EDREMİT’TE BEKTAŞİ ÇANLI BABA TEKKESİ VE AHİ GELENEKLERİ

Sinan Kahyaoğlu

GİRİŞ:

Anadolu’ya Türklerin yerleşmelerinde tekkelerin çok büyük işlevleri olmuştur. Gelen Türkmen kocaları bulunduğu yerlere bir tekke veya zaviye kurmuş ve orada üretim yaparak çevreye yardımcı olmuşlardır. Bundan dolayı her yerde bir tekkeye veya zaviyeye rastlamak mümkündür.19.y.y. içinde sanayi devrimi ile ekonomide yeni üretim tekniklerinin uygulanması sonucunda üretim alanı olan tekkeler miskinler yurdu haline gelmişlerdir. Topluma katkılarından ziyade tüketici merkezleri olmuşlardır.

Edremit’te de Osmanlı döneminde pek çok tekke kurulmuştur. Bu tekke kuran mürşitlerin mezarları bugün yatır olarak ziyaret edilmektedir. Edremit’in kuzeyinde Kazdağlarının bir parçası olan Eybek dağı uzanır. Eybek dağından bir kol Edremit’in üzerine kadar gelir. Bu kola Karadağ denir. Edremit bu Karadağ’ın eteğinde kurulmuştur. Karadağ’ın ucunda doğu bölümünde Dereli yolu üzerinde Bektaşi Çanlı Baba tekkesi ,dağın batı ucunda Kadıköy’ün üstünde ise Kadiri, Paşa Sultan tekkesi vardır. Ayrıca Burhaniye’de Kızıklı Köyünde Sinan Dede, Taylıeli köyünde Taylı Baba ,Ayvacık’ta ise Bektaşi Tekke yatırı bulunmaktadır.

Edremit’in Kızılkeçili köyü ise Osmanlı döneminde bir Bektaşi köyüdür. Dağlarda ise Alevi yörükler ile Alevi Tahtacı Türkmenleri bulunurdu. Ayrıca Edremit’in kenar mahallesinde Alevi Abdallar yaşarlardı.. Bunlar kendi yolları üzerinde yaşayıp Yol sürmekte idiler. Şiarları “Yol bir, sürek binbir” dir. Her sürek aynı zirveye çıkar. Ayrıca Edremit’te ahi gelenekleri de yaşatılmakta idi. Bu geleneklere göre bir çocuk bir ustanın yanına çırak olarak verilir ve mesleği öğrenmesine göre önce kalfa sonra ise usta olurdu. Usta olan gence ilçenin müsait bir yerinde törenle kuşak kuşatılır ve usta ilan edilirdi. Kuşak kuşanan bir genç ondan sonra kendisine dükkan açabilirdi. Edremit’te ahilik geleneği olan kuşak kuşanma törenleri ise Çanlı Baba tekkesinde yapılmakta idi. Bu bize Bektaşilik ile Ahilik arasındaki yoğun ilişkiyi göstermektedir. Zaten bizlerde Ahiliği Esnaf Bektaşiliği olarak kabul etmekteyiz.

BEKTAŞİLİK:

Bektaşilik 11.y.y.da Türkistan’da yaşamış olan Arslan Baba’nın öğrencisi Ahmet Yesevi’nin hikmetleriyle oluşturduğu Yol’un, öğrencisi Lokman Perende’nin yetiştirip Anadolu’ya gönderdiği Hacı Bektaş Velinin kurduğu tarikattır. Ahmet Yesevi’de 4 kapı 40 makam öğretisi vardır. Bektaşilikte de aynı 4 kapı 40makam öğretisi mevcuttur. Bir insanın kamil adem olması için 4 kapının 40 makamından geçmesi gerekir. Bu merhaleleri geçen bir kişi ise artık Kamili Ademdir. Batın dünyasını görür. Zahire önem vermez. Onlar Havas ül havastır. Amaçları insanlara üretim yöntemleri ile yüksek ahlak öğretmektir. Böylece topluma faydalı olacaklardır.

Hacı Bektaş Veli Horasan kökenlidir. Anadolu’ya geldikten sonra Baba İlyas’a mürit olmuştur.1240 yılındaki Babalılar isyanına katıldığı ve kırımdan kurtulunca Sulucakarahöyük’e gittiği kaynaklarda ifade edilir. Bu isyanın bastırılmasından sonra 1243 yılında Moğollar ile Selçuklular arasında Kösedağ savaşı olmuş ve zayıflayan Selçuklu savaşı kaybederek bağımsızlığını yitirmiştir. Bu tarihten sonra Selçuklu tahtına geçmek isteyen şehzadeler ya Moğollara yada Bizans ile Türkmenlere yaslanmak zorunda kalmıştır. Bu dönem Anadolu’da karışıklık dönemidir. Bu dönemde Bektaşilik ile Ahilik kurulmuş ve örgütlenmiştir. Bu dönemde Anadolu’da 4 örgüt vardır. Bunlar Bacıyan-ı Rum, Abdalan-ı Rum, Gaziyan-ı Rum ve Ahilik’tir. Bunlardan Bacıyan-ı Rum Bektaşilik içindedir. Kadın örgütlenmesidir. Abdalan-ı Rum müzik ve dille Anadolu’yu Türkleştiren gruptur. Gaziyan-ı Rum ise ileride savaşçı özelliği yüzünden Yeniçeriliğe dönüşmüştür. Ahilik ise esnaf teşkilatı olup yadda yabandaki Türkmenlerin ihtiyaçlarını karşılayan teşkilat olmuştur.

Hacı Bektaş Veli 1271 yılında Hakka yürümüş ve Sulucakarahöyük’te toprağı verilmiştir. Bugün türbesi Hacıbektaş’taki dergahtadır. Sağlığında ise pek çok müridini çeşitli yerlere göndererek oralarda tekke açtırmış ve derviş yetiştirmiştir. Yunus Emre’yi Taptuk Emre’ye gönderen odur. Sarı İsmail’ Tavas’a, Barak Baba’yı Karesi’ye o göndermiştir. Hakka yürüyünce yerini Abdal Musa almıştır. Abdal Musa 1326 yılındaki Bursa fethine katılmış ve fetihten sonra Orhan Gazi ile anlaşamayarak Elmalı’ya gidip tekkesini kurmuştur. Elmalı’da iken müridi Kaygusuz Abdal’ı ise Kahire’ye yollayıp orada tekke kurmasını sağlamıştır. Barak Baba bugün Balıkesir’in Bigadiç ilçesinin Davutlar köyü yakınındadır. Bektaşilik Balkanların fethinden sonra Balkanlarda yaygınlaşmış ve pek çok yerde tekkeler açılmıştır.

ÇANLI BABA TEKKESİ:

Edremit’te de kuruluş tarihi tam bilinmeyen Çanlı Baba tekkesi açılmıştır. Hicri 900 (1494) yılında bu tekkeye Derviş Mustafa adında birisi baba tayin edilmiştir. Bu belgeye göre tekke bu tarihten önce kurulmuş olmalıdır. Tekke kurulduğu andan itibaren bulunduğu yeri iskan etmiş ve çevrede zeytinlikler yetiştirmiştir. Tekke anlatılanlara göre Çan’dan gelen Emir Ali Sultan adında bir baba tarafından kurulmuştur. Adını da kurucusu olan bu babadan alır. Halk kısaca bu tekkeye Çanlı Baba tekkesi der. Anlatılanlara göre Çanlı Ali Baba Sultan’ın bir eşeği varmış. Baba ihtiyacı olanların listesini yapar eşeğine yüklediği heybesinin içine koyarmış. Eşek çarşıya gider dükkanların önünde dururmuş. Esnaf eşeğin heybesindeki listeye bakar ve malı heybeye koyar, heybedeki paradan sattığı malın fiyatı kadar alırmış. Eşek tüm ihtiyaçları aldıktan sonra tekkeye dönermiş. Baba Sultan eşeğin getirdiği malları heybeden indirir ve tekkeye koyarmış. Tekkenin üzerinde Karadağ’dan gelen bir kol bulunur. Buraya Durdağı denir. Bu dağın üzerindeki kayalarda at nalı ve insan ayak izlerine benzer şekiller vardır. Bu nal izlerine Hz.Ali’nin atı Düldül’ün nal izleri denir. Yine rivayetlere göre Edremit’e gelen Gaziyan-ı Rum erenleri buraya geldiklerinde atlarını zor durdurduklarından dolayı buraya Durdağı denilmiş.

Yaptığımız araştırmaya göre Elmalı’nın Tekke köyündeki Abdal Musa tekkesinin yanındaki dağın adı da Durdağı’dır. Oradaki rivayete göre dağ akmaya başlamış ve Abdal Musa “dur dağ demiş “ ve dağ durmuş. Adı oradan geliyormuş. Yine bir sempozyumda Azerbaycan’dan gelen akademisyenler ile sohbet ederken Bakü’de de bir dağın üzerinde de Hz.Ali’nin atı Düldül’ün nal izleri olduğunu öğrendim. Orada yaşayanların buraya çıkıp kurbanlar kestiklerini anlatmışlardı. Bu durum bize Düldül’ün nal izinin tüm Türk dünyasında bulunduğunu göstermektedir. Bu ortak kültürümüzdür.

Çanlı Baba tekkesi 1826 yılında Yeniçeri Ocağı ile beraber Bektaşi tekkelerinin kapatılması sırasında kapatılmıştır .Ayvacık’taki Bektaşi tekkesi de bu sırada kapatılmıştır. Kapatılan Bektaşi tekkelerinin malları ise istimlak edilerek özellikle büyük toprak sahibi ayanlara karşı denge kurması için küçük üreticilere satılmıştır. Çanlı Baba tekkesinin ise kayıtlara göre 1825-1827 yıllarında 1100 zeytin ağacı vardır. Bu zeytinliklerden 876 kg. yağ elde etmişlerdir. Bu yağ satılarak hazineye irat kaydedilmiştir. Çanlı Baba tekkesinin zeytinlikleri de satılmıştır, ama kimlere satıldı maalesef bilemiyoruz. Tekke kapatıldıktan sonra binaları metruklaşmış ve zamanla yıkılmıştır. Bugün sadece Çanlı Ali Baba’nın türbesi ayaktadır. Halk buradan ayağını kesmemiş ve burada her yıl Ahii geleneği olan Kuşak kuşanma törenleri yapmışlardır. Son törenler 1950’li yıllarda yapılmıştır.

AHİLİK:

Ahilik genel kabule göre 1200’lü yıllarda Hacı Bektaş’ın tavsiyesi ile Kırşehir’de Ahi Evran tarafından kurulmuştur. Ahilik kardeşlik demektir. Ahi Evran debbağdır. Yani dericidir. 1400’lü yıllarda Anadolu’dan geçen gezgin İbni Batuta anılarında Ahi tekkelerinden bahseder. Bektaşi tekkeleri ile içi içe olduğunu söyler. Ortak çalıştıklarını ve ortak tükettiklerini belirtir. Karesi’de de Ahi tekkeleri gördüğünü ve misafir olduğunu belirtir. Ahi teşkilatı esnaf teşkilatıdır. Ahilerin amacı para kazanıp kar yapmak değil insanların ihtiyaçlarını karşılamaktır. Öncelik insanın ihtiyacının karşılanmasıdır. Ahi teşkilatı ile göçebe Türkmenler gittikleri yerlerde aradıkları malları kolayca bulmuş ve mahrumiyetten kurtulmuşlardır. Ahi teşkilatının piri Hz.Ali kabul edilmektedir. Onun yiğitliği esas alınarak meslekte yüksek ahlak oluşturmak için fütüvvet nameler yazılmış ve uygulamaya konulmuştur. Fütüvvet yiğitlik demektir. ”La feta illa Ali, la seyfe illa Zülfikar” şiarları olmuştur. Ahilik Bektaşiliğin esnaf koludur. Kentlerde yaşarlar. Dükkanlarını açıp mal üretirler ve gelen müşterilerine satarlar. Akşamları tekkelerde toplanarak gençlere yüksek ahlak dersleri verirler. Haftanın belli günlerinde gençlere beden eğitimi yaptırırlar. Genç yetiştiğinde sağlam bedenli yüksek ahlaklı üretken bir esnaf olur.

Esnaf olacak çocuklar küçük yaşta bir ustanın yanına çırak verilirler. Çocuğun babası ustaya çocuğunu teslim ederken “ Eti senin kemiği benim” der. Bu çocuğum artık senin de çocuğundur. Onu sen yetiştirerek mesleğini devam ettireceksin demektir. Usta da bu bilinçle eyvallah der. Artık çocuk ustasının yanında yavaş yavaş mesleği öğrenmeye başlar. Ahlak, genel kültür ve bedensel gelişmeden eksik kalmaması için belli zamanlarda tekkeye giderek pirlerden ders alır. Fütüvvet sahibi olur. Toplum içinde nasıl davranılacağını öğrenir. Ergenlik yaşına geldiğinde yeni çıraklar gelince o artık mesleği oldukça öğrenmiştir. Artık kalfa olur. 20’li yaşlara gelince mesleği büyük ölçüde öğrenmiş olur. Ustası onun artık mesleği öğrendiğine karar verince loncaya müracaat ederek kalfasına kuşak kuşatmak istediğini belirtir. Belirlenen günde ve yerde törenle kalfaya ustası tarafından kuşak kuşatılarak usta ilan edilir. Genç usta artık ustasının yanında değil kendisine yeni bir dükkan açar ve orada çalışmaya başlar. O da zaman içinde kendine çırak alarak meslek erbabı yetiştirmeye başlar. Elden ayaktan düşmüş ustalara ise lonca bakar. Çalışamayan ustaların veya ölmüş ustaların ailelerine de lonca bakar. Ahilikte bir usta kendisini geçecek yeni bir usta yetiştiremezse kendisi ölür. Eğer çırak yetişip ustasını geçemezse meslek ölür. Bundan dolayı ahilikte meslekte yeni üretim şekillerine her daim kapı açıktır.

Ahi teşkilatı 1290-1354 yılları arasında Ankara’da bir cumhuriyet kurarak kentin yönetimini ele almıştır.1354 yılında Osmanlı kenti ele geçirerek Ahi yönetimine son vermiştir. Osmanlı’nın manevi kurucusu olan Şeyh Edebalı’da bir Ahi şeyhidir. Bilecik’te yaşamıştır. Mezarı bugün Bilecik’te kalenin yanındadır. Kızı Mal hatun’u Osman Bey ile evlendirerek damadına öğütler vermiş ve devletin kurulmasını sağlamıştır. Yani Osmanlı Beyliği’de Ahi ilkelerine göre kurulmuş bir Ahi devletidir. Orhan Bey zamanında ise Yeniçeri ocağı kurularak Gaziyan-ı Rum ilkeleri bu teşkilata verilmiştir. Böylece Bektaşiliğin askeri kolu oluşmuştur. Esnaf kolu Ahilik, askeri kol Yeniçerilik, gezici esnaf ve kültür kolu ise Abdallar olarak belirginleşmiştir.

Edremit’te de Ahiliğin kuşak kuşatma törenleri Çanlı Baba tekkesinde yapılmaktadır. Çanlı Baba’nın eşeği boş heybesi ile esnaf dükkanlarını dolaşmakta ve fütüvvet erbabı esnaf tarafından ihtiyaçlar eşeğe yüklenip ücreti alınmaktadır. Bu söylence dahi Çanlı Baba tekkesi ile esnaf arasındaki ilişkiyi bize anlatmaktadır. Esnafların ustalık törenleri ise Çanlı Baba tekkesinde yapılmaktadır.

Ahilik 1770’li yıllarda Avrupa mallarının bollaşması ile büyük güç kaybetmiştir. Onun yerine Ahi loncaları kapatılmış gedik sistemine geçilmiştir. Fakat taşrada Ahi gelenekleri yaşatılmaya devam edilmiştir. Tabi gelenekler zaman içinde değişime uğramış ve başkalaşmıştır.1826 yılında Yeniçeri ocağı ile beraber Bektaşi tekkelerinin kapatılması ile tekkeler yıkılmaya başlanmıştır. Çanlı Baba tekkesi de yıkılmaya yüz tutmuştur. Fakat Edremit esnafları eski gelenekleri değişime uğrasa dahi sürdürmüşler ve her yıl bahar aylarında Çanlı Baba tekkesinde toplanarak kuşak kuşatma törenleri düzenlemişlerdir. Bu törenler tabi değişikliğe uğramış ve sünnileşmiş törenlerdir. Eski törenlerin nasıl yapıldığını ise ancak yazılmış fütüvvetnamelerde görebilmekteyiz. Havran’da da Ahilik geleneği içinde kuşak kuşanma törenleri yapılmıştır. Son kuşağı 1958 yılında arabacılık mesleğinde usta olarak Muharrem Uzan kuşanmıştır. Ondan sonra bu tür törenler artık yapılmaz hale gelmiştir.

SONUÇ:

Bektaşilik Hacı Bektaş Veli’nin kurduğu bir tarikattır. Türklerin milli tarikatıdır. Bektaşilikte İslamiyet milli bir din haline gelmiştir. Hacı Bektaş Veli Lokman Perende’nin öğrencisi. O da Ahmet Yesevi’nin öğrencisidir. Olgun insan olmak için insanın önce pişmesi sonra yanması gerekir. Bunun içinde çeşitli aşamalardan geçilmelidir. Bu aşamalar 4 kapı 40 makam olarak belirtilmiştir. Hacı Bektaş Veli Ahmet Yesevi’nin Anadolu’daki koludur. Tarikatını bu esaslar üzerine kurmuştur. Daha sonra tarikat çeşitli kollara ayrılarak toplumun tüm ihtiyaçlarını karşılamaya başlamıştır. Esnaflık için Hacı Bektaş Veli’nin tavsiyesi ile Ahi Evran tarafından Ahilik teşkilatı kurulmuştur. Ahilik teşkilatı ile Bektaşilik iç içedir. Hacı Bektaş Veli Anadolu’nun çeşitli yerlerine müritlerini göndererek oralarda tekkeler kurdurmuştur. Edremit’e de tahminen 1484 yılında Çan’dan gelen Bektaşi Babası Emir Ali Sultan tarafından Çanlı Baba tekkesi kurulmuştur. Tekke çevrede kendisine zeytinlikler oluşturmuş ve Edremit esnafı ile içli dışlı bir şekilde varlığını sürdürmüştür. Edremit Ahi teşkilatı ise ustalık törenlerini burada yapmıştır. Tekke 1826 yılında Yeniçeri ocağı ile Bektaşi tekkelerinin kapatılması sırasında kapatılmıştır. Kapatıldığında tekkenin 1100 adet zeytin ağacı bulunmaktadır. Yöre Bektaşileri kendi içlerine kapanmış ve törenlerini artık evlerde gizli yapmaya başlamışlardır. Ustalık törenleri ise kimlik değiştirerek yine Çanlı Baba tekkesinde yapılmaya devam etmiştir. Son törenler 1950 li yıllarda yapılmış ve ondan sonra yapılmamıştır. Bugün Çanlı Baba tekkesi Dereli yolu üzerinde sadece Çanlı Ali Baba’nın türbesinin bulunduğu bir şekildedir. Edremitlilerin gönlünde hala kutsaldır. Saygınlığını sürdürmektedir.

KAYNAKÇA

Faroqhi S.-2003-Anadolu’da Bektaşilik, Simurg Yay. İst.

Balcıoğlu T.H.-1937-Tarihte Edremit Şehri, Balıkesir Vilayet Matbaası, Balıkesir

Haslukck F.W.-1995-Ant Yay. İst.

 118 total views,  1 views today

Diğer Yazılar

SİNEMADA 12 EYLÜL: TANK PALETİYLE GELEN NEOLİBERALİZMİN BEYAZPERDEYE YANSIMASI.

Neoliberalizmin karşısında küçük insan: Faize Hücum, Namuslu, Banker Bilo Faize Hücum / Zeki Ökten Film …

1 yorum

  1. Iyi aksamlar Paşa sultan tekkesi hakkında bilgiler var mi Tesekkurler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir