FELSEFENİN COĞRAFYASI

Sinan Kahyaoğlu

Felsefe gerçeği düşünce ile araştırmaktır. Grekçe bilgi seven anlamına gelir. İlk defa İtalya’da okulu bulunan Pisagor kullanmıştır. Felsefe dünyada ekonomik bakımdan kalkınmış ve özgür düşüncenin olduğu ülkelerde gelişmiştir. Şimdi dünyaya bir bakalım.

Dünyada üç kuşak vardır. Soğuk, orta ve sıcak kuşak. Soğuk kuşak kutupların altı olup güney yarıkürede kara yoktur. Kuzey yarıküredeki soğuk kuşakta ise kutup altı halkları yaşar. Bir uygarlık geliştirememişlerdir. Sıcak kuşak ise dönenceler arası olup çöller ve ekvatoral kuşağı kapsar. Çöllerde sıcak ve kuraklıktan dolayı, ekvatoral bölgelerde ise ormandan ve sıcaktan dolayı bir uygarlık gelişmemiştir. Dört mevsimin yaşandığı orta kuşak dediğimiz dönenceler ile kutup daireleri arasındaki alanlar uygarlığın gelişmesi için uygun alanlardır. Güney yarıküredeki orta kuşakta ise yeterli kara parçası yoktur. Kuzey yarıkürede ise uygun alanlar olduğundan dolayı uygarlık burada gelişmiştir. Orta kuşağın nehir boylarında büyük su uygarlıkları gelişmiştir. Bunlar Mısır’da Nil boyunda gelişen Mısır uygarlığı, Mezopotamya’da Fırat ve Dicle nehirleri arasındaki Sümer, Asur, Babil uygarlıkları, Hindistan’da Ganj ve İndüs nehirleri boylarındaki Hint uygarlığı, Çin’de Hoangho ve Yangçe nehirleri boylarındaki Çin uygarlığı, Türkistan’da Seyhun ve Ceyhun nehirleri arasındaki Maveraünnehirdeki Türk uygarlığı gelişmiştir. Buralarda insanlar devlet aşamasına da gelmişlerdir. Bu ülkelerde devletlerin kurulması ve uygarlığın gelişmesi ile düşünce alanında da büyük gelişmeler yaşanmıştır. Bu dönem düşüncelerine mitos denir. Çünkü düşünceler mitler ile anlatılmıştır. Bu uygarlıklardan Sümer uygarlığında yazı bulunmuş ve düşünceler yazıya dökülerek ölümsüzleştirilmiştir. Günümüzde okunan Sümer tabletlerinden çok şeyler öğrenmekteyiz. Daha okunmayan pek çok tablet vardır. Bu tabletlerde ise neler yazılıdır bilememekteyiz. Bunlar okundukça düşüncelerimizde değişecektir. Bu nehir boylarında üretimin bol olması, devletin güveni sağlaması ile insanlar farklı alanlarda düşünmeye başlamışlardır. Mısır’da da Nil vadisinde ve deltasında bol miktarda ürün elde edilmiş ve güçlü devlet kurulmuştur. Bazı rivayetlere göre Batan Atlantis kıtasından Toht Mısır’a gelmiş ve buraya özgür düşünceyi getirmiştir. Toht’a İslam düşüncesinde İdris peygamber denir ve terziliğin piri kabul edilir. Başka kaynaklarda ise Hermes diye geçer. Felsefenin ve tek tanrılı dinlerin çıkış noktası Mısır’dır.

Mısır aşağı ve yukarı Mısır diye iki bölüme ayrılır. Bu iki Mısır kendi arasında iki devlet halindedir. Her devletin kendi tanrısı vardır. Amentehop bu iki devleti birleştirmeyi başarmıştır. İki devlet birleşince dini de birleştirmek için Amentehop Aton dinini kurmuştur. Bu dinde tanrı tektir ve adı Amon-Ra’dır.M.Ö.1300’lü yıllarda Musa Aton rahibi olarak köle Yahudileri Mısır’dan kaçırmış ve onları Aton dininin seçilmiş halkı yaparak Yahudiliği kurmuştur. Daha sonra bu dinden Hıristiyanlık ve İslamiyet doğmuştur.

Anadolu ise M.Ö.2000’li yıllarda Hititlerin egemenliğinde büyük bir imparatorluk haline gelmiştir. Ege kıyıları Hititlere bağlı kent devletleri halindedir. Batı Anadolu’da en önemli kent Çanakkale boğazı girişindeki Truva’dır. Mora yarımadasında ise Grek kent devletleri vardır. Ege havzasında anaerkil yapıdan ataerkil yapıya geçilmiş ve bu durum dinde Olimpos tanrıları olarak dönüşmüştür. Bu dine bağlı olarak mitoslar gelişmiştir.M.Ö.1200’lü yıllarda Birleşik Grek kent devletleri Hititlerin zayıflığından faydalanarak Truva’ya saldırmışlar ve yıkmışlardır. Truva’nın yıkılmasından sonra Anadolu karanlık bir döneme girer. Truva kuşatmasını anlatan Homeros’un yazdığı İlyada destanı kalır. İlyada destanı Ege tanrılarını ve kuşatmayı anlatmaktadır. Anadolu M.Ö.800’lü yıllara kadar karanlıkta kalır. İlyada destanıda bu dönemde yazılır. Karanlık dönemden sonra Anadolu’da Frigya ve Lidya devletleri kurulur. Frigya ana tanrıça Kibele’ye inanmaktadır.M.Ö.696 da Kimmerler tarafından yıkılır. Lidya ise Gediz havzasında Sardes başkentli olarak büyük bir gelişme gösterir. Parayı bulur ve ticarette kullanır. Kral yolunu yaptırarak Mezopotamya ile ticareti başlatır. Ege kıyılarında Efes’i en önemli liman olarak düzenler. Buraya Artemis tapınağını inşa ederler. Lidyalılar döneminde Milet’te çok önemli bir liman kentidir. Mısırla arasında önemli ticaret yapılmaktadır. Refah seviyesinin yükselmesi ile elit tabaka düşünmeye zaman bulmuştur.

İran’da ise M.Ö.8.y.y.da Medler imparatorluk kurmuş ve Anadolu’ya doğru genişlemeye çalışmışlardır. Persler Medleri yıkıp kendi imparatorluklarını kurmuşlardır.

M.Ö.6.y.y da dünyanın çeşitli yerlerinde felsefi düşünceler filiz vermiştir..İran’da Zerdüşt(M.Ö.628-551),Anadolu’da Tales(M.Ö.625-547),Hindistan’da Buda (M.Ö.563-500),Çin’de Konfüçyüs(M.Ö.551-479)

Lidya devletine bağlı Karya bölgesinde Milet’te Tales Mısır’a gidip gelmiş ve oradan pek çok şey öğrenmiştir. Daha sonra mitolojiden etkilenerek ilk maddeyi sormuş ve düşünmeye başlamıştır. Böylece felsefe ortaya çıkmıştır. Tales ilk filozof kabul edilir. Tales’le beraber Mitostan Logosa geçilmiş ve bilimsel düşünce başlamıştır. Tales’in kurduğu okula Milet okulu denir. Bunlar doğa filozofu olarak anılırlar. Değişen dünyada değişmeyen maddeyi aramışlardır. Tales, Anaksimandros, Anaksimenes, ve Heraklit. Heraklit aynı zamanda ilk diyalektikçidir. Efes’te yaşamıştır.

Lidya’nın özgür düşüncesinde Ege bölgesinde Felsefe gelişirken İran’da Medleri yenen Persler Anadolu üzerine sefere çıkmışlardır. M.Ö.546 yılında Sardes’i ele geçiren Persler tüm Anadolu’ya hakim olmuşlardır. Pers hakimiyetinin başlaması ile felsefe Anadolu’yu terk etmiştir.

Tales’in öğrencisi Pisagor ise Lidya’nın yıkılmasından dolayı İtalya’nın güneyine gitmiş ve orada Kroton liman kentinde kendi okulunu kurmuştur. Burada hem matematik ile hem de felsefe ile uğraşmışlardır. Felsefe adını ilk defa burada Pisagor kullanmıştır. İtalya’da da kent devletleri vardır ve herkes fikirlerini özgürce ifade edebilmektedir. Pisagor dünyanın sayılardan oluştuğunu ileri sürmüştür. Aynı yıllarda İtalya’nın yine güneyinde Elea kentinde Ksanofanes(M.Ö.569-477) tarafından Elea okulu kurulmuştur. Elea okulunun en önemli düşünürü Parmenides’tir. Bu okul değişen dünyada değişmeyenin ruh olduğunu ileri sürmüştür.

Bu okuldan sonra oluşun tek maddeden değil çok maddenin bileşip ayrılması ile meydana geldiğini ileri süren plütaristler ortaya çıkmıştır. Bunlar Empedokles, Anaksagoras ve Demokritos’tur. Empedokles İtalya’da, Anaksogoras Ege bölgesinde, Demokritos ise Trakya’da yaşamışlardır. Bu arada Mora yarımadasındaki kent devletlerinden birisi olan Atina Anadolu’daki kıyı kentlerini ve Ege adalarını Pers hakimiyetinden kurtarmak için M.Ö.477 yılında Attik Delos deniz birliğini kurmuştur. Daha önce kendisine saldıran Persleri yenip durdurduğundan dolayı 150 kadar kent bu birliğe katılmış ve Atina’ya vergi vermiştir. Bu alınan vergiler ile Atina’da hayat kalitesi yükselmiştir. Atina demokrasi ile yönetilmektedir. Komşusu Sparta ile savaş halindedir. Atina’ya yeni yasalar koyan Perikles Anaksagoras’ı Atina’ya davet etmiştir.Atina’ya gelen Anaksagoras burada aklı öne çıkaran fikirler öne sürünce dine hakaret ediyor diye suçlanmış ve Atina’dan Lapseki’ye kaçmak zorunda kalmıştır. Bu refah seviyesi içinde Atina’da felsefe Sokrates ile başlamıştır. Demokrasi ile yönetildiğinden seçimlerde kazanmak düşüncesi ile elit tabaka çocuklarına hitabet sanatını öğretmek istemektedir. Bunun için sofist denilen gezici öğretmenler ortaya çıkmışlardır. Bunlar gittikleri yerlerde farklı farklı düşüncelerle karşılaştıkları için hiçbir şeyin aynı olmadığını ve insana göre değiştiğini ileri sürmüşlerdir. Sokrates Atina’da insanın ahlak yönüne dönmüş ve Atina sokaklarında dolaşarak felsefe yapmıştır. Onun öğrencisi Platon ise Mısır’a gitmiş ve oradan bazı şeyler öğrenerek Atina’da Sokrates’in öğrencisi olmuştur. Platon Atina’da Akademi okulunu kurmuştur. Kendisi idealar felsefesini oluşturmuştur. Aynı zamanda ideal bir devlet tasarımı yapmıştır. Sokrates’i Atinalılar gençleri yoldan çıkarıyor diye suçlamışlar ve ölüme mahkum etmişlerdir. Sokrates zehirlenerek öldürülmüştür. Aristo ise Makedonya’da dünyaya gelmiştir. O yılların dünyasının bilim merkezi Atina’dır. Aristo’da Atina’ya gelmiş ve Platon’un öğrencisi olmuştur. Platon’un ölümünden sonra kendi okulu olan Lykeion’u kurmuştur. Makedonya imparatoru Büyük İskender’e hocalık yapmıştır. Büyük İskender’in M.Ö.332 yılında Biga yakınlarında Granikos savaşı ile Persleri yenmesi sonucu Anadolu Pers hakimiyetinden kurtulmuştur. Bu arada İskender Atina’yı da ele geçirmiş ve Atina demokrasisi sona ermiştir. Aristo Büyük İskender’in Atina’yı almasından sonra okulunu kurmuş ve Büyük İskender’in gölgesinde 10 yıl büyük eserlerini vermiştir. O hocası Platon’dan ayrılarak madde ile ideayı birleştirmiş ve form-madde görüşünü ileri sürmüştür. Ayrıca sağlıklı düşünmenin kuralları olan mantığı kurmuştur. Aristo’nun etkisi o kadar büyük olmuştur ki günümüze kadar gelmiştir. Yer merkezli evren anlayışı onundur. Klasik mantığın kurucusudur. Güneş merkezli evren teorisini ortaya atan Aristarkhos onun parlaklığı yüzünden görülememiştir. Ta ki 1543 yılında Kopernik’e kadar.M.Ö.323 yılında İskender ölünce Atinalılar Aristo’yu sıkıştırmışlar ve Aristo Atina’dan kaçarak Eğriboz adasına sığınmıştır. Orada ölmüştür. Büyük İskender’den sonra Helenistik dönem başlamıştır. Bu dönemde Mısır’da İskenderiye kenti kurulmuş ve burada çalışmalar başlamıştır. İskenderiye’de Helenistik dönemde büyük bir kütüphane oluşturulmuş ve bir okul kurulmuştur. Bu okul İskenderiye okuludur. Okul Ptolemius tarafından kurulmuştur.642 yılına kadar açık kalmıştır. Helenistik dönemde Epikür(M.Ö.341-271) Atina’da, Kıbrıslı Zenon(M.Ö.336-264) Atina’da, Pyrrhon (M.ö.361-270) Septik okulu kurarak felsefe dersleri vermişlerdir. Lysimakhos’un ölümü ile M.Ö.241 yılında Bergama krallığı kurulmuş ve bu krallık bilimsel yönden gelişmiştir. Bergama krallığı büyük bir kütüphane oluşturmuştur. Aynı zamanda Mısır’dan papirüs gelmeyince kağıdı bularak bugünkü anlamda ilk kitabı oluşturmuşlardır. Bergama kenti o yüzyıllarda dünyanın sağlık merkezi olmuştur. Galen en ünlü hekimleridir. Bergama krallığı M.Ö.132 yılında Roma hakimiyetine geçmiştir. Mısır’da doğan Plotinos(205-270) Roma’ya gelerek Yeniplatonculuk okulunu kurmuştur. Roma İmparatorluğu faydacılık felsefesini kurarak Epikürcülükten, Stoacılıktan, Septik okulundan ve Yeniplatonculuktan etkilenmiştir. Roma döneminde yeni felsefe akımları ortaya çıkmamış ve mevcut akımlardan faydalanılmıştır.

Roma İmparatorluğu 330 yılında siyasi gerekçelerle başkentini Anadolu’ya taşımak zorunda kalmıştır. İmparator Konstantin İstanbul’u seçmiş ve kent başkent olarak düzenlenmiştir. Bu arada Roma İmparatorluğu dinini de değiştirmek istemiştir. Bunun için 325 yılında İznik’te ilk konsül toplanmış ve Hıristiyanlık Roma İmparatorluğu’nun resmi dini olarak kabul edilmiştir. İstanbul başkent olarak düzenlenirken kentin ortasına devlet tapınağı olarak Ayasofya inşa edilmiştir.330 yılında Roma İmparatorluğunun başkenti İstanbul olmuştur.395 yılında kavimler göçü ile Roma İmparatorluğu ikiye ayrılmış ve Roma Batı Roma İmparatorluğu’nun, İstanbul ise Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkenti olmuştur. Hıristiyanlık ise arzu edildiği gibi gelişememektedir. Bunun önünde engel açık bulunan felsefe okullarıdır.414 yılında İskenderiye okulunda papaz Kril tarafından kışkırtılan halk Hypatia’yı öldürmüşler ve İskenderiye kütüphanesinin bir bölümünü yakmışlardır.529 yılında da imparator Jüstinyen tarafından Atina felsefe okulları kapatılmıştır. Artık Atina’da felsefe bir daha canlanmamıştır.532 yılında buna tepki olarak İstanbul’da Nike ayaklanması olmuş ve bu ayaklanmada Ayasofya yakılmıştır. Ayaklanma bastırıldıktan sonra Ayasofya yeniden inşa edilmiştir. Bugünkü Ayasofya 537 yılında bitirilen o Ayasofya’dır. Hıristiyanlığın resmi din olarak kabul edilmesinden sonra felsefe Hıristiyanlığa dayanak haline getirilmiştir. Bu döneme Ortaçağ felsefesi denir ve yaklaşık 1000 yıl sürmüştür. ikiye ayrılır; ilk dönemi Patristik felsefe olup esas olarak Platon’u temel alır. İkinci dönemi ise Skolastik dönem olup bu dönemde de Aristo esas alınmıştır. Skolastik dönemde felsefe önce manastırlarda(395-1000),sonra katedrallerde(1000-1150),1150 yılından sonra da İtalya ve Fransa’da oluşan üniversitelerde okutulmuştur.

Bu arada 632 yılında Arap yarımadasında İslam dini ortaya çıkmış ve kurulan İslam devleti kısa bir süre içinde tüm Ortadoğu’yu ele geçirmiştir.642 yılında Mısır’da Araplar tarafından ele geçirilmiş ve İskenderiye kütüphanesi yakılarak okulu kapatılmıştır.9.Y.Y.da Abbasiler döneminde eski Mezopotamya’da kurulan Bağdat şehrinde felsefe yeniden başlamıştır. El Kindi, Farabi, İbni Sina Aristo’yu takip ederek dersler vermişlerdir. İslam dünyasında Bağdat’ın yanında Endülüs Emevi devletinde de büyük bir gelişme olmuş ve İbni Rüşt burada yetişmiştir. İbni Rüşt diğer Avrupa devletlerinin düşünürlerini etkilemiştir. İbni Arabi’de Endülüs te doğmuş sonra Anadolu’ya gelerek Konya’da çalışmalar yapmıştır.1111 yılında Gazali’nin etkili olması ile felsefe İslam dünyasında sona ermiştir.1095 yılında haçlı seferleri başlamış ve bu seferler sonucunda Avrupa’da Rönesans hareketi başlamıştır. Rönesans İtalya’da başlamıştır. Daha sonra Hollanda, Fransa ve İngiltere ve Almanya’ya geçmiştir. Bu dönemin düşünürleri Erasmus, Thamos More, M.Luter, Machiavelli, Mohtaigne ve G.Bruno’dur.

Bu arada Anadolu’da Anadolu Selçuklu Devleti Moğollara yenilmiş ve Anadolu’da pek çok beylik kurulmuştur. Bunlardan Osmanlı Beyliği genişleyerek balkanlara çıkmış ve 1453 yılında İstanbul’u alarak Doğu Roma İmparatorluğu’na son vermiştir. Aynı tarihlerde Avrupa’da matbaada bulunmuş ve kitaplar basılmaya başlanmıştır. Kitapların kolay basılması ile bilgiye ulaşmak kolaylaşmış ve bir bilim hareketi başlamıştır. Leonardo Vinci ve Kopernik yeni bilimsel görüşler ileri sürmüştür. Kopernik Aristo’nun kurduğu yer merkezli evren anlayışını değiştirmiş ve yerine güneş merkezli evren anlayışını getirmiştir. Galile ise ilk teleskopu bularak uzay araştırmalarına yeni bir boyut getirmiştir. G.Buruno ise İtalya’da yakılarak öldürülmüştür.

İstanbul’un Osmanlılar tarafından alınmasından sonra sıra Akdeniz’e gelmiş ve Osmanlı donanması Akdeniz’de de büyük başarılar kazanmaya başlayınca 1492 yılında Endülüs devletini yıkıp birliğini sağlayan İspanya Kristof Kolomb ile Amerika kıtasına ulaşmıştır. Portekizliler ise 1498 yılında Hindistan’a varmışlardır. Bu büyük coğrafi keşifler tüm dünyada büyük değişiklikler meydana getirmiştir. Amerika’dan elde edilen sermaye ile Avrupa ülkelerinde yeni bir zengin sınıf doğmuştur. Bu sınıf burjuva sınıfıdır. Bu sermaye ile 17.yy.da İngiltere ile Fransa’da modern felsefe doğmaya başlamıştır. İngiltere’de Francis Bacon(1561-1626),Fransa’da ise Rene Descartes(1596-1650). Bu burjuva sınıfı nedeniyle felsefe gelişmeye başlamış ve post kartezyen filozoflar olarak Spinoza ve leibniz ortaya çıkmıştır.18.y.y. ise aydınlama yüzyılı olmuştur. Bu dönemde İngiltere’de empirizim, Fransa’da kuşkuculuk, daha sonra Almanya’da ise idealizm gelişecektir. İngiltere’de J.Locke, G.Berkeley ve D.Hume büyük filozoflar olarak ortaya çıkmışlardır. Fransa’da ise 18.y.y içinde büyük düşün adamları yetişmiştir. Bunların fikirleri 1789 yılında Fransız ihtilalinin olmasına neden olmuşlardır. Devlet yönetimi olarak cumhuriyet gelişmiş ve demokrasi öne alınmıştır. Almanya’da bu dönemde İ.Kant ve F.Hegel ortaya çıkmıştır.19.y.y. ise farklı bir şekilde gelişmiştir.

Bu yüzyılın başında İngiltere’de büyük sanayi devrimi gerçekleşmiş ve üretim son derece kolaylaşmıştır. Büyük sanayi devrimi İngilizlerin empirik bilgilerinin sonucudur. Büyük sanayi devrimi ile kapitalizm doğmuş ve sömürgecilik başlamıştır. İnsanlar arasındaki gelir farkını gören K.Marks (1818-1883)ise sosyalizm felsefesini geliştirmiştir. K.Marks ayrıca Heraklit’in felsefesi olan diyalektik felsefeyi geliştirerek Diyalektik materyalizmi kurmuştur.19.y.y. içinde İngiliz J.Stuart Mill (1806-1873) ise üretilen malların insan için olduğunu ileri sürerek faydacı felsefeyi ortaya atmıştır. Bu felsefe Amerika’da W.James (1848-1910) tarafından pragmatizm olarak düzenlenmiştir. Amerikalı John Dewey(1859-1952) ise bilgiyi sorun çözmekte kullanmış ve faydacılığı farklı bir şekilde açıklamıştır.1929 yılında felsefenin doğduğu topraklar olan Anadolu’ya gelerek Türkiye Cumhuriyetine eğitim felsefesi oluşturulmasında danışmanlık yapmıştır. Almanya’da Niçe farklı fikirlerle ortaya çıkmış bir filozoftur. Yine Almanya’da Wittgenstein analitik felsefeyi kurmuştur. 20.y.y.da ise yine Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinde çeşitli filozoflar yetişmiş ve çeşitli fikirler ileri sürmüşlerdir. Henri Bergson, Whiteheard, Bernad Russel, Edmund Hussel,J.Paul, J.P.Sarter, Dilhhey Avrupa’da yetişen çeşitli filozoflardan bazılarıdır. Japonya’nın ekonomik bakımdan gelişmesi ile Japon felsefecilerde yetişmeye başlamışlardır. Gerek Japon, gerek Çin, gerek Hintli felsefeciler görüşlerini ABD veya Avrupa ülkelerinde ileri sürebilmişlerdir.

Osmanlı imparatorluğunda ise felsefe hiç olmamıştır. Tanzimat fermanının ilanından sonra batılılaşma başlayınca felsefe de gündeme gelmiş ve 1908 2.Meşrutiyetin ilanından sonra felsefe dersleri okullarda okutulmaya başlanmıştır. Cumhuriyet bu geleneği devam ettirmiş ve üniversitelerde felsefe kürsüleri kurulmuştur. Felsefenin doğduğu topraklarda felsefe yeniden yeşermeye başlamıştır. Dünyanın diğer coğrafyalarında ise felsefe hala yoktur. Felsefenin gelişmesi için demokrasi ile yönetilen bir devlet, ekonomik yönden kalkınmışlık ve özgür bir düşünce iklimi şarttır. Bu şartların olduğu yerde felsefe gelişmiş ,bu şartların kaybolduğu yerden ise felsefe çekip gitmiştir.

Anadolu’da felsefe Tanzimat ile tanışmış Büyük Atatürk ile layık olduğu yere gelmiştir.

Osmanlı döneminde Baha Tevfik, Ahmet Nebil, Rıza Bölükbaşı v.d. felsefe ile ilgilenmişlerdir. Cumhuriyet döneminde Nusret Hızır, Hilmi Ziya Ülken, Macit Gökberk, Nermi Uygur, Takiyettin Mengüşoğlu, Ahmet İnam, Selahattin Hilav, İoanna Kuçuradi, Bedia Akarsu, Ahmet Cevizci ,Örsan Öymen v.d. felsefeciler yetişmiştir. Türkiye’de 65 üniversitede felsefe bölümü vardır.

 158 total views,  2 views today

Diğer Yazılar

Aşılamadaki sorun: Halk mı mesafeli, iktidar mı yeterince gayretli değil?

Mustafa Durmuş 30 Temmuz 2021 Sağlık Bakanı Koca’nın Çarşamba günü yaptığı açıklamalara göre; Covid-19 vaka …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir