Deprecated: EV_Widget_Entry_Views içindeki WP_Widget oluşturucu yordam 4.3.0 sürümünden bu yana desteklenmiyor! Yerine __construct() kullanın. in /home/yaziportal/public_html/wp-includes/functions.php on line 5304
CANI SIKKIN HAVA VE RÜZGAR – YazıPortal

CANI SIKKIN HAVA VE RÜZGAR

Taner Renda / 18.04.2021

@RendaTaner

65 yaş üstü olduğum için, hafta içi zaten kısıtlı zaman için hava almama izin verdiklerinden, hafta sonu da tam gün evde kapalı kalmanın getirdiği sıkkınlığın üzerine, havanın da en az benim kadar canı sıkkın olmalı ki; ne yapabileceğine karar verememiş hali ile üzerimize çökmesine ramak kaldı.

Görünürde Bilim Kurulu ama aslında hepimizin bildiği üzere, sadece saraydaki Tek Adam’ın kendince dikkate aldığı çevreleri memnun eden kararlarının yayınlanması ile Ramazan’ın başlaması neredeyse eş zamanlı oldu. İki aşıyı olmuş olan ben ve benim gibi 65 taş üstünü hala eve kapatmak ve henüz ilk aşıyı bile ne zaman olacağı meçhul çok geniş bir kesimi de sokağa salmak: akıllı insanları işi olmasa gerek diyecektim. Ne var ki, bu durum kendince akıllı bir stratejiyi yürüten Tek Adam’ın akıllı bir stratejisi olduğunu da kabul etmemiz gerek.

Vergi verecek konumda olmayan ve işi gücü oyunbozanlık yapmak olan 65 yaş üstünü eve kapatıp; çalışan ve vergi veren kesimlerin ayaklarının altında dolaşmasının önüne geçen bu cin aklı, belki biz sevmeyebiliriz. Ancak fabrikaları ve AVM’leri kapanmayan kesim için harika bir ortam olarak gördüklerinden hiç kuşkunuz olmasın.

Ayrıca, geçen seneyi büyük bir hayal kırıklığı ile kapatan ve ülkenin döviz rezervlerinin büyük bir kısmını sağlayan turizm sektörüne, hiç olmazsa iç turizmle can suyunu akıtılmasını sağlayacak olan, salgın yıkımından geçici de olsa koruyacağını düşündükleri (bize göre akıllı olmayan) ama turizm sektöründeki sermayenin yıkımının önüne geçme planı olarak görmek gerek.

Teori ile pratik arasındaki uyumsuzluk; sizi yarı yolda bırakır. İngiltere, Almanya ve en son da Rusya Türkiye’ye gelecek olan turistlerin önünü kesti. Kimi salgın ile gerektiği kadar savaşmamamızı gerekçe gösterdi. Kimi ise bu kılıfa bile gerek görmeden, rezervasyonları şimdilik haziran başına kadar yasakladı. Düşünsenize: Türkiye’nin en çok turist gelen ülkelerin ilk üçü, bize karşı gerek dış politikadaki anlık reflekslerimizin sonucu, gerekse de zart zurt tıkaç politikalarımıza karşılık olarak, zaten eksi dövizdeki pozisyonumuzu daha da beter hale getiriyorlar.

Kendi kendimize verdiğimiz” yerli ve milli sıfatlı silah sanayii, önce Kanada’nın, ardından da Rusya’nın tehdidi ile Ukrayna’nın motor ve görüntü sistemleri anlaşmalarının yok olması ile dimyata pirinçten vaz geçtim, evdeki bulgurdan da olduk. Merkez Bankası rezervlerinin dolmasını bırakın, bankalardan borç alınan dövizler bile gitgide erimeye başladı. Ama asıl sorun ise: turizmde küçüklerin yanı sıra, büyük yatırımların da iflas dalgası ile karşılaşmaları bizi şaşırtmamalı. İşte bu durum bam teli demektir. İşçi, köylü, esnaf, küçük ve orta ölçekli yatırımcıların ellerindekilerinin yok pahasına alınması; kapitalizmin olağan işleyişine hiç de aykırı değildir. Hatta zaman zaman özellikle kriz zamanlarında “ağaçları silkelemek” veya eleğin küçük gözlerini duruma göre büyütmek de olağandır.

Eğer niyetiniz ve şartlar da faşizme uygunsa; sermayenin tekelleştirilmesi de olağandır. Ülkemizdeki durum, sanki şartları sonuna kadar zorlayıp; ya faşizm ya da son anda köprüden önceki çıkışa yönelirim arasında salınıp duruyor.

SADAT, Osmanlı Ocakları, 15 Temmuz’da Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından “kayıtsız ve herkese” dağıtılan silahlar, ÖSO ve bilumum gizli açık paramiliter yapılar, gerekli kişi veya kişilerin bir “haydi” lafına bakarak; sokağa çıkabilirler. AKP+MHP iktidarı kafasının ikinci yarısı ise; eksiye ve müflis duruma düşmüş Merkez Bankası ile tam takır Hazine gerçeğinin ne yapsalar da içinden çıkılamayacak konumda olduğudur. Para yoksa faşizm de yoktur, darbe de yoktur. Hele hele ABD’ye sık sık Rusya yandaşlığını göstererek, işleri idare etme döneminin geçtiği ve Rusya’nın da artık Türkiye’den artık alacağı pek bir şey kalmadığı noktasına gelindiğini de eklersek; üstüne Biden’a yaranayım derken, Putin’in damarına basmak: şaşkınlık ve tükenmişlikle açıklanabilir.

Erdoğan, bu çoklu açmazdan çıkış yollarından biri olarak seçimleri de gündemine aldığını gözlemliyoruz. Bahçeli’nin canını sıkacak hamlelerin yanı sıra, emekli ikramiyelerine (şimdilik hangi oranda olduğunu bilmesek de) yapılacak zam ve soğan-patates üreticilerin elinden parası ile alınıp, kendi yandaşlarının çoğunlukta olduğu “bedava” dağıtım. Erken seçimin ilk işaret fişekleri olarak görebiliriz.

Yumurtanın içerden kırılması için muhalefetin ilkeli ve kararlı duruşu ilk şarttır. Demirtaş’ın hala içerde olduğu ve HDP’nin oy deposu olarak görüldüğü durumda: kazanan asla muhalefet olmayacaktır.

Erdoğan, içerden ve dışardan gelen fırtınayı görmekte. İçgüdülerine göre: dışarıdaki tehlikeyi atlatmak için tehlikeden uzaklaşamıyorsan; yakınlaş ilkesini uygulamaya koydu. İçerideki tehlikeyi de, en temel ama en basit yoldan çözmeye çalışmakta: böl ve yönet.

Hava, hala can sıkıcı durumda. Güneşin açması için kuvvetli rüzgara gereksinim var.

Yazarımızın daha önce yayınladığımız yazıları

Ülkemizin ahvali: Sadece parasız, işsiz ve aşısız değiliz. Geleceğimizi de kaybediyoruz / 11.04.2021

Ülkeyi Nasıl Yönettilerse Pandemiyi de öyle yönetti AKP 09.04.2021

Ülke soyulurken değil, soğan soyulurken ağlayan ulusalcılar / 05.04.2021

Polis, ülkede toplumsal düzeni korur ve huzuru sağlar, gerçekten öyle mi? / 03.04.2021

BEN ERDOĞAN’IN YERİNDE OLSAYDIM / 30.03.2021

AKP+MHP iktidar testisi çatladı / 29.03.2021

19 Mart 2021, uçurumdan önce yapılabilecek freni yok etmiştir / 20.03.2021

Farklı bir şey yapmadan, farklı bir etken işin içine karışmadan biz bu işin içinden alnımızın akıyla çıkamayız. / 15.03.2021

Bütün mesele: gelmekte ve gitmekte olanı anlayabilmekte / 28.02.2021

“HDP’ye oy veren milyonlar, kurşun yağdıran teröristlerdir” / 21.02.2021

ÖLÜLER ÜLKESİNİN SERİ KATİLLERİ / 18.02.2021

YAKLAŞAN FIRTINA VE YUMURTA HİKAYESİ / 07.02.2021

TARİHİN SEYRİNİ DEĞİŞTİREBİLİRİZ / 03.02.2021

SEKİZ YÜZ YILLIK BİR DÖNEM SONA ERERKEN GELECEĞE BAKMAK / 30.01.2021

 455 total views,  1 views today

Diğer Yazılar

EMPERYALİST SAVAŞLAR VE SÖMÜRGECİLİK EKOSİSTEMİ YOK EDİYOR (İKLİM KRİZİ-MİLİTARİZM İLİŞKİSİ 3)

Mustafa Durmuş 12 Eylül 2021 11 Eylül 2001 tarihinde ABD’de İkiz Kulelere yapılan terör saldırılarının …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir