Atları da Vururlar: Çılgın yarışa eşlik eden bir çöküşün tasviri.

İnsan özgürlüğünün özü, onun hiçbir şeye mecbur edilmemesinde gizlidir.”

J.W Schelling

Yönetmen: Sidney Pollack

Oyuncular: Jane Fonda, Michael Sarrazin, Susannah York, Gig Young, Red Buttons, Bonnie Bedelia, Michael Conrad.

Yapım Yılı: 1969

Film bir atın koşma sahnesiyle açılır. Aynı anda bir dış ses, dans yarışması anonsuyla kuralları duyurur. Özgürlük ve zorunluluğun tasvir edildiği bu sahneyle yönetmen Sidney Pollack, filmin esprisini bildirir. Özgürce koşmakta olan bir atın tökezleyip ayağını kırması ve onu izleyen ihtiyar adamın ateş ederek atı öldürmesine şahit olan Robert karakterinin (Michael Sarrazin) çocukluğunda yaşadığı bu travma, bazı sembolleri içinde barındırır. Özgürlüğü sembolize eden pastoral ortam yani kır, yerini acımasız rekabetin sahnesi olacak kent mekanındaki bir çadıra bırakmıştır. Özgürlük ve zorunluluğun çatışmasının birlikte gösterildiği bu sahnede çocukluğun özgür günlerinden ayakta kalmaya, tutunmaya çabalayan bireye dönüşen Robert’in hikayesine tanıklık ederiz. Robert tiplemesiyle yönetmen Sidney Pollack, kırlardan kentlere göç etmek zorunda kalan binlerce insanın tutunmak için mücadelesine bir bakış sunar.

Dans yarışması için kuyruğa giren onlarca yarışmacının kendi aralarında yaptığı tartışmada sığırlarla insanların karşılaştırılması, sığırların bile insanlardan daha iyi yaşadıklarına dair sarf ettikleri sözler, Amerikan kapitalizminin 1929 büyük depresyonunda insanlığın düşürüldüğü durumu gözler önüne serer. Filmin eleştirel gerçekçi tonunu bu diyalogla gösteren Pollack, zaman zaman nihilizme kayan anlatı stratejisinin ip uçlarını ortaya koyar. Etkisi 1930’lu yıllar boyunca devam edecek olan büyük depresyonun eşliğinde yaşamak ve ayakta kalmak için yarışmak zorunda bırakılanlar kendi durumlarının farkındadırlar. Bu farkındalık, henüz bir itiraza ve isyana dönüşmediği için birey ve toplum planında açmazı derinleştirir.

Yarışmanın sunucusu Rocky’nin (Gig Young) sözlerinden yansıyan 1500 gümüş dolarlık ödül için belki de aylarca sürecek dans yarışması için dans etmek zorunda olan çiftlerin, insan bedeni dayanısının sınırlarının zorlanmasıdır. Bu zorlanım, filmin dramatik çatışmasının ta kendisidir. Rocky, yoksullaşmanın ağır baskısı altında “refahın” iki adım ötede olduğunu vaaz eden Amerikan başkanı Herbert Hoover’ın devletlü diliyle eziyete dönüşen bir eğlentinin kurbanlarına hitap eder. Bu yanılsamanın yarattığı heyecan, yoksulların dans yarışmasına yönelik yoğun ilgisinin nedenidir. Burjuva bireyin içine sürüklendiği yoksulluk, ondan kurtulmanın yine bireysel mücadele yoluyla olacağı yanılsamasını kuvvetlendirir. Filmin dramatik akışına yön veren bu olguyu, filmin iki başrol oyuncusu Gloria (Jane Fonda) ve Robert (Michael Sarrazin) diyaloğundan yansır. Filmlerde tutunamayan iki oyuncu adayı, son çare olarak yarışmaya katılmak ve dans yarışmasının sonucu hayalini kurdukları büyük ödüle ulaşmak için pisttedirler.

Bir diğer yarışmacı Harry (Red Buttons) denizci olarak katıldığı 1.Dünya Savaşı’ndan vücudunda 32 şarapnel yarası ve hiçbir geliri olmadan emekli olan emekli bir askerdir. Şansını yarışmada arayan diğer yarışmacılar gibi o da yoksulluğun yıkımından kurtulmanın derdindedir.

Yarışmaya katılan bir diğer yarışmacı Ruby (Bonnie Bedelia) gebe bir kadındır. Gerçekte dünyaya getirmek üzere olduğu bebeğine daha iyi bir yaşam kurma hayaliyle yarışmaya katılmıştır. Bir mola sırasında Ruby ile Gloria arasında geçen bir diyalogda Gloria’nın “madem bakacak kadar kazancınız yok, neden bu kötü dünyaya çocuk getirdiniz ?” sözüne alınan Ruby ile yaşadıkları gerilim, dans pistinde çiftler arasında kavgaya dönüşür. Aslında bu durum, yarışmanın ve yıkıcı rekabetin henüz doğmamış bir çocuğun hayatını tehlikeye atabilecek boyuta geldiğinin bir göstergesidir.

Yarışmanın bir aşamasında çiftlerden kendilerine verilen üniformaları giyerek koşmaları istenir. Dans pisti artık çılgın bir koşunun mekanıdır. Yarışmacılardan birbirlerini geçmeleri ve kesinlikle elenecek olan son üç yarışmacı arasında kalmamaları istenmektedir. Filmin bu bölümü, yönetmen Sidney Poiter’ın başarılı yakın plan çekimlerinin etkisiyle birleşerek tempoyu hızlandırır. Kapitalist rekabetin yıkıcı etkisinin bütün çıplaklığıyla aktarıldığı bu sahnelerin sonunda kaybedenler elenir ve kazananlar yorgunluktan bitmiş bir şekilde bitiş çizgisinin az ötesinde yere yığılırlar. Bedenlerin metalaşmasının bir başka boyutu olan yarışma ve ona katılan insanları numaralandırarak tahakküm altına alma, yarışmacı otoriterizmi bütünleyen unsurlardır. Tribünlerde ise heyecan ve coşkuyla yarışmacılara tezahüratta bulunan seyircilerin varlığıyla, Roma’daki gladyatör dövüşlerinin bir benzeri yaşanmaktadır. Seyirciler bedenleri tüketen çılgın amok koşusunun tamamlayıcı ve destekleyici öğesidir.

(Filmin Afişi)

Yarışmanın sunucusu Rocky ile Robert arasında bir mola esnasında geçen diyalogda sınıf düşmüş tiyatro oyuncusu Alice’in (Susannah York) gösterişli elbisesini neden çöpe attığı sorusuna Rocky’nin seyircilerin bu sefaleti izleyip kendilerini iyi hissetmelerini sağladıkları için para ödedikleri bu yüzden gösterişli elbiseyi ortadan kaldırdığı itirafında bulunur. Kendileri kadar sefilleşmiş yarışmacıları seyrederek gündelik sıkıntılarından kurtulan yoksullar, bu sefaletle özleşleşebilmek için yarışmacıların da kendilerine benzemelerini talep etmektedirler. Rocky’nin bu otoriter tutumunu gösterinin metalaşması biçimlendirmektedir. Yarışmanın seyirciye verdiği haz ile yarışmacıların ayakta kalma ve ödüle erişme arzusunun yıkıcı hızı birleşir ve bu atmosfer seyirciler açısından bir tür uyuşturucu işlevi gören bir izleğe dönüşür. Bu diyalektik, yarışmanın neden bu kadar izleyiciyi kendine çektiğini de açıklamaktadır. Yarışmanın bedenleri tüketen etkisi yarışmacıların birer ikişer çökmesine neden olur. Sahnede şarkı söyleyen gebe kadın Ruby, söylediği şarkı karşılığında seyircilerin piste fırlattıkları bozuk paraları yerden toplarken yaşadığı aşağılanmayı önemsemez.

Gloria dans partneri Robert’in Alice ile yaşadığı cinsel yakınlaşma sonucu partner değiştirerek dansa devam eder. Joel, dansı izlemeye gelen Holywood yapımcılarından bir rol kapma çabasındaki yarışmacılardandır. Sonunda istediği olur ve bir filmde iş bularak Gloria’yı ve yarışmayı terk eder. Denizci Harry partnerinin yorgunluktan tükenmesiyle boşta kalır ve mecburen Gloria’nın partneri olur. Bir başka maratonda yarışırken artık koşamayacak kadar yaşlanan Harry’nin kalbi koşuyu kaldıramaz. Güvencesiz bir savaş gazisinin bu trajik sonu ve acımasız bir yarışın kurbanına dönüşmesiyle filmin dramatik çatışmasına yeni bir halka eklenir.

Rocky’nin Gloria ve Robert’e pistte yapacakları göstermelik evlilik teklifi şova yeni bir boyut katmak isteyen ve yarışmacıların sömürüsünden daha fazla kar elde etmenin derdinde olan kapitalistin tutumunu yansıtır. Teklif Gloria tarafından reddedilir.

Yaşadıkları yüzünden yarışmayı terk eden Gloria’nın sürüklendiği ağır bunalım ve çıkışsızlıktan kaynaklı ölme isteği, kapitalizmin birey üzerinde yarattığı ağır tahribatın etkisidir. İş bulamayan, filmlerde rol verilmeyen ağır ve tüketici bir yarışmayı da bedensel ve ruhsal tükenmişlik nedeniyle terk etmek zorunda kalan Gloria’yı öldürmesiyle Robert filmin başında yaşadığı travmaya geri döner. Travma ve anı döngüsü böylece tamamlanır. Kendisini tutuklayan polisin Gloria’yı neden öldürdüğü sorusuna Robert’in yaşadığı şokla verdiği “Atları da vururlar değil mi ?” cevabı, yoksulluktan kurtulmaya çabalayan bireyin acı dolu itirafı gibidir. Hemen bütün oyuncularının rollerine bürünmedeki başarısıyla bütünlüğe ulaşan Atları da Vururlar, başrol oyuncusu Jane Fonda’nın sinema kariyerinde daha sonra rol alacağı politik filmler serisinin de ilk filmidir.

(Yönetmen Sydney Pollack ve aktris Jane Fonda film setinde)

Yönetmen Sidney Pollack’ın kapitalizmin 1970’li yıllarda yaşadığı bunalımla sarf ettiği “Zaman döngüseldir. Acımasız olaylar yaşıyoruz ve hiçbir şey öğrenmiyoruz, dersimizi almıyoruz. 1932’deki Büyük Bunalım1 tekrarlanıyor. Sonuç belki iyi olacak ya da insanlar birbirlerini yok edecekler” sözlerinden yansıyan eleştirisine koşut olarak, Amerika’nın Vietnam depresyonunu yaşadığı ve neredeyse bütün kurumlarının eleştirel tutum aldığı 1968-1971 arasındaki sosyal-siyasal koşulların bir ürünü olmasıyla sinema tarihinde yer etmiş bir yapım. Pollack’ın eğlence kapitalizminin kurbanlarını olanca gerçekliğiyle beyaz perdeye aktardığı Atları da Vururlar, bugün örneğine pek sık rastlamadığımız türden bir eleştirel gerçekçilik klasiği… Filmin uyarlandığı romanın yazarı Horace Mc Coy’un eserinin değerinin çok sonra farkına varılması herhalde tarihin garip bir cilvesi olsa gerek. Atları da Vururlar‘ın tartışmaya açtığı eğlence kapitalizmi, bugün başka biçimler altında devam ediyor.

Ümit ÖZDEMİR

Ocak 2021

1https://tr.wikipedia.org/wiki/Büyük_Buhran

 334 total views,  2 views today

Diğer Yazılar

Bir Avuç Cesur İnsan: Derelerin özgür akması için verilen mücadelenin öyküsü

Prof. Dr. Mutlu Parkan’ın saygın anısına… Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir