KENTİN HÜZÜNLÜ ŞAİRİ: TURGUT BERKES

Ümit ÖZDEMİR / 10.07.2021

@masumlevrek

Müzik nedir sorusunun, kendi benliğini arayan insanın kısa bir özeti gibidir Turgut Berkes. Berkes’in hayatı ve müzikal yolculuğunu ele alacağımız bu yazının, kentin hüzünlü şairi adını taşıması biraz da bu yüzden. Bir şarkı sözü yazarından çok bir şaire benzeyen tavrı, Turgut Berkes’i diğer Rock müzik sanatçılarından ayırır. Söz gelimi içimizdeki dünya / dört duvar / bir ayna / gelmiyor konuşmaya gibi basit ve yalın anlatıya eşlik eden derinlik, insanın içindeki engin dünyanın kapılarını aralar.

Müzikal yolculuğuna Fuat Güner ile birlikte kurduğu FT Stüdyo’da başlayan Berkes, Roll dergiye verdiği röportajında1 biricik albümü Kara Kutu isminin nerden geldiği sorulduğunda Müge Gürman’ın sahneye koyduğu “Küçük Bir İş İçin Yaşlı Bir Palyaço Aranıyor” tiyatro oyunundan ilham aldığı cevabını verir. Berkes’in amatör bir tiyatro oyuncusu olarak sahnede şöyle bir görünüp kaybolduğu oyun, üç tohuma kaçmış çulsuz, yolsuz desperado soytarının gazetede gördükleri bir iş ilanı için görüşmeye giderler. Kapıda bekleyen bu üçlü, hiçbir zaman açılmayacak kapının önünde beklerken birbirlerine numaralarını gösterirler. Albüme ismini veren Kara Kutu, içinden renkli balonların çıkmasıyla şaşırtıcı bir atmosfer yaratır. Düşmüş bir uçağın içindeki kayıtları gösteren kara kutu cihazı türünden Turgut Berkes’in entelektüel birikimi ve verimi ironik bir isimlendirmedir bir bakıma. Bu anıştırma yani Kara Kutu benzetmesi kendisine sorulduğunda “başıma ne gelecekse gelmiş zaten işte bu da onların kayıtları” cevabını verir. 

İlk müzikal çalışmalarını İngilizce şarkılarla yapan Berkes, 35’inden sonra hiç müzik eğitimi almadan soyunduğu müzisyenlikte beklenmedik bir kalıcı etki yaratmasının nedeni bu aslında. Ablasıyla girdiği bir diyalogda ablasının kendisine “ne yapmak istiyorsun” sorusuna “müzik yapmak istiyorum” cevabı üzerine “ee niye yapmıyorsun o zaman” sözleriyle cesaretlenir. Berkes rock dünyasında arz-ı endam etmeden önce İngiliz kütüphanesinde kütüphanecilik, Güney Kore Konsolosluğunda basın ataşesi, ekonomik basın ajansında muhabirlik gibi bir çok işlerde çalışır. Berkes’in Bournemouth’daki aldığı çizgi film animasyonu sanat eğitimiyle heykeltraşlık, fotoğrafçılık gibi sanatın ve bilimin birçok alanından beslendiğini Murat Meriç’in yazısından2 öğreniyoruz. Devir 70’lerin punk rock ve hippilerinin devridir. Bu ortam, Turgut Berkes’in birçok kültürel etkinin içinde şekillenmesine neden olur. Türkiye’ye döndükten sonra hayalini kurduğu işleri yapamayacağını öğrenen Berkes, Voice of Turkey Türkiye’nin Sesi programıyla ilk stüdyo deneyimini de yaşar.

Kültürel birikimini tarif ederken “çevremdeki insanlar benim çok okumamı yaşıma bağlıyorlar. Biz hep okuruduk halbuki. 15 yaşından beri hayvan gibi kitap okurum. Bütün serseriliğimin, hippiliğimin, rock’n roll arasında bunu da yapmışımdır. “Abi, söz yazamıyorum yaa” diyorlar, tabi yazamasın, hiç okumamışsın ki kardeşim.” sözleriyle kültürel altyapısının orjini hakkında bir fikir veren Berkes’in, kütüphanecilik yaptığı yıllarda gelen her yayını okumaya çalışmasının dolaysız etkisi şarkı sözü yazarlığında görülür. Berkes, çevirmenlikteki başarısını İyi Şeyler Yayıncılık ‘ın yayınladığı Camille Paglia’nın “Cinsellik ve Şiddet, ya da Doğa ve Sanat” çalışmasında gözler önüne serer. FT Stüdyoda müzisyenliğini geliştirme çabası, prodüktörlükte çok da başarılı olamamasına rağmen çevirmenlikten kazandığı paralarla bir mali denge kurmayı başarır.

Kış neden var şarkı sözlerindeki ilk zaman / yağmur dolu fırtına / soğuktan sakın canım / bir ceket al sırtına diğerkamlık, şarkı sözünün bireyci hüzünlü atmosferini bütünleyen ve biten bir aşkın sızısına eşlik eden mevsim dönüşümleriyle harmanlanır. Kış neden var / neden sonsuz olmuyor bahar / kış neden var / neden kıpkızıl güller solar sözleriyle Berkes solan bir aşkın doğadaki karşılığını gösterir. Buz tadı var / telefonda sesinde / bir ben taşıyamadım seni / hamallar ülkesinde / tekrar zor şimdi / son defa görmek seni / son bir mevsim güneşli / böyle hatırla beni ayrılığın derin hüznünü, insan ruhunun mevsimleriyle tanımlar.

Berkes’i kentli bir şair ve şarkı sözü yazarı yapan bu yüksek verimi, şarkının bir televizyon dizisi, popüler kültür ürünü yoluyla tanınmış olmasına rağmen kıymetini azaltmaz. Moğollar’dan Taner Öngür’ün “Turgut Berkes için çok birikimli biri olduğunu mükemmel şarkılar yazdığı” övgüsüne mazhar olması ve Moğollar’ın marş formundaki Bir Şey Yapmalı adlı politik şarkısının şarkı sözü yazarı olarak Berkes’in politik şarkıya da imza atan bir sanatçı olduğunu gösterir. Turgut Berkes’in genelde politik bir tavır almaktan çekinen küçük burjuva yapısına rağmen, şarkı büyük bir ilgiye mazhar olur. Berkes’in şarkıdaki başarısı, olabildiğince yalın bir dil kullanmasının sonucudur. Bir Şey Yapmalı’daki herkesin fikrince / farkımız çok ince / yutmaya gelince / demir lokmayı kuvvetli bir betimlemenin ürünüdür.

Turgut Berkes ve Miranda’nın unutulmaz albümü Kara Kutu, kıymeti bilinmemiş müzik albümlerinin başında gelir. Kapağındaki erotik kadın fotoğrafı yüzünden sansüre uğrayan ve pek çok müzik dükkanında bu yüzden satışa sunulmayan albüm, Sarp Özdemiroğlu, Gota Yashiki, Volkan Başaran, Berna Keser, Yavuz Çetin, Tarkan Gözübüyük, Göksel, Gürcan Konanç ve Can Şengün gibi pek çok kaliteli müzisyeni bir araya getirir. Kapaktaki erotizm kadar naif şarkılar içeren albümün bugün çalışmayan web sayfası (www.karakutu.info) sosyal medyanın atası sayılabilecek kadar içerik barındırır. İnternete önem verdiği çok belli olan Turgut Berkes, böylece albümüne yönelik ilgisizlikle karışık yok sayma engelini aşmayı deniyordu. Nitekim onun adına açılan bir blogda bu konuda kendisine yöneltilen bir soruya “Aracılar kendilerini ortadan kaldırdı zaten. İnternet olmasa şarkıları kaydetmeye girişemeyebilirdim. İnternet sadece benim dinleyicime özgürce ulaşmak için bir araç olmanın dışında, böyle bir dinleyicim olduğunu fark etmemi sağladı ki, bu da her şeye rağmen devam etmek için yeterli bir neden.” cevabını verir. Gerçekte kalıcı olanın peşine düşen her sanatçı gibi müzikten çok fazla para kazanmak istemeyen bir grup sanatçının ortak verimi olan Kara Kutu için Turgut Berkes “elbette daha çok dinleyene ulaşmayı gönül isterdi, ama sayıları değil niteliği hedeflemişiz. Çok satsak bu kez “nerede hata yaptık” diyeceğim. Özgüven eksikliği. Aynı biçimde çok iş yapan sağlam para indiren bir “sanatçı” olsam, bu kez Kara Kutu müzisyenlerinin para için çaldığını düşüneceğim. Para kazanmak bu projeye dahil olanların akıllarındaki en son şey olunca, “kıymetim biliniyor” hissine kapılıyorum” sözleriyle müzik sanatından ne anladığını ve müzikle sanatçının kendini gerçekleştirme, doyumunun samimi ilişkisini dile getirir.

Ressamlığın betimleme yetisini şarkı sözlerindeki ince işçilikte gördüğümüz Turgut Berkes, üniversitedeki bitirme tezini Yunus Emre üzerine yapar. Turgut Berkes’in şarkı sözü yazarlığını besleyen kaynaklardan biri de Yunus Emre şiirlerindeki sadelik ve bu sadelikle bütünleşen derinlik olabilir mi ? Anglo Sakson eğitim sisteminde öğrenim gören, bununla birlikte kendi kültürel kökenini de merak ederek araştıran bir sanatçı olarak bu soruya rahatlıkla evet diyebiliriz.

(Turgut Berkes “Kaçın Kurbağası)

Turgut Berkes, şimdi özlemini en çok çektiğimiz çok yönlü sanatçıların bilinen son örneği… Şarkılarının geç fark edilmesi ve yaşarken yeterince dinleyiciye ulaşamamış olması değerinden bir şey kaybettirmiyor. Turgut Berkes, Roll’a verdiği röportajında “Geçen yaz Gümüşlük’e gittiğimde bir sabaha karşı, kaldığım yere dönüyordum. Dev bir çiçek çıktı karşıma, bir kaktüsün üstünde, kocaman açmış, kafam kadar bir çiçek… Rüya mı gördüm acaba diye düşündüm, dönüşte de arkadaşıma anlattım. “Sahi onu mu gördün” dedi. “O çiçek senede bir açar ve sadece 10 dakika açar. Biraz daha bekleseydin kapanışını da görürdün” sözleriyle bir bakıma kendi sanat hayatının bir özetini sunar gibidir. Turgut Berkes, nadir bulunan bitkiler ve sanatçılar gibi insanı önce şaşırtan, kıymeti sonra anlaşılmış ve bu yüzden de kentin hüzünlü bir şairidir…

1https://birartibir.org/kultur-sanat/129-buraya-stones-lazim

2https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2018/08/22/belgelerin-elimizde-turgut-abi-rahat-ol

Yazarımızın daha önce yayımladığımız yazıları

 

Menekşe’den Önce Bir Kıyımın İzinde Kardeşinin İzini Aramak / 02.07.2021

Körlük: Hakikat Neye Yarar Göz Yalansa ? / 18.06.2021

Tozkoparan’da Kentsel Dönüşüm / Rantsal Bölüşüm ve Direniş / 25.06.2021

*Propontis’in ölümü: Elveda Güzel Marmara / 31.05.2021

Bir Avuç Cesur İnsan: Derelerin özgür akması için verilen mücadelenin öyküsü /08.05.2021

Kitap Kritiği : Alnında Mavi Kuşlar / Aysel Özakın / 01.05.2021

Cinsiyet, savaş, milliyetçilik ve zehir: Yaşamak için çalışmak ve çalışırken ölmek: Bir Peri Masalı Radyum Kızları / 27.03.2021

16 Mart Katliamı: Darbeye ayarlı bir faşist saldırı / 16.03.2021

Kitap Kritiği Zaniyeler / Selahattin Enis / 24.02.2021

Necmettin Erbakan : Soğuk Savaş islamcılığından 28 Şubat bir islamcının yükselişi ve düşüşü. / 28.02.2021

Çin Sendromu: Neoliberal çağın ilk büyük çevre sorunu / 15.02.2021

Pasteur: “Uzun Yüzyılın” Dahisi / 14.02.2021

Futbol ve Sinema: Son anda harekete geçen vicdan duygusu: Kaledeki Yalnızlık. / 01.02.2021

Atları da Vururlar: Çılgın yarışa eşlik eden bir çöküşün tasviri / 31.01.2021

Mississippi Yanıyor, Soğuk Savaş’ın ortasında ırkçılığın can yakan atmosferi… / 31.01.2021

Müzik Kutusu: Geçmişin gölgeleri içinden yürüyen insanlık suçuna bakış. / 31.01.2021

Toz Bezi: Başkalarının kirinden güvencesizliğe bir bakış. / 31.01.2021

Babamın Kanatları ya da türkü söylenmeden inşa edilen yapıdan güvencesizlerin öyküsü / 31.01.2021

Hotel Ruanda ya da Irkçılığın Afrika’daki zehirli etkisi / 31.01.2021

Hypatia: Bilimin çağlar ötesinden parıldayan çılgın elması / 31.01.2021

Takva ya da bir örümcek ağının anatomisi / 31.01.2021

Gecelerin Ötesi ya da her mahallede bir milyoner yaratmanın hazin öyküsü. / 31.01.2021

Cenneti Beklerken ya da sanatçının hayatta kalmak derdindeki bir portresi. / 31.01.2021

Press ya da Özgür Gündem’in yaşadıkları: Kan var bütün kelimelerin altında ! / 31.01.2021

Futbol ve Sinema: Cehennemde İki Devre Faşizmle ölümüne bir maçın kahramanları.. / 31.01.2021

Özel Bir Gün : Faşizmin Gölgesinde İki İnsanın Öyküsü / 31.01.2021

Ahh Güzel İstanbul : Şöhret arzusunun peşinden modern zamanlara İstanbul’dan bir bakış. / 30.01.2021

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir