EDREMİT’İN KURULUŞU HAKKINDA

Sinan Kahyaoğlu

GİRİŞ:

Verimli arazilerin uygun yerlerinde veya ticaret yollarının kesiştiği yerlerde önemli ticaret merkezi olan kentler kurulmuştur. Bu kentler varlığını bulunduğu coğrafyaya göre muhafaza etmişlerdir. Böyle özelliklere sahip kentler yüzyıllar boyu değerini yitirmemiş ve varlığını devam ettirmiştir. Bazı kentler ise ticaret yollarının değişmesi veya limanların alüvyollarla dolması veya tarım alanlarının verimini kaybetmesi gibi nedenlerle önemini kaybetmiştir. Bu tür kentlerin varlığı ancak arkeolojik kazılar sonucu ortaya çıkabilmektedir. Ülkemizde bu örneklerin hepsine rastlamak mümkündür. Batı Anadolu kıyılarında en eski dönemlerde kurulan en önemli kent Truva’dır. Truva Çanakkale boğazının girişinde Anadolu tarafında kurulmuştur. Boğazın önemi ve hemen ardındaki verimli tarım alanları bu kenti önemli hale getirmiştir. Truva Hitit İmparatorluğu’na bağlı bir kent krallıktır. Bu dönemde yine Hititlere bağlı yöremizde Teb kenti mevcuttur. Teb kenti Eybek dağı eteğindeki Kumlucalar mevkiinde kurulmuştur. O dönem için oldukça kalabalık bir kenttir. Teb kentinin coğrafi konumu dört yol kavşağında yer almasıdır. Bu yollar Kalkım’dan gelen hanlar yolu, Ayvalık’tan gelen İzmir yolu, İvrindi’den gelen Balıkesir yolu ve Küçükkuyu’dan gelen Çanakkale yollarıdır. Bu yollar bugünde Edremit’i körfezin en büyük ve canlı kenti halinde tutmaktadır.

Teb kenti o dönem için yörenin en büyük kenti olup Truva ile akrabadır. Teb kralı kızını Truva kralı Priamos’un oğlu Hektor’a vermiştir. Bu dönemde Edremit körfezi de çaylar tarafından tam olarak doldurulmadığından dolayı daha içerilere kadar gelmektedir. Körfez kenarında en yüksek yer bugünkü Ören’dir. Burası deniz kıyısında müsait bir alandır. Edremit bu kıyıya hakim tepede M.Ö.1443 yılında Teb kralı tarafından kurulmuş bir liman kentidir. O dönemde adı Pidasus’tur. Pidasus suyu bol anlamında Luvice bir sözcüktür. Edremit’in kurulduğu yerin yakınında Burhaniye çayı ile Havran çayları denize akmaktadırlar. Bazı kaynaklarda Edremit’in adı kurulduğu tarihte Luvice Adramut olarak verilmiştir. Adra baba tanrı mut ise vadi olup baba tanrının vadisi anlamındadır.

Teb kentinin limanı olarak kurulan Edremit Truva savaşlarına kadar liman olarak ticarette önemli yer tutmuştur. Bu dönemlerde yöremiz Hititlere bağlı kent krallıkları olarak yönetilmişlerdir. Teb kenti de Hititlere bağlı bir kent devletçiğidir.M.Ö.1280 yılında Hititler Mısırlılarla yaptığı Kadeş savaşını kazanamamıştır. Kadeş savaşından sonra Hititlerin yıldızı sönmüştür. Bunun üzerine aynı tarihlerde Akalar Truva’yı kuşatmıştır. Truva savaşları sırasında Akalı komutan Akhilleus tarafından Teb’e kenti yerle bir edilmiş ve yıkılmıştır. Teb’in bu yıkılmasından sonra kent bir daha toparlanamamış ve kurulamamıştır. Truva savaşlarından sonra Anadolu’da 400 yıl sürecek bir karanlık dönem başlamıştır. Bu döneme ait bir arkeolojik kazı bulunamamıştır. Bu dönemde Edremit kenti sönük bir liman olarak varlığını devam ettirmiş olmalıdır. M.Ö.800’lü yıllarda Sardes merkezli Lidya devleti kurulmuştur. Lidyalılar zaman içinde çok zenginleşmişler ve ülkelerini imar etmeye başlamışlardır. Bu dönemde Edremit’te Lidya topraklarına katılmıştır. Lidya’nın önemli bir liman kenti olmuştur. Lidya prensi Adramytion tarafından kent tekrar düzenlenmiştir. Lidya döneminde Edremit daha da güzelleşmiştir. M.Ö.548 yılında Persler Lidya’yı yıkıp Anadolu’yu ele geçirmişlerdir. Lidya’nın yıkılmasından sonra Edremit Pers toprağı olmuştur. Persler döneminde Edremit Manyas yakınlarındaki Daskyleion satraplığına bağlı bir kenttir. Bu dönemde Mora yarımadasındaki Atina kenti Persleri Maraton kara savaşı ile Salamis deniz savaşında yenince Ege kentlerini Perslere karşı savunmak için Attik Delos deniz birliğini kurmuştur. Edremit’te bu birliğe dahil olmuş ve Atina’ya vergi vermiştir.M.Ö.330 yılında Büyük İskender Persleri Anadolu’da yenmiş ve Anadolu’yu ele geçirmiştir. Böylece Edremit bu tarihte Makedonya İmparatorluğu’na katılmıştır.M.Ö.323 yılında Büyük İskender’in ölümünden sonra imparatorluğu parçalara ayrılmıştır. Edremit Trakya’da kurulmuş Lysimakhos krallığına düşmüştür. Lysimakhos Selovkos ile savaşa giderken hazinelerini Bergama’ya bırakmıştır. Lysimakhos savaşta ölünce Bergama krallığı kurulmuş ve topraklara sahip çıkmıştır. Böylece Edremit Bergama krallığına bağlı bir liman kenti haline gelmiştir. Bergama Krallığı da M.Ö.132 yılında Roma’ya geçmiştir. Böylece Edremit Roma İmparatorluğu’na bağlı bir liman kenti olmuştur. Roma İmparatorluğu Edremit’te bir mahkeme kurmuştur. Mahkeme kurulması Edremit’in önemli bir kent olduğunu gösterir. Roma döneminde Edremit Mysia bölgesindedir.

Roma İmparatorluğu gerekli gördüğünden dolayı 330 yılında başkentini Roma’dan İstanbul’a taşımıştır. Bu taşımayı İmparator Konstantin yapmıştır. Konstantin başkenti taşırken imparatorluğun dinini de değiştirmiştir. Bunun için 325 yılında İznik’te ilk Hristiyan konsülünü toplatmıştır. Böylece Roma İmparatorluğunun başkenti İstanbul, dini ise Hıristiyanlık olmuştur. Hıristiyanlığın resmi din olarak kabul edilmesinden sonra Edremit’te de ilk kiliseler açılmış ve eski pagan tapınaklar tahrip edilmiştir.395 yılına kadar Edremit İstanbul merkezli Hıristiyan Roma İmparatorluğu’nun bir liman kentidir. 395 yılında kavimler göçüne dayanamayan Roma İmparatorluğu ikiye ayrılmıştır. Birisi başkenti Roma olan Batı Roma İmparatorluğu, diğeri ise başkenti İstanbul olan Doğu Roma İmparatorluğu. Doğu Roma İmparatorluğu daha sonraki yıllar içinde Bizans İmparatorluğu adını alacaktır. Bu bölünme sonucunda Edremit’te Doğu Roma İmparatorluğu toprağı olmuştur. Hıristiyan Bizans İmparatorluğu limanı olarak yüzyıllar boyu hizmet vermiştir. 718 yılında Emevi Devleti İstanbul’u ikinci defa kuşatmak için sefere çıkınca Edremit’e de gelmiş ve burayı talan etmiştir. Edremit İslamiyet’le ilk defa bu yıl tanışmıştır.

1071 yılında Büyük Selçuklu İmparatorluğu ile Bizans İmparatorluğu Malazgirt savaşını yapmış ve Bizans yenilmiştir. Malazgirt zaferinden sonra Türkmenler hızla Anadolu’yu ele geçirmişlerdir.1075 yılında Kutalmışoğlu Süleyman Şah tarafından İznik merkezli Anadolu Selçuklu Devleti kurulmuştur. Süleyman Şah hızla devletini güney Marmara ve kuzey Ege taraflarına doğru genişletmeye çalışmıştır. 1076 yılında Süleyman Şah Edremit’i de zapt etmiştir. Fakat bu arada İzmir merkezli Çaka Beyliği de kurulmuştur. Çaka Bey ilk denizci Türk beyidir. Çaka Bey oluşturduğu donanma ile hızla Ege limanlarını ve adalarını ele geçirmeye başlamıştır. Edremit’te bu çalışmalar sırasında Çaka Beyliği’ne geçmiştir. Böylece Edremit Anadolu Selçuklu Devleti ile Çaka beyliği arasında çekişme konusu olmuştur. Süleyman Şah 1086 yılında ölünce Selçuklularda fetret devri başlamıştır.1092 yılında tahta 1.Kılıçaslan geçmiştir. Bizans’ın kışkırtması ile Kılıçaslan Çaka Beyi öldürünce Edremit tekrar Selçuklulara geçmiştir.

Selçukluların bu şekilde Bizans’ı güneyden ve doğudan kuşatarak adeta Anadolu’dan tamamen atması üzerine Bizans papalıktan yardım istemiştir. Papanın çalışmaları ile 1095 yılında ilk haçlı seferi düzenlenmiştir. Bu haçlı seferi büyük bir ordu ile İstanbul’a gelmiş ve bu ordu hemen boğazdan geçirilmiştir. Bu ordunun ilerlemesi ile Anadolu Selçuklu Devleti geri çekilmek zorunda kalmıştır. Başkentini İznik’ten Konya’ya taşımıştır. Artık yıkıldığı 1308 yılına kadar başkenti Konya olmuştur. Anadolu Selçukluların geri çekilmesi ile Edremit tekrar Bizans toprağı olmuştur. Bu sırada Bizans tahtında Aleks Kommenos vardır.

EDREMİT’İN TAŞINMASI :

Birinci haçlı seferi sırasında tüm Marmara ile Ege kıyılarının tekrar geri alınmasından Bizans İmparatorluğu memnun olmuştur. Bizans imparatoru Aleks Kommenos toprakları geri kazanınca oraları tekrar düzenlemek için çalışmalara başladı. Eumathios Philokales adında birisini Antalya valiliğine atadı. Philokales 1108 yılında görev yerine giderken Edremit’e geldi. Edremit yoğun savaşlardan dolayı harap bir halde idi. Philokales yeniden düzenleme çalışmaları kapsamında Edremit’i güvenlik amaçlı biraz daha geriye çekerek yeni bir kent kurdu. Çevredeki dağınık insanları buraya topladı. Edremit’in bu yeri bugünkü yeridir. Fakat bazı sorunlar vardır. Philokales’in Edremit’i içeriye taşıması ile tekrar kent ikiye ayrılmış oldu. Yeni kent Hititler dönemindeki Teb kentine yakın bir yere kuruldu. Yeni kurulan kent yeni Edremit iken diğeri yine o içeride yeni kurulan kentin limanı olan eski Edremit. Eski Edremit ise zaman içinde Roma döneminde yapılan su kemerleri yüzünden Kemer Edremit olarak anılmaya başlandı. Böylece Edremit ve Kemer Edremit diye iki kent ortaya çıktı. Edremit denizden 8km.içeride dört yol kavşağında. Kemer Edremit ise bu Edremit’in limanı.

1108 yılında kent taşınırken ortaçağ kentlerine uygun olarak düzenlendi. Kentin bu taşınma sırasında Akpınar yakınlarına taşındığı ve kentin suyunun bu pınardan sağlandığı ileri sürülmektedir. Bu yeni taşınma yerini tespit ederken bazı coğrafi özelliklere bakmak gerekir.

Kazdağı’nın uzantısı olan Sivri dağından bir kol ovaya doğru uzanır. Bu kola Karadağ adı verilir. Bugün Ortaoba köyünün üstündedir. Bu Karadağ’ın uzantısı Edremit içindeki yarma denilen yere kadar gelir. Burada biter. Bu sırt yarmadan sonra Sivri’ye doğru Çardaktepe, Çamtepe , Durdağı ve Karadağ olarak uzanır. Bu sırtın uç noktası ise parkın içindeki tepe gazinosudur.

Eski Edremitlilerin anlattığına göre Akpınar bu uç nokta olan Tepe gazinosunun eteğinde imiş. Burada eskiden ördekli park denilen bir havuz vardı. Bu havuzun suyunun bu Akpınar’dan geldiği ileri sürülüyordu. Kentin bu pınar çevresine kurulduğu söyleniyordu. Fakat bazı sorunlar mevcuttu. Çünkü burası park olmadan önce mezarlık imiş.

İkinci bir teze göre Akpınar Karadağ’ın alt kısmında bulunan kalkerli Durdağı’nın eteğinde imiş. Burası bugün Bektaşi Çanlı Ali Baba tekkesinin altındaki taş ocağıdır. Burada büyük bir karstik kaynak mevcutmuş. Bugünde burada bir karstik kaynak bulunmaktadır. Bu çıkan suyun Dereli yolu üzerindeki çeşmesine ise bugünde Ak çeşme adı verilmektedir. Bu gür kaynak suyu çay oluşturacak kadardır. Bu su çıktıktan sonra gürleyerek bugünkü Edremit’in çayiçi caddesinin bulunduğu yerden akarak Soğuktulumba çevresinde Edremit çayına karışırmış. Philokales kenti taşırken buraya taşımış olmalıdır. Çünkü burası su başında ve ovadan yüksektedir. Tam ortaçağ kent kültürüne uygundur. Birde kentin savunması için kalesinin olması gerekir. Philokales kentin kalesi içinde kentten biraz daha uzakta Karadağ’ın yan yamaçlarında bulunan bir tepe üzerine kentin kalesini yaptırmıştır. Burası ise bugün Dereli kalesi olarak anılmaktadır. Yakınında Dereli köyü bulunur. Burası Dereli kalesi değil Edremit kalesidir. Bu verilere göre 1108 yılında Bizans valisi Philokales tarafından kent kurulurken yaptırılmıştır.

1189 yılındaki haçlı seferi sırasında Edremit haçlı ordusu tarafından yağma edilmiştir.1206 yılındaki haçlı seferi sırasında ise Latinler İstanbul’u işgal etmişlerdir. Bizans imparatorluğu ise İstanbul’u kaybedince başkentini İznik’e taşımış ve oradan tekrar İstanbul’u geri almak için Haçlılarla mücadeleye başlamıştır. Bizans tüm enerjisini İstanbul’u kurtarmak için Latinlerle mücadeleye yöneltince Anadolu Selçuklu Devleti rahatlamıştır. Bu dönemde Edremit’te Latin imparatorluğuna geçmiştir. Fakat Latinler İstanbul’u korumak gayesi ile hareket ettiklerinden Edremit dahil diğer kentlerine pek bakamamışlardır. Bunu fırsat bilen Anadolu Selçuklu Devleti ise batı Anadolu kıyılarına akınlara başlamıştır. Bazı kaynaklara göre bu akınlar sırasında 1231 yılında Edremit Selçuklu komutanı Yusuf Sinan tarafından fethedilmiştir.

Fakat bu sıralarda İç Asya’da Moğollar büyük bir imparatorluk kurmuş ve batıya doğru akınlara başlamışlardır. Onların önünden kaçan Türkmenler ise Anadolu’yu doldurmuşlardır. Türkmenlerin gelmesi ile Anadolu’da bir sürü sorun oluşmuştur. Selçuklu sultanı Gıyasettin Keyhüsrev bu sorunları çözemeyince Anadolu’da 1240 yılında Babalılar isyanı başlamıştır. Bu isyan kanlı bastırılmış ama devletinde gücü sarsılmıştır.1243 yılında Moğollar Selçukluları Kösedağ savaşında yenmiştir. Kösedağ savaşının kaybından sonra Selçuklu Devleti Moğolların egemenliğine girmiştir. Kösedağ savaşından sonra Gıyasettin Keyhüsrev destek bulmak amacı ile 1247 yılında Edremit’e gelmiştir. Bu dönemlerde Edremit ortada bir kenttir. Zaman zaman Bizanslılar egemen olurlarken, zaman zaman Türkler egemen olmaktadırlar. Kent bugünkü Dereli yolu üzerindeki eski Narlık köyü yerindedir. Kentin mezarlığı ise bugünkü park ve çevresindedir. Ayrıca bugünkü otogarın yanında maşatlık denilen yerde mezarlıktır. Bazı araştırıcılara göre burası şehitlik anlamındadır ve Edremit kuşatılırken şehit olan Türk askerleri buraya defnedilmiştir. Kalenin Dereli köyü yakınında olması ve kale kuşatması sırasında şehit düşenlerin defnedilmesi olarak Maşatlık denilen yerin seçilmesi biraz garip görünmektedir. Çünkü arasında çok büyük mesafe vardır. Tahminimce burasıda Bizans döneminden beri mezarlık olarak kullanılmaktadır. Kent dağ eteğinde su başında kurulmuş iken mezarlık ise kentin hemen eteğinde ovaya kurulmuştur. Bu ortaçağ kent sistemine uygundur.

KURŞUNLU CAMİ:

Bazı kaynaklarda bu cami Balıkesir ilinde tek Selçuklu eseri olarak gösterilir. Gerçekten Balıkesir’de Selçuklu eseri yoktur. Caminin tabelasında yapılış tarihi olarak Hicri 700 yılı gösterilmektedir. Yusuf Sinan’ın ölüm tarihi olarak ta 700 gösterilmektedir. Oysa Yusuf Sinan 1231 yılında Edremit’i fethetmiş ise 700’ün miladi yılı olan 1278 yılına kadar yaşaması biraz zor gibi görünmektedir. Camiyi Yusuf Sinan yaptırmış ise bu iki tarih arasında yaptırmış olması gerekir. Cami eski kentin aşağısındadır. Kenti fetheden bir komutanın camisini ise kentin dışına yaptırması da biraz dikkat çekmektedir. Cami Selçuklu mimari tarzında değildir. Cami tek odalı revakları korint sütun başlıklı üç sütunlu, çatısı kubbeli bir camidir. Kubbe Selçuklularda görülmez. Selçukluların genel mimarisi kümbet tarzı çatıdır. Kubbeli çatılar Osmanlılar döneminde görülmektedir.

Yöredeki anlatılanlara göre bu cami kentin dışında bahçeler arasında imiş. İnsanlar sabahları camiye giderlerken bahçelerdeki köpeklerin saldırmasında korktuklarından dolayı zorluk yaşıyorlarmış. Bu durum bize caminin kent dışında kurulduğunu gösterir. Eski kent bugün çevre yolunun üstünde Dereli yolunda bulunmaktadır.

Caminin haziresinde Yusuf Sinan’ın ve daha başka birkaç kişinin mezarı vardır. Yusuf Sinan’ın mezar kitabesi eski yazı şeklindedir. Yazı 1948 yılında Tahir Harimi Balcıoğlu ve dönemin müftüsü tarafından okunup kayda alınmıştır. Bu kayıt kitabe bugün cadde tarafında günümüz yazısı ile asılıdır. Cami adını kubbesindeki kurşun kaplamalardan alır.1300 yılında kent Karesi Beyliğine geçmiştir. Karesi Beyliği ile kent artık kesin olarak Türklerin eline geçmiştir. Kurşunlu camisine Karesi Beyliği eseri olarak ta bakabiliriz. Bu biraz daha mantığa yakın gibi görünmektedir. Çünkü kent Karesi Beyliğinin kurulduğu tarihlerde Bizans’ın elindedir.1304 yılında Karesi Beyliği topraklarına katılmıştır.

SONUÇ:

Edremit bulunduğu konum itibari ile kuzey Ege’nin önemli kentlerindendir. İlk kuruluşu Hititler dönemine gider. Bu dönemde Teb kentinin limanı olarak kurulmuş iken Truva savaşları sırasında Teb kenti yıkılmış ve bir daha kurulamamıştır. Liman kenti olan Edremit ise varlığını devam ettirmiştir. Çeşitli savaşlar ile el değiştirmiş ve sürekli varlığını korumuştur.1090 yılında Çaka Beyin eline geçmiştir. Haçlı seferleri sırasında Bizans Ege bölgesini tekrar ele geçirince yeni düzenlemeler ile Edremit Ören’deki deniz kıyısından içeriye bugünkü Durdağı’nın eteğindeki Akpınar çevresine taşınmıştır. Burada bugün Narlık köyünün kalıntıları vardır. Kent yeniden düzenlenirken ortaçağ kent kültürüne göre kent için yakınlarda bulunan bir tepe üzerine de kalesi inşa edilmiştir. Bugün bu kaleye Dereli kalesi adı verilmektedir. Aslında kaleye Edremit kalesi denilmesi gerekir.1108 yılından 1231 yılına kadar kent Bizans hakimiyetinde kalmıştır. Haçlı seferlerinin gevşemesi ile Selçuklular tekrar batı Anadolu kıyılarına doğru seferlere çıkmaya başlamışlardır.1206 yılında Bizans’ın kışkırttığı haçlı seferleri bu sefer kendilerini vurmuştur. İstanbul’a gelen haçlı Latinler İstanbul’u işgal etmişlerdir. Bizans ise İstanbul’u kaybedince İznik’e taşınmıştır. İznik’e taşınan Bizans bu tarihten sonra tüm enerjisini İstanbul’u geri alabilmek için Latinlerle mücadeleye vermiştir. Bu arada Edremit Bizans’ın kontrolünden çıkmış ve Latinlerin kontrolüne girmiştir. Latinlerin elinde iken yöremize Türk akınları olmuştur. Burhaniye’deki Taylı Baba, Kızıklı Köyündeki Sinan Dede yöremize gelen erken Türkmen dervişleridirler. Bazı araştırıcılara göre 1231 yılında Yusuf Sinan Edremit’i Latinlerden almıştır. Edremit kalesi önünde şehit düşen Türkleri ise kentin dışında bugünkü Maşatlık denilen yere defnetmişlerdir. Bu tez biraz sorunlu olsa da böyle kabul edilmektedir. Yusuf Sinan Edremit’i fethettikten sonra kentin aşağı tarafına Kurşunlu camisini yaptırmıştır. Kurşunlu camisi Balıkesir’de mevcut tek Selçuklu eseri kabul edilmektedir. Cami Selçuklu mimari tarzına uymamaktadır. Kitabesinde yapılış yılı hicri 700 yazmaktadır. Bu ise miladi 1278 yılına denk gelmektedir. Yusuf Sinan 1300 yılında Karesi Beyliği’nin kurulduğu tarihte ölünce bu caminin haziresine gömülmüştür. Camiye Selçuklu eseri denilmekten ziyade Karesi Beyliği eseri demek daha mantıklı gibi görünmektedir.1206 yılında İç Asya’da Moğol imparatorluğu kurulmuş ve bu imparatorluk batıya doğru sefere çıkınca önünden pek çok Türk aşireti Anadolu’ya dolmuştur. Bu gelen aşiretler Anadolu’da karışıklıklara neden olunca Selçuklu Devleti bu karışıklıklara son verememiş ve bu yüzden sıkıntılar başgöstermiştir.1240 yılında Babalılar isyanı olmuştur. Bu isyanı Selçuklular zor bastırmışlardır. Bu isyanın bastırılmasından sonra 1243 yılında Kösedağ savaşı olmuş ve Selçuklular Moğollara yenilerek onların kontrolüne girmiştir. Moğollara karşı destek amaçlı 1247 yılında Gıyasettin Keyhüsrev Edremit’e gelmiş ama aradığı desteği bulamamıştır. 1300 yılında ise son Selçuklu sultanı Mesut’un emri ile batıya doğru gelen Karesi Bey Balıkesir’de beyliğini kurmuştur. Karesi Beyliğinden sonra Edremit Osmanlı Devleti’nin toprakları olmuştur. Osmanlı döneminde 1484 yılında kentin yanına Bektaşi Çanlı Baba dergahı kurulmuştur. Tahminimce 19.y.y. içinde kalelerin savunma yeni tekniklere karşı savunma gücü kalmayınca kent ovaya doğru taşınmaya başlamış olmalıdır. Kent önce Sığırönü, daha sonra Darsofa ve oradan bugünkü eski Bayramyerine inmiş ve Kurşunlu camisinin çevresini sarmış olmalıdır. Kent ovaya taşınınca eski yerde bir köy kalmıştır. Bu köy Akpınar’ın bol suyundan dolayı bahçeliktir. Nar bol yetiştiğinden dolayı kalan kent kalıntısı köyün adı da zamanla Narlık olmuş olmalıdır. Narlık köyü de 19.y.y. sonunda dağılmıştır.

Kaynakça:

Gıyas Yetkin-1957-Kuruluşundan Bugüne Edremit’te olup Bitenler, Türkdili Matbaası, Balıkesir

Uzunçarşılı İ.H.-1981-Anadolu Beylikleri, T.T.K.B. Ankara

Kommena A.-Malazgirt’in Sonrası, İnkılap Kitabevi, İst.(Çeviren: Bilge Umar)

Umar B.-1993-Türkiye’de Tarihsel Adlar, İnkılap Kitabevi, İst.

Akdağ M.-2010-Türkiye’nin İktisadi ve İçtimai Tarihi, YKY, İst.

Yetkin G.-1949-Edremit Tarihinden Yapraklar, Kağıt Basım İşleri A.Ş. İst.

Gücü R.-2011-Geçmişten Geleceğe Edremit Körfezi Tarihi, Burhaniye Ticaret Odası Kültür Yayınları, Balıkesir

Özdemir Z.-2001-Adramyttion’dan Efeler Toprağı Edremit’e, Milsan A.Ş. İst.

Balcıoğlu T.H.-1937-Tarihte Edremit Şehri, Vilayet Matbaası, Balıkesir

Diğer Yazılar

ANA DİLDE ISRAR

  Hatice Kavran / 11.09.2021 Batı toplumlarında milliyetçiliğin henüz olmadığı tarihlerde, bu toplumları en fazla …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir