19 MAYIS VE SOSYALİSTLER

Mert Yıldırım / 21.05.2022

Son zamanlarda garip tutumlarla karşılaşıyoruz. Kimbilir belki bu tutumlar eskiden de vardı, ancak bizim dikkatimizi çekmemiştir. Bilmiyorum, belkide bütün bu gariplikler son yılların gerici atmosferin sonucudur. Yani ehveni-şer deniliyor olabilir.

Evet, 19 Mayıstan söz ediyoruz. Kendisine sol-sosyalist diyenlerin bir kısmı 19 Mayısa güzellemeler yapması, yine buna benzer resmi günlerin anılması hayra alamet görünmüyor.

Peki resmi tarihe göre gençlik ve spor bayramı olan 19 Mayıs hikayesi gayri resmi tarihe göre nasıldır?

Bilindiği üzere, Osmanlı imparatorluğu kendi döneminde sömürgeci ve hegenomik bir güç idi. Bu gücünü korumak ve yeni toprak alanları elde etmek için Almanya’nın başını çektiği emperyalist bloğun yanında paylaşım savaşına girdi. Osmanlı imparatorluğunun içinde bulunduğu blok savaşı kaybetti. İngiltere, Fransa, İtalya ve Rusya savaşı kazanan taraf oldu. Osmanlı topraklarını paylaşmaya başladılar. Rusya doğudan, İngiltere Batı dan, Fransa ve İtalya Güneyden işgale giriştiler. Ancak yorgundular ve uzun süre ayakta duracak halleri kalmamıştı. Anadolu işgalini Yunan güçleri üzerinden yapmak istiyorlardı. En büyük darbeyi de Bolşevikler öncülüğünde gerçekleşen Rus sosyalist devriminden aldılar.

Rus Sosyalist devrimi emperyalislerin bütün planlarını bozmuştu. Zaferleri kursaklarında kalmıştı.

Rusya, önce Çarlık iktidarı döneminde işgal edilen topraklardan geri çekildi. Akabinde objektif olarak anti emperyalist olan güçleri desteklemeye başladı.Türkiye bunların başında geliyordu. Önce Çarlık tarafından işgal edilen Serhat bölgesinden bulunan güçlerini geri çekti. Böylece doğu cephesi Kürt aşiretlerinin desteği ile birlikte “Cumhuriyetçi” güçler açısında güvenli hale gelmişti.

Rusya, İngiltere’nin başını çektiği emperyalist bloğun sosyalist devrime yönelik kuşatmasını kırmak için Kemalizm öncülüğündeki Türkiye’ye aktif destek vermeye başladı. Ama resmi tarih bundan pek söz etmez. Tıpkı 19 Mayısın öteki yüzünden söz etmemesi gibi.

Savaşı kaybeden ve devlet otoritesini yitirmeye başlayan Vahdettin Paşa, M.Kemal’ı bir Osmanlı subayı olarak Karadeniz’e gönderir. Kendisine vaziyeti kurtarma görevi verilir. M. Kemal, Samsun’a gittiğinde ilk görüştüğü kişi Ermeni kıyımında rol almış ve savaş suçlusu olan Topal Osman ile görüşür. Topal Osman’dan bölgenin vaziyetine ilişkin bilgi alır. Topal Osman, Pontus Rumlarının kökünün kazınmaya yakın olduğunu söyler. Nitekim 1915 yılında başlayan etnik temizlik 1919 Mayıs ayına geldiğinde önemli ölçüde tamamlanmış olur. Yüz binlerce Rum fiziki olarak kıyımdan geçirilir.
İşte 19 Mayısın bir başka hikayesi de böyledir.

Sahiden biz, yani sosyalistler nerede durmalıyız? Bir yandan Kaypakkaya’nın profilini kullanıp bir yandan da 19 Mayısa güzellemeler yapmayı taktik olarak mı, yoksa ideolojisizlik olarak mı yorumlayacağız? Ya o yıllarda, 1915 yılında başlayan 1923 yılına geldiğinde yüz binlerce Pontus Rum halkının fiziki kıyımına ne diyeceğiz? Kurtuluş Savaşı mı diyeceğiz?


Ortalama bir vatandaş 19 Mayısa yaklaşımı resmi ideolojinin çizdiği çerçeve de olabilir. Bunu bir yere kadar anlamak mümkündür. Ama 19 Mayıs, 29 Ekim, 30 Ağustos vb.günleri anan Sol-sosyalistleri anlamak mümkün değildir. “Denize düşen yılana sarılır” özdeyişi sosyalistlerin pozisyonuna denk düşmüyor.

Diğer Yazılar

TÜİK ENFLASYONU: “BATI CEPHESİNDE YENİ BİR ŞEY YOK!”

Mustafa Durmuş / 6 Ağustos 2022   TÜİK Temmuz ayı enflasyon rakamlarını açıkladığında aklımıza, Erich …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir