KİTAP TANITIM: OLUŞ SORUNU: NE YAPMALI / EL YAYINLARI / MAHİR KONUK

“Elinizdeki kitapla, El Yayınları’ndan peş peşe çıkan üç kitaplık(1) seri
tamamlanmış oldu. Türkçe dilinde yayınlanan bu kitaplar, Fransız dilinde
akademik bir çerçevede gerçekleştirilen bir alan araştırmasının sonucunda
kullanılan ve yeniden formüle edilen kavramları, geri dönüşümlü olarak,
toplumsal ve siyasal pratiğin “açmaz” gibi görülen sorunlarını çözümleme-
de kullanılmasını kolaylaştıracak hale getirme çabasının ürünüdür.
Saydığımız çalışmaların sorumlu kişisi olarak, çok uzun yılların biriki-
minin sağlanması sürecinde ve aktarmaya dayalı olan sonrasında iki şeyden
asla vazgeçmemeye çalıştık:


1) Prensip olarak daima “yüzeysel” imiş gibi görünen doğrudan top-
lumsal ve onun bir bileşeni olan bireysel pratikten hareket etsek de; asla
bu doğrudan pratikteki bizi kavramlara -yani paylaşılabilir-kullanılabilir
bilgiye- götüren bilimsel derinliği algılarımızdan ve anlağımızdan uzaklaş-
tırmamaya çalıştık. Çalışmalarımızın başlangıçta “akademik” bir çerçevede
yürütülmeye yönelmesi bundandır.


2) Alışkın olduğumuz “akademik” sığlığın “nötrlük”, “tarafsızlık”, “po-
litika dışılık” çağrılarına rağmen her dönem ve aşamada taraflı olmaya ça-
baladık ve bunu bize tanılan marjı zorlayarak da olsa “bilimsel” faaliyetin
doğrudan bir parçası olarak gördük.


Bizim bilimsel nitelikli bir çalışmada “taraflı” olmaktan anladığımız
sadece olgulardan hareket etmek üzere “olgulardan yana” olmak değildir.
Bilim insanlarının arasında asgari bir konsensüs sağlama amacı gütse de,
bilimsel taraflılığı bu tür taraflılığa indirgemek gerçekte eninde sonunda
siyasi bir taraflılık ve iradeyle belirlenen (hatta çoğu kez tanımlanan) olgu-
ların düzeninden yerleşik düzenin bir parçası ve/veya “hizmetkârı” olmayla
sonuçlanmaktadır. Bizim “taraflı” olmaktan anladığımız, olayların doğru-
dan içine girerek ve hatta gözlemci ve bilim insanı olarak onların bir parçası
olarak hareket etmektir. Akademik çevrelerde hakim olan anlayışın aksine,
“bilimsel nesnelliğe” mümkün olabileceği kadar fazla yaklaşmanın en güve-
nilir yolu bu tür bir “taraflı” davranıştır.


Diğer yandan, bir insan bilimci veya bilimle uğraşan birisi olarak siyasi
ve ideolojik bir taraflılıktır. Eğer her bilim insanı faaliyetinin sonunda “sorun
çözme” kaçınılmaz olarak gündeme getirilmek zorunluluğunda bulunuyorsa,
1) – Denge ve Devrim-Bireyselliğin İnfilakı, Mahir Konuk, 1. baskı: 2018, El Yay.
– Çıkış Hattı-Nasıl Yapmalı?, Mahir Konuk, 1. baskı: 2020, El Yay.


aynı zaman da o, “sorun çözmeyi” sadece ve sadece “sorun tespiti” ile sınırlan-
dıramayacaktır. Özellikle de, nesnel olarak “toplumsal sınıflara” ayrılmış veya
toplumsal sınıfları içeren insani bir mekanda, hiçbir aktivite yoktur ki “siyasi
taraflılığı” da sorun çözmenin organik bir parçası haline getirmesin.

(Yazarımız Mahir Konuk’un daha önce yayınlanan diğer iki çalışması Denge ve Devrim: Bireyselliğin İnfilakı ile Çıkış Hattı: Nasıl Yapmalı-editör)


Birinci kitap (Denge ve Devrim) daha çok “kavram” ağırlıklı olup, mik-
ro ölçekte daha önce edinilen kavramların, günümüz toplumsal pratiğinin
dayattığı sorular ışığında yeniden tanımlanması çabasının ürünüydü. Böy-
lece, bireysel içselliklerde gözlemlediğimiz “yaşam çizgisinin infilakı” gibi
birçok gözlemin kavşak noktası olan bir olgunun, yani “bireyselliğin infila-
kı” olgusunun, toplumsal dışsallıklarda içinde yaşadığımız tarihsel dönem-
le ilgili bir biçimde kendisini fizik ve insani evrenin organik parçası olan
bir “kara delik” olarak nasıl ifade ettiğini etraflıca izah etme imkânı bulduk.


İkinci kitapta (Çıkış Hattı) somut olaylardan, Türkiye ve Fransa’da si-
yasal iktidarların ve toplumsal muhalefetlerin nasıl yapılandığını ve bireysel
ve toplumsal hayatları nasıl yönlendirdiğini “Birinci kitap” kazanımlarına
dayanarak kavramaya ve izah etmeye çalıştık. Böylece, insanlığın sonuna
işaret eden “kara delik” olayının hayatın yeniden üretilme sürecinde nasıl
giderilebileceğini toplumsal pratikten çıkarak ortaya çıkarmaya çalıştık.


Elinizdeki üçüncü kitapta (Oluş Sorunu), ilk ikisinin izinden giderek,
bir taraftan “Oluş” kavramı üzerinden yaptığımız soyutlamaları daha da
genelleştirilebilir-uygulanabilir hale getirmeye çalışırken, diğer taraftan da
toplumsal uygulama biçimlerini daha da belirgin hale getirmeye çabaladık.
Bu amaçla insan varlığının yok edilmesini çağrıştıran mevcut durumdan
çıkış için “kara deliğin” nasıl kapatılabileceğini açıklamaya koyulduk. Böy-
lece, her türlü varlığı olduğu gibi evrendeki insan varlığını da biçimlendiren
eski zaman-mekan yapılanmasının kaçınılmaz olarak çözülmesinden; yine
kaçınılmaz olarak, biçimlenmekte olan yeni yapılanmaların nasıl gelişmek-
te olduğuna işaret etme imkânı bulduk.


Umarız emeğin ve insanın kurtuluşu mücadelesinde bu uğraşılarımız
umduğumuz faydayı sağlayacak nitelikte ve etkinlikte olmuş ve olacaktır.
Son olarak, gerçekleştirmeye çalıştığımız bu ürünleri sizlere aktar-
makta kaçınılmaz bir halka olan El Yayınları’na ve onun (ve bizim) sevgili
editörü Veli Aydın’a çabalarından ve bize karşı gösterdiği güveninden do-
layı şükranlarımızı sunmayı borç biliyoruz. Eğer, “Şimdilik, bir elin parmak
sayısı kadar potansiyel okuyucusu dahi olsa, yazar, yeni bir şeyler sunmaya
çabalıyorsa, her kitap taslağı yayımlanmaya değer!” diyebilecek kadar cesa-
ret ve özverili Veli gibi editöre sahip olmasaydık bütün gayretlerimiz birer
rivayetten başka bir sonuç doğurmayacaktı.”

Diğer Yazılar

KİTAP TANITIM: ’68’İN İŞÇİLERİ / ZAFER AYDIN

İşçilerin Haziranı 15-16 Haziran 1970 kitabına bir kardeş geldi! 15-16 Haziran için görüşme yaptığım işçilerden …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir