özgür akması için verilen mücadelenin öyküsü /08.05.2021

Kitap Kritiği : Alnında Mavi Kuşlar / Aysel Özakın / 01.05.2021

Cinsiyet, savaş, milliyetçilik ve zehir: Yaşamak için çalışmak ve çalışırken ölmek: Bir Peri Masalı Radyum Kızları / 27.03.2021

16 Mart Katliamı: Darbeye ayarlı bir faşist saldırı / 16.03.2021

Kitap Kritiği Zaniyeler / Selahattin Enis / 24.02.2021

Necmettin Erbakan : Soğuk Savaş islamcılığından 28 Şubat bir islamcının yükselişi ve düşüşü. / 28.02.2021

Çin Sendromu: Neoliberal çağın ilk büyük çevre sorunu / 15.02.2021

Pasteur: “Uzun Yüzyılın” Dahisi / 14.02.2021

Futbol ve Sinema: Son anda harekete geçen vicdan duygusu: Kaledeki Yalnızlık. / 01.02.2021

Atları da Vururlar: Çılgın yarışa eşlik eden bir çöküşün tasviri / 31.01.2021

Mississippi Yanıyor, Soğuk Savaş’ın ortasında ırkçılığın can yakan atmosferi… / 31.01.2021

Müzik Kutusu: Geçmişin gölgeleri içinden yürüyen insanlık suçuna bakış. / 31.01.2021

Toz Bezi: Başkalarının kirinden güvencesizliğe bir bakış. / 31.01.2021

Babamın Kanatları ya da türkü söylenmeden inşa edilen yapıdan güvencesizlerin öyküsü / 31.01.2021

Hotel Ruanda ya da Irkçılığın Afrika’daki zehirli etkisi / 31.01.2021

Hypatia: Bilimin çağlar ötesinden parıldayan çılgın elması / 31.01.2021

Takva ya da bir örümcek ağının anatomisi / 31.01.2021

Gecelerin Ötesi ya da her mahallede bir milyoner yaratmanın hazin öyküsü. / 31.01.2021

Cenneti Beklerken ya da sanatçının hayatta kalmak derdindeki bir portresi. / 31.01.2021

Press ya da Özgür Gündem’in yaşadıkları: Kan var bütün kelimelerin altında ! / 31.01.2021

Futbol ve Sinema: Cehennemde İki Devre Faşizmle ölümüne bir maçın kahramanları.. / 31.01.2021

Özel Bir Gün : Faşizmin Gölgesinde İki İnsanın Öyküsü / 31.01.2021

Ahh Güzel İstanbul : Şöhret arzusunun peşinden modern zamanlara İstanbul’dan bir bakış. / 30.01.2021

Kitap Tanıtım: 1902 Doğumlular / 07.03.2022

Kitap Tanıtım: Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok!/28.02.2022

Yeni başlayanlar için Kürt Meselesi: Büyük Adam Küçük Aşk /01.10.2021

Kentin Hüzünlü Şairi: Turgut Berkes / 10.07.2021

Menekşe’den Önce Bir Kıyımın İzinde Kardeşinin İzini Aramak / 02.07.2021

Körlük: Hakikat Neye Yarar Göz Yalansa ? / 18.06.2021

Tozkoparan’da Kentsel Dönüşüm / Rantsal Bölüşüm ve Direniş / 25.06.2021

*Propontis’in ölümü: Elveda Güzel Marmara / 31.05.2021

Bir Avuç Cesur İnsan: Derelerin özgür akması için verilen mücadelenin öyküsü /08.05.2021

Kitap Kritiği : Alnında Mavi Kuşlar / Aysel Özakın / 01.05.2021

Cinsiyet, savaş, milliyetçilik ve zehir: Yaşamak için çalışmak ve çalışırken ölmek: Bir Peri Masalı Radyum Kızları / 27.03.2021

16 Mart Katliamı: Darbeye ayarlı bir faşist saldırı / 16.03.2021

Kitap Kritiği Zaniyeler / Selahattin Enis / 24.02.2021

Necmettin Erbakan : Soğuk Savaş islamcılığından 28 Şubat bir islamcının yükselişi ve düşüşü. / 28.02.2021

Çin Sendromu: Neoliberal çağın ilk büyük çevre sorunu / 15.02.2021

Pasteur: “Uzun Yüzyılın” Dahisi / 14.02.2021

Futbol ve Sinema: Son anda harekete geçen vicdan duygusu: Kaledeki Yalnızlık. / 01.02.2021

Atları da Vururlar: Çılgın yarışa eşlik eden bir çöküşün tasviri / 31.01.2021

Mississippi Yanıyor, Soğuk Savaş’ın ortasında ırkçılığın can yakan atmosferi… / 31.01.2021

Müzik Kutusu: Geçmişin gölgeleri içinden yürüyen insanlık suçuna bakış. / 31.01.2021

Toz Bezi: Başkalarının kirinden güvencesizliğe bir bakış. / 31.01.2021

Babamın Kanatları ya da türkü söylenmeden inşa edilen yapıdan güvencesizlerin öyküsü / 31.01.2021

Hotel Ruanda ya da Irkçılığın Afrika’daki zehirli etkisi / 31.01.2021

Hypatia: Bilimin çağlar ötesinden parıldayan çılgın elması / 31.01.2021

Takva ya da bir örümcek ağının anatomisi / 31.01.2021

Gecelerin Ötesi ya da her mahallede bir milyoner yaratmanın hazin öyküsü. / 31.01.2021

Cenneti Beklerken ya da sanatçının hayatta kalmak derdindeki bir portresi. / 31.01.2021

Press ya da Özgür Gündem’in yaşadıkları: Kan var bütün kelimelerin altında ! / 31.01.2021

Futbol ve Sinema: Cehennemde İki Devre Faşizmle ölümüne bir maçın kahramanları.. / 31.01.2021

Özel Bir Gün : Faşizmin Gölgesinde İki İnsanın Öyküsü / 31.01.2021

Ahh Güzel İstanbul : Şöhret arzusunun peşinden modern zamanlara İstanbul’dan bir bakış. / 30.01.2021

 

(Hasan Tahsin)

(Ahmet Samim)

Diğer Yazılar

KAÇ PARA KAÇ: ÇÜNKÜ SERBEST BİR PAZAR HER ŞEYİ BOZAR.

Yönetmen: Reha Erdem Oyuncular: Taner Birsel, Bennu Yıldırımlar, Zuhal Gencer, Engin Alkan, Sermet Yeşil, Ali …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir