Deprecated: EV_Widget_Entry_Views içindeki WP_Widget oluşturucu yordam 4.3.0 sürümünden bu yana desteklenmiyor! Yerine __construct() kullanın. in /home/yaziportal/public_html/wp-includes/functions.php on line 5304
Hakk Yol Alevilik (III) Doğal Örgütlenme (İkrarlaşma) Dairesel ( Çark-ı Pervaz) Modeli ve Doğal Rızalık Yasası – YazıPortal

Hakk Yol Alevilik (III) Doğal Örgütlenme (İkrarlaşma) Dairesel ( Çark-ı Pervaz) Modeli ve Doğal Rızalık Yasası

@BlentFelekolu1

İnsanlık tarihi varlık sürecini doğayı anlamak ya da doğaya tahakküm şeklinde örgütlenerek serüvenini sürdürmüştür. Doğal toplumlar doğayla rızalı ilişki ve doğayı gözleyerek deneyimlemeyi inançsal, toplumsal dokularına yedirerek yaşamayı ve onun yarattığı doğal ahlak ile toplumsal dizaynı yaşam düsturu saymıştır. Bu süreç tüm bilim alanlarında Ana Kadın düsturlu kominal yaşam dönemleri olarak anlam bulmuştur. Diğer yandan doğaya tahhakküm kurarak yaşamları örgütlemiş toplumsal nüfuslar. Doğal toplum ahlaki yasasını temel almış fakat onun üzerine de iktidarlarını inşa ederek saptırmışlardır. Bu tahakküm hali doğal rızalık yasasını da çiğneyen bir yönde evrilmiştir. Erkek iktidar merkezli model büyük rahim olan doğaya tahakkümünü kurduğu küçük rahimler ile teslim almak istemiştir. Klan dışında hane kurma kültürü gibi. İbrahimi süreç böyle bir süreçtir. İlk yemin olan Bismillah kavramı bu nedenle İsmail’in başı üzerine verilir. Erkek hane kurma hakkını ilk aldığı zamandır ve Ana kadın evladı ile tehdit edilmiştir. Yüce kavramsallaşma kurban edilen evlatlar üzerine kurularak Peygamberlik – Peyxuberlik elde edilmiştir. Lakin bu süreç İslam Peygamberi Hz. Muhammed zamanında da kız çocuklarının diri diri gömülmesi ile zulümkar çerçi(Para İktidarı) iktidarlarına karşı son yürüyüşünü yapmıştır. Büyük bir direniş örneği olan bu süreç ancak toplumsal kardeşleşme ile sağlanabilmiştir. Fakat tahakkümcü dikey örgütlenme çark-ı pervaz olan birlikte rızalı yaşama karşı şiddetli yönelmiş ve kendi dinsel iktidarlaşmasını Yezid zihni ile kurumsallaştırmıştır. Bu süreç tüm peygamberlik süreçlerinde karşımıza çıkmış ve kendini günümüze kadar yaşatmıştır. Bunun yanında doğal örgütlenme modeli halklar arasında doğal paylaşım kültürü ile direncini halen korumaktadır. Bu kadar zulümkar iktidarlaşmalara karşı ancak toplumlar doğal ahlak yasaları ile direnebilmektedir. Bu yasa Rahmin Şir(Süt) Yasasıdır. Tüm inançsal süreçler bunu Hakk Yol ya da Hakk Yasası olarak içlerinde korurlar. İnancın doğal direnç hali Dinselleşme ile erkek iktidar tarafından dikey örgütlenmeye dönüştürülmüş ve halklar teslim alınmak istenmiştir. Hakikat değerlerinden uzaklaşarak tahakkümcü iktidarlar kurulmuştur. Halkların direnç noktası olan doğal ahlaki inanç, dinsel sınıflar tarafından iktidar aracına dönüştürülmüştür. Zaman içerisinde gelişen tüm ortakçı ideolojik yaklaşımlar buradan aldığı gücü tekrar unutarak halkların doğal ahlak değerlerini iktidar datalarına dönüştürerek yönetmeye çalışmış lakin gelinen aşamada doğal direnç değerleri derin hırpalanmaya uğratmışlardır. Örgütlenme modelleri en çok yataya inmiş fakat dikey devlet olan özelliğini aşamamıştır. Sosyalist süreçler bu şekilde algılanabilir. Ya da demokrasi yani Kras Guhertınlar(Don değiştirme – değişime dair inançsal yaklaşım). Dikeyleşme sebepleri nefsani ve ekonomik çözümlemelerinin eksikliğidir. Bu temelde Dairsel Rıza Toplumu örgütlenme tarzını öncelikle açacağız. Bunların içerisinde saçaklanmalar olabilir. Diğer yandan ekonomi politiği ile devam edeceğiz.

Dairesel Örgütlenme (Çark-ı Pervaz İkrarlaşma): Tarihin ilk ve hakikate en yakın örgütlenme modelidir. Doğal inanç toplumları tarafından halen yaşatılmaya çalışılmaktadır. Bu modelde her şey kom içindir. Her şey görünmek ve görülmek üzerinedir. İktidardan çok rızalı paylaşım temel yaklaşımdır. İçerisinde iktidar paylaşımı daireseldir bu nedenle merkezi bir sistem uygulanamaz. Şöyle ki herkes birbirinden sorumlu olduğu için yani görenin – göreni olduğu için doğal ahlak yasası içerisinde kalır. Suç bireyin değil, fark edilmeyen bireyin eylemidir. Suç olandan tüm kom sorumludur. Çünkü evrende zamanın suç diye bir sorunu yoktur. Suç bir fark edilme eylemi olarak algılanır. Çarkı Pervaz (Dairesel Olan) işleyiş bunu kendi yörüngesinde çözmeye çalışır. Çözülmeyen başka koma aktarılır. Devlet olgusu ya da kutsal iktidar sınıfı yoktur. Çünkü her bir birey ya da her bir zerre evrenin mikro hali olarak görülür. Bünye bu zerrelerin bütünleşmiş yapısı olduğu için ayrı hareket edemez. Birey tek başına evreni temsil edeceği gibi burada kom için yaratıcı eylemi barındırır içerisinde, birey de evrenin içerisindedir. Kom bu esnek yapısı ile birlikte yaratıcı eylemi gerçekleştirir. Yani iktidar herkes olduğu için, tek başına olamaz ve muktedir doğurmaz. Sadece zor zamanlarda öncü açığa çıkarır. Öncüde komun değerlerini taşıyandır. Doğanın çözüm bulma gücüdür. İnanç dokusu evrenin tümüyle birlik içerisinde varlık olduğu algısıdır. Yokluk varlığı inkar olacağı için kabul görmez. Tanrısallık bütünlüklü tüm zerrelerde yaşayan varlık halidir. Vardan doğum temel esastır. Her şey rahimdir. Rahman rahimde zuhur edendir.

Ekonomi nüfus hareketidir. Bu hareket işe dönüştüğü için varlık yaratır. Varlık tüm varın yeniden görünme gayretidir. Madde ruhlu haldir. Bu nedenle işin değeri paylaşım ve kullanım değeridir. Madde değişim değeri üzerinden paylanamaz. İşin değeri üzerinden paylaşıma kattığı güçtür. Bu yönüyle materyalist, kapitalist modelden farklı yaklaşımları vardır. Ekonomik olarak zenginlik kültüreldir. Kültür var olanı, doğal olanı anlama tekrarıdır. Doğal olanla rızalı yaşama gücüdür. Sudaki balıkla, topraktaki karıncayla rızalı olma ilişkisidir. Kültür eşittir ekonomidir. Ekonomi verme gücünüzle itibarlıdır. Zenginlik rızkı pay etme gücüdür. Buda doğal kültürlenmedir. Bireysel zenginlik anlama gücüdür. Çoğalmak başkasının yerini almaktır. Bu nedenle çoğalma alan ilişkisi ile mümkündür. Anlamlı çoğalma doğal rızalık yasasını aşmamalıdır. Varlık birbirine ihtiyaç duyar ve birbiri ile yaşar, çoğalma bu yasayı ezer ise kıtlık doğurur. Mal biriktirme ihtiyacı gelecek korkusudur. Herkesin geleceği bu evrende ise temel kültürlenme birbirini anlama gücüdür. Anlama gücü gelecek kaygısını ortadan kaldırır. İktidar korkulardan beslenir. Birlik hali iktidar barındırmaz, zaman gayret halidir. Gayret eksik olmadıkça yaşam devam eder. Yaşam bizim dahil olduğumuz anlardan bir andır. Bu anlar sonsuzdur ve an kıymetlidir. Anlara hüküm getirilemez anlar yaşanır. Anlara dahil olunur. Çünkü zaman kendi işine bakmaktadır. Zamana hüküm geçirilemez. Zaman görünmek ile anlamlı olur.

Peki yatay ve dikey örgütlenmiş sistemler içerisinde Dairesel örgütlenme kanallarını açılabilir mi? Bu sorunun cevabı açıktır. Tüm sistemlerin ya da örgütlenme biçimlerinin temel alyapısı ve ya dayanak noktaları Dairesel(Çark-ı Pervaz) işleyiş olduğu için mümkün, doku ne kadar yıpratılmış olsa da kendini tüm canlılarda korumaktadır. Sonuçta doğal olana yaklaşım daha güçlü çözümü ve öğretiyi kendinde barındırır. Her varlık doğar ve yaşar. Annelik ve babalık duygusu kaybolmaz, selamlaşmak kaybolmaz, paylaşım kıymetlidir. Sevgi en önemli iletişim değeridir. Doğa ile uyumlu yaşam varlığı güçlü tutar. Aslında varlıktan günümüze birçok davranış biçimi çok az değişime uğramıştır. Şunun gibi toplumlar birbiri ile yaşıyorsa birbirinden sorumlu da olabilir.Temel bir şartla kendini güvende hissetmek. Peki bu güvenin ilk şartı verili sistem içerisinde bir Yaşam Sözleşmesi olabilir mi pekala olabilir. Bunu karıncalar ve arılar başarıyorsa aynı gökyüzü altında yaşayan insan da başarabilir. Bu planlamayı mega kent olan ve en olmaz görünen İstanbul üzerinden düşünelim. Lakin bir sigorta şirketi de bu yöntemle tüm dünyayı sigortalamaya çalışmakta iken. Toplum kendi sigortasını neden tüm varlıkları ile mümkün kılmasın. Buna engel olan nedir. Sonuçta dünyanın en iri canlısı balina en küçük canlısı olan algler ile nasıl besleniyor. Temel paradoks olarak düşünülebilir.

İstanbul verili sistemde halkın kendi iradesi ile belirlediği bir yerel yönetim pratiği. Peki İstanbul Belediyesi tüm İstanbullulara bu güveni verebilir mi? Ya da İstanbul Kent temsiliyeti tüm İstanbullular ile birlikte yaşam sözleşmesi yapabilir mi? Aynı şekilde Diyarbakır kent temsiliyeti tüm Diyarbakır’da yaşayanlarla bu ilişkiyi başarabilir mi? Devlet küçülürken kültürlenme ile büyüyebilir mi?

 76 total views,  1 views today

Diğer Yazılar

EMPERYALİST SAVAŞLAR VE SÖMÜRGECİLİK EKOSİSTEMİ YOK EDİYOR (İKLİM KRİZİ-MİLİTARİZM İLİŞKİSİ 3)

Mustafa Durmuş 12 Eylül 2021 11 Eylül 2001 tarihinde ABD’de İkiz Kulelere yapılan terör saldırılarının …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir